Daha yazmayı düşünmüyordum böyle bırakırım demiştim
Ama gireyim dedim wattpade bir de ne göreyim
1k oy?! 7k okunma
Dedim omen tonrem final yapmadan bırakamam bu kitabı
Sizi seviyore 💗
***
Marketten aldığım yumurtaların parasını ödemek için cebimden yeterli parayı kasiyere uzattım. İşlem bittiğinde yumurtaları kasiyerin verdiği poşete koyuduktan sonra saygı amaçlı eğilerek dışarı çıktım.
Yaklaşık 2 haftadır Minhoyla görüşmüyorduk. Her şeyini o kadar özlemiştim ki delirecek gibi hissediyordum. O kadar üzgündüm ki onu görmek için her şeyimi verecek gibiydim. En saçma bir şey dahi bana onu hatırlatıyordu. Şu zamanda çok düşünmüştüm.
Çok da ağlamıştım.
Aslında bakılırsa ilk başta kendime inanamamıştım. Neden böyle yaptığımı sorgulamaktan kendimi alamamıştım. Sonradan ise onun, beni bunu zorlamış gibi davrandığını hissettiğimden kızmıştım. Şuan ise kabul etmiştim. Açıkcası kendime de kızmıştım çünkü düşündükçe bunu hazır olmadığım için değil korktuğum için yaptığımı anlamıştım.
Sonuçta evlilik birbirini sevmek ve aynı çatı altında birbirine saygılı bir şekilde yaşamaktı. Zaten ben işimi yaparken neredeyse 7/24 onun yanındaydım. Zaten biz ikimiz birbirimizi çok iyi tanıyorduk. Zaten onun her huyunu biliyordum. Tek değişecek şey birlikte yaşamamız ve herkesin bilmesiydi.
Fakat korkmuştum.
Korkmuştum çünkü ben değişmekten her zaman korkan biri olmuştum.
İnşa ettiğim hayat bir anda biraz da olsa farklılaşacağını hissedince her zaman yaptığımı yapıp kaçmıştım. Bu sefer eski seçimlerim gibi olmamıştı. Kaçmayı seçtiğim zamanlar bana bir eksisi olmamıştı hiçbir şeyin.
Şuan ise büyük bir eksi yaratmıştı hayatımda.
2 hafta boyunca alışkanlıktan sabahın köründe mutlu uyanmam, zaten benim işime yani ona çok odaklandığımın göstergesiydi. Hayatımın merkezi Minho olmuştu. Onun yüzünden mutlu kalkıp sonradan aklıma gelenlerle bir posta daha ağlıyordum.
Ne kadar ağladığımı tahmin edemezsiniz.
Seungmin her sabah işe kalkarken ben de sabahın köründe kalkıp onun gitmesine imreniyordum. Hyunjin çoktan yeni işine başlamıştı. İkisi de olabildiğince benimle ilgileniyor, beni mutlu etmek için uğraşıyorlardı.
Sabahın köründe uyanıp onlara yemek hazırlıyordum bende. Bir işe yaramıyor gibi hissediyordum. Sürekli dalgındım. Aynı şuan olduğu gibi. Yolda yürürken bir yere takıldığımda az daha düşecekken biri bana yardım etmişti. Belimden tuttuğunda aklıma düşen anılarla moralim bozulmuştu.
Düşme tehlikesini atlatıp tekrar dikildiğimde beni tutan kişinin endişeli bakışlarını yakaladım. "İyi misiniz?" derin bir nefes alıp kafamı iki yana salladım. Karşımda duran kız kaşlarını merakla havalandırıp konuşmamı bekledi. Açıkcası beni öyle güçlü bir şekilde tutmasına şaşırmıştım çünkü zayıf bir kızdı. Zayıf olduğu kadar da uzundu gerçi.
Elini bakışlarımın önünde birkaç kez şaklatıp sonra da elini ne oldu der gibi açmıştı. Bu hareketiyle bir anda ağlamaya başladığımda şaşkınlıkla bana bakmıştı.
Nedensiz bir şekilde haraketleri ve yüzü Minho'ya o kadar benziyordu ki istemsizce ağlamaya başlamıştım. Bir elimi yan şekilde gözlerime kapattığımda o eliyle elimi gözümden çekmişti. Gözlerinde gördüğüm şefkat dolu bakışla burnumu çekmiştim.
"Gel bir şeyler içelim." Neden bilmiyorum ama hiç itirazsız kabul edip onu takip etmiştim. Onun yönlendirmesiyle birlikte anladığım kadarıyla onun evine gelmiştik. Koltuğa oturup etrafı süzdükten sonra derin bir nefes almıştım.
