Renk.

96 12 0
                                    


Gözlerim dolmaya devam ediyordu. Ben ağlamazdım. Çünkü üşengençtim bir kere. Bir kere ağlamakla bitmiyordu ki. Ağlıyordun, bitmiyordu. Küfür ederek bir daha, neden ağladığını hatırlıyor ağlıyordun, bir daha küfür ederek ağlıyordun. Bir de ağlayarak göz yaşını israf ettiğin şerefsizin kim olduğunu anlayıp tekrar ağlıyordun. Ve ağladığım ve ağlamamaya söz verdiğim için  kendime küfrederek son bir kez ağlıyordum. 


Uzun sürüyordu.


Ve ben unutmuştum. En önemlisi ben ağlamayı unutmuştum. Birkaç senedir böyleydi. Göz pınarlarım dolar dururdu. Bense bir küfür savurup def ederdim. Yıllarca böyle yaparak ağlamamıştım. Bazen ağlamanın nasıl bir his olduğunu merak edecek kadar batardım.


Karşımdaki hoca bana öyle bakıyor, herkes susuyordu. Aptallar.  Hızlıca önümde duran kalem ve deftere uzandım. Büyük ihtimalle bunları Duygu koymuştu. Ders felan umrumda değildi çünkü. Ben aldığım zaten aldığım derslerin notlarını çıkarmaya çalışırken, bilmem ne sayısının karekökü beni ilgilendirmiyordu.


Kanıma karışan umutsuzluk eroin gibiydi. Bağımlılık yapıyordu. Gülümsüyordum. Ama içten değildi. Bir bağımlıyı doyuran şeyin hap olmasına rağmen arada yemek yemesi gibiydi. Ben hüzünle doyarken arada bir sahtelikten nasibini almış birer mimik yolluyordum o kadardı. 


Hemen yanımda duran bez çantaya eşyalarımı fırlatırken diğerleri eski haline dönüş Sümge ilkini anlatıyordu. Ne olduğunu anlamak zor değildi.


Aptal.

Duygu ise ne yapacağını bilemez şekilde bana bakıyordu. Hatta birkaç şey fısıldadığını duyabiliyor anlamıyordum. Konuşamıyordum. Eşyalarımın tam olduğuna karar verdikten sonra hızlı adımlarla sınıfta çıktım. 


Göz pınarlarım son haddesine kadar dolmuş onlara izin vermemi bekliyorlardı bir süredir.

Çok sayılmazdı sadece birkaç yıldır izin istiyorlardı bende izin vermiyordum.

Ne zaman çıktığımı fark etmemiştim ama okulun kapısından çıkmış durmuş deli gibi boş boş bahçeye bakıyordum.


Okuldan kaçamazdım. Büyük Hakan Sönmez Hannibal'ı elimden almakla ilgili birkaç tehdit savurduğundan cesaret edemiyorumda diyebiliriz de.  Okulun en boş kısmına arka tarafa ilerlerken omzumda gördüğüm siayh ojeli elle durdum. 


Karşımda bir adet soluk soluğa kalmış Duygu Duman duruyordu.  Yoklama alınırken duymuştum. Soyadını bilmem, onu donuna kadar araştırmamdan kaynaklı değildi. Evet bunu yapmıştım. Çünkü.. her  neyse boş verin.O elini çekerken bende ona döndüm.


''Hey! Naber dostum?'' bir eliyle inip çıkan göğsünü tutarken diğer elini sağ omzumdan yeni çektiği elini bu sefer kolumun yan tarafına koyarak sıvazladı. Acınacak halime acıyordu. Birkaç saniye  ben ona boş boş baktım. O da nefesini toparladı. Cevap vermedim. 


Tekrar arkamı döndüm ve yürümeye başladım. 


BİA.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin