15 f • [1/2]

510 58 40
                                        

uzuuun zaman sonra merhabalar ♡

birkaç dakika içinde ağlayan, gülen, tekrar ağlayan ve ailesine aşık bir yoonie.. bu kurgudan nasıl ayrılacağım ben..

evet, finalimize giriş yapmış bulunmaktasınız ancak tek parça olmayacak. dalgi'ye kavuştuğumuz ikinci kısmı çok daha özel olacak hepimiz için eminim. iyi okumalar <3

hamileliğinin 40. haftası. 23 Ocak.

"Öncelikle çıtçıtlı olanları yerleştir, en önemliler onlar."

"Daha kullanışlı oluyorlar sanırım, değil mi?"

"Evet, öyleymiş." Yoongi derin bir nefes alıp verdi, hemen yanında doğum çantasını hazırlayan eşi çok huzurluydu, sonunda tüm bu sürecin bitecek ve yavrularını kucağına alacak olması düşüncesi çok mutlu ediyordu. Yoongi onun huzurunu hissedince kalbi titredi, ne çok aşıktı Taehyung'a, gözleri doldu, bir nefes daha çekti ciğerlerine ama dayanamadı, dudakları arasından bir hıçkırık kaçtı.

Taehyung bunu fark ettiğinde bakışlarını hızla eşine çevirdi. "Yoongi, Yoongi'm, noldu hayatım, neden ağlıyorsun?" Önünde eğilip avuçlarını omegasının hemen nemlenmiş yanaklarına koydu, göz altlarını okşayıp parmaklarıyla kuruladı.

"Taehyung, alfam, seni çok seviyorum.."

"Shh, ağlama, ağlama hayatım.." Uzandı, güzel eşinin dudaklarına bastırdı dudaklarını. "Ben de seni çok seviyorum, seni her şeyden çok seviyorum, ağlama birtanem, üzülüyorum sen ağlayınca."

"Üzülme, üzülme sakın, mutluluğumdan ağlıyorum ben, senin güzelliğinden ağlıyorum, senin eşin olarak ne kadar şanslı olduğumu bildiğimden ağlıyorum."

"Ben de Yoongi, ne kadar şanslı bir adamım böyle, sana sahibim, sana aitim."

Biraz sessiz kaldılar, gözleri konuştu bu dakikalarda. Ardından Taehyung eğildi, Yoongi'nin şişkin karnına, tepecik oluşmuş köşesine bir öpücük koydu.

"Dalgi-ah, Yoongi baban ne kadar sulu göz oldu böyle, görüyor musun?" Yoongi kıkırdayıp yenilenen gözyaşlarını sildi elinin tersiyle. "Sen de onun gibi mi olacaksın? Ama ikiniz de ağlarsanız ne yaparım ben?"

"Dalgi senin kopyan gibi olacak bence, hissediyorum Taehyung."

"Ama ben minik bir Yoongi'm daha olduğunu hayal ediyordum." Taehyung eşini güldürmeye devam etmek adına oyununu sürdürdü, dudaklarını büzüp kollarını omegasının beline sarmaya çalıştı, yanağı tamamen Yoongi'nin şiş karnına yerleşti. Bu sırada Dalgi'nin hareketlerini hissetmeye başladı, çok geçmeden de yanağının üzerine belirgin bir tekme yedi.

Yoongi ve Taehyung bunu hissettiklerinde odada koca bir kahkaha patlaması yaşandı.

İkisi de bu hisse yeni yeni alışıyordu: Neredeyse yedi yıllık evliliklerinde her zaman baş başa olmuşlardı; aralarındaki ilişkiye karışan, aralarındaki özel sohbete katılan kimse olmamıştı ve şimdi minik bir beden resmen 'ben buradayım' diyordu. Artık görmezden gelinemeyecek kadar büyümüştü ve birkaç gün sonra da kucaklarında gözlerini açacaktı.

Ne değerli bir histi bu.

Evlerinde pek fazla kullanmadıkları eşyalarını koydukları odayı geçen ay tamamen boşaltmış ve yerine güzel bir beşikle kocaman bir dolap yaptırmışlardı. Odanın birer köşesine alt değiştirme masası ve beşiğin rengiyle uyumlu iki kişilik bir koltuk almışlardı. Zamanla tamamladıkları bebek eşyaları da dolabın bir tarafındaydı, geçen hafta da internetten sipariş ettikleri zıbınlar, tulumlar, eldivenler ve şapkalar gelmişti, her gün açıp açıp heyecanla bakıyorlardı bu minik kıyafetlere, böylece doğum çantasında da eksik var mı yok mu tekrar tekrar kontrol ediyorlardı.

Gülüşleri Yoongi'nin doğum sancılarından biriyle kesilmişti. Birkaç dakika süren bu kasılmaların sonunda yorgun düşen güzel omega oturduğu koltuğa yığılıp kalmıştı.

Ancak alfasının onu öyle bırakmaya niyeti yoktu. Eşinin belinden sıkıca kavrayıp ayağa kalkmasını sağladı önce, ardından sızlanmaları arasında yürütmeye başladı.