"Adın ne?" Gözlerimi bir süre yüzünde gezdirdikten sonra cevap verdim. "Adım Jisung. Senin ne?" Önüme soğuk kahve getirdiğinde bardağı elime almıştım. "Teşekkürler..."
"Bir şey değil. Chaerin bende." Bir süre sonra bana ne olduğunu sorduğunda 3 saate yakın bir süre anlatarak yakınmıştım. Ağlamamı saymıyorum bile. İlk tanışmamız çok garip olmuştu fakat pek umrumda değildi. O da bana benzer sorunları olduğunu anlatınca rahatlamıştım.
Birbirimize telefon numaramızı verdikten sonra tekrar görüşmek için söz verip ayrılmıştım. Eve giderken daha hafif ve rahatlamış hissediyordum. Saat biraz geç olduğundan arkadaşlarımın biraz endişelendiği biliyordum.
Kapıyı çaldığımda sanki bunu bekliyor gibi kapıyı açan Seungmin sinirle bana bakıyordu. "Nerdesin sen! Ne kadar korktuk haberin var mı senin?" dediğinde kaşlarımı çatıp ona baktım. Daha içeri girmeden ne demeye bağırıyordu anlamamıştım. Ona cevap vermeyip içeri girdiğimde oturma odasında Hyunjin'in de endişeli ve sinirli halini gördüm.
"Gerizekalı. Ne kadar endişelendik! Telefonunu niye açmıyorsun?" Diye hafif sesi yüksek konuştuğunda bu kadar tepkiyi beklemediğimden şokla ikisine baktım. "Telefonumun şarjı bitmişti?" Hyunjin sinirle kafasını geriye attığında Seungmin dolu gözlerle bana sarılmıştı.
Şaşkınlığım artarken ona geri sarılmıştım. "Kendine zarar verdin sandık!" Alay dolu sesimle konuştum. "Yapacaktım ama vazgeçtim." Fakat onlar alayımı anlamamış gibi kızmaya başladılar.
"Saçmalama jisung! Bir manyak için değer mi!" Gülmemek için kendimi zor tutuyordum. "Haklı. İyice manyadın. Bırak ne yapıyorsa yapsın! Artık onun yaptığı seni bağlamaz. Şerefsizin teki. " Hafif sinirlendiğimi hissettiğimde az çok bilmediğim bir şeylerin döndüğünü anlamıştım.
"Bende istifa edeceğim. O adamın yüzüne daha bakmam jisung!" Seungmin'in dediyle şok oldukça sorarsam söylemeyeceklerini anladım. Eğer onlara ayak uydurursam anlarım gibiydi. Ağlamak için biraz durduktan sonra başardığımda Hyunjin'e sarıldım. "Böyle bir şey yapacağını hiç düşünemezdim..."
Hyunjin şefkatle geri sarıldı. "Evleniyorsa evlensin sana adam mı yok?" Duyduğum kelimeyle yerime çivilendim. Ağlamayı bıraktım, Hyunjin'e sarılmayı bıraktım. Sadece hem şaşkınlık hem endişe hem de korkuyla etrafa bakındım.
"Ne?" Kendimin bile zorla duyacağı şekilde mırıldandım. "Ne dedin?" Hyunjin ve Seungmin birbirlerine bakarak yutkundular. Şuan hayattan soyutlanmış gibiydim. Fakat kabul etmedim.
Bağırarak konuştum. "Ne demek evleniyor! Ne saçmalıyorsunuz!" Dünyam başıma yıkılıyor gibi hissediyordum. Kabul etmiyordum fakat doğru olabileceğinin farkındaydım. Babası onu sürekli şirket için kullanıyor ve biriyle sevgili yapıyordu. Bunu biliyordum.
"Biz... Biliyorsun sanmıştık..." diye teker teker konuşan Hyunjin'e baktım. Bilseydim cidden çökmüş olurdum. Elime onun telefonunu geçirip magazin sayfalarını aradım hızla. İkisi de bana endişeyle bakarken ellerim titriyor delirecek gibi hissediyordum.
Bana bunu yapamazdı.
En sonunda bir tane bulduğumda haberler kısmına girip adını arattım. Gördüğüm fotoğrafla yutkunamadığımı hissettim. Nişanlandığını belirten haberle telefonu düşürdüm.
Gökyüzü başıma inseydi, daha iyi hissederdim.
Bugün mizah yok sadece pain
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Secretary or Lover | Minsung
Fiksi PenggemarKimseye ikinci bir şans tanımayan katı kurallı Ceo Minho, Sekreteri Han'a ikinci bir şans tanımıştı. Bu şansın farklı bir duruma dönüşeceğini nerden bilebilirdi ki? ~ Texting+Düz yazı Seme Minho Uke Jisung © Bütün telif hakları Whats wrong with sec...