Bebekleri için hazırladıkları odadan çıkıp salonda birkaç tur döndüler, sonrasında da kendi odalarına girip aynanın karşısında güzel ailelerini izlediler. Taehyung Yoongi'nin düşüncelerini ağrısından farklı yerlere çekme konusunda iyiydi: Yoongi cevap vermese bile susmuyor, onu güldürmeye, feromonlarını kullanarak onu iyi hissettirmeye çalışıyordu.

Taehyung, artık daha iyi olduğunu anlayınca bu seferde mutfağa götürdü eşini. Masanın bir kenarındaki sandalyeye oturttuktan sonra da mutfak önlüğünü geçirdi kendi boynundan, belindeki ipleri de arkasını dönüp Yoongi'nin bağlamasını sağladı.

Akşam yemeği için besleyici bir çorba yapmaya koyuldu. Buzdolaplarında hangi sebzeden varsa çıkardı, bir yandan onu izleyen Yoongi'sine kur yaparken diğer yandan da tüm sebzeleri yıkayıp doğradı.

"O sebzeler biraz fazla değil mi Taehyung?"

"Çorbanın bir kısmını buzluğa koymayı düşünmüştüm aslında, hastaneden döndüğümüzde bir de çorba yapma telaşına girmeyiz, tüm gün bebeğimizle ilgileniriz. Ayrıca sana bol bol içireceğim zaten, güçlenmen gerek."

"İyi düşünmüşsün." diye karşılık verdi Yoongi. Arada bir sırtını ve karnının alt bölgesini yoklayan kasılmaların arasında karnını okşarken söyledi. "Dalgi-ah, şimdi babanla neden evlendiğimi anladın değil mi?" Yüzünde tatlı bir gülümseme vardı. "Çalışkan, sevgi dolu ve en önemlisi hamarat bir adam. Bana her zaman öyle iyi bakıyor ki.."

Tencereye koyup biraz kavurduğu sebzelerin üzerine kaynamış su eklerken güldü Taehyung. "Hamarat olmasam evlenmeyecektin yani öyle mi?"

"Öyle tabii.." İkisi de tatlı tatlı atışıp gülerek mutfaklarını şenlendirmeye devam ettiler.

(...)

25 Ocak.

"Hayatım badem yağını bulamıyorum!"

"Doğum çantasına koymamış mıydın sen onu?"

Taehyung hatırladığı üzere güldü. "Evet." dedi. "Hastaneye dek ihtiyacımız olmayacağını sandım."

Yoongi, alfasının yüz ifadesini görünce tüm ağrısını ve mide bulantısını unuttu. Son günlerde her ne kadar sakin kalmaya çalışsa da üzerindeki tatlı heyecanın vermiş olduğu şaşkınlıkla bocalıyordu Taehyung. Aslında Yoongi'nin de pek farkı yoktu ancak birbirlerini tamamlayıp iyi idare ediyorlardı.

Taehyung yağı alıp dönene dek önce üzerindeki kazağı, ardından içindeki desteği sıyırdı Yoongi. Geriye kalan son üç gündü ve bugünlerde karnı iyice gerilip sertleşmişti. Ayrıca en başından beri dikkat etse de birkaç çatlak oluşmuştu derisinde. Bazen bunları düşünüp ağladığı oluyordu,  sonrasında da yorgun düşüp uyuyakalıyordu.

Son beş gündür pek kendilerinde sayılmazlardı. Yataklarının üstü tüm gün dağınık kalıyordu çünkü Yoongi sürekli orada vakit geçiriyordu. Ya uyuyor ya oturup sancıların son bulmasını bekliyordu. Sürekli tuvalete gitmek zorunda kalması ve her ayaklandığında Taehyung'un onu yürütmek için dakikalarca dil dökmesi dışında bir sorunları yoktu.

Ve şimdi, yarım saat önce şiddetli bir sancıyla uyanan Yoongi'nin kasılma sıklığını ölçüyorlardı. Telefonundaki zamanlayıcı çaldığında derin bir nefes alıp verdi Yoongi. Neyse ki henüz bir ikincisi gelmemişti sancıların.

Taehyung omegasının hemen önüne oturup önce yavrusunun büyüdüğü şişliğe sonra da Yoongi'sinin dudaklarına sulu bir öpücük bıraktı. Bulup getirdiği badem yağını eline döküp iki eline de bulaştırdı. Ardından da Yoongi'nin şişkin karnına bir güzel yaydı. Çatlakların üzerine özen göstererek her birini okşadı, avuçlarının içinde hissettiği en küçük tekmeye bile gülümsedi, Dalgi'siyle ve eşiyle güzelce konuştu.

Açıkçası Yoongi de Taehyung da sabırlarının son demlerindeydiler. Bunca ay yavrularının büyümesini beklemişken son bir hafta bir asır gibi geçiyordu.

Neyse ki Dalgi'nin babalarını bekletmeye daha fazla niyetini yoktu.

+×+×

SMILES | taegiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin