Prem kaleye giriş yaptığında etraftaki askerler onun için selam durdu. Kapı yavaştan açıldığında atından inip yürüyerek içeri girdi. Kraliçenin uzun verandada dışarı seyrettiğini fark ettiğinde yanına gidip onu selamladı.
"Prem dersinden yine kaçmışsın. Bunun doğru olmadığını biliyorsun."
Prem yaptığının farkındaydı. Derslerini ileride ihtiyacı olduğu için alıyordu. Gelecekte ülkenin başına kendisi geçecekti. Babasına yakışır bir kral olmalıydı.
Akşam yemeği vaktinde beraber yemeklerini yediklerinde Kral elindeki kâğıdı prense uzattı. Prem merakla kâğıdı araladığında babası konuşmaya başladı.
"Ufak bir ziyaret sadece. Üstesinden geleceğine eminin oğlum."
Yarın için şehirde birkaç yeri ziyaret etmesi gerekiyordu. Bunu yapabilirdi. Şehirde dolaşır güzel yiyeceklerin tadını çıkarırdı.
"Tabii ki de."
Havanın ayrı bir güzel olduğu bu günde dışarı çıkmak için üzerine beyaz renkli üniformalarını giydi. Beline yerleştirdiği altın kılıcını da düzelttikten sonra odasından ayrıldı. Atına binip yola koyulduklarında bir adım arkasındaki yaveri konuştu.
"Dün yine gizli şelaleye gittiğiniz değil mi Prens Prem?" Prem başını çevirip arkasındaki kişiye döndü.
"Bana öyle seslenme demedim mi Fluke?"
"Özür dilerim daha alışamadım."
Prem kısaca bir kahkaha attı. Onun çekingen tavrı ile uğraşmak hoşuna gidiyordu. Böylece çok daha fazla kızarıyordu.
"Oradaydım ve ..."
Devamını getiremedi. Ne kadar her şeyini ona anlatsa da dünkü olaydan bahsedemedi. Çünkü Fluke çok ciddi olarak işini yapan bir askerdi. Eğer orada Karanlık Ülkeden biri olduğunu öğrenirse onun ceza almasını sağlayabilirdi.
Şehrin girişine geldiklerinde yoğun kalabalık onları karşılamak için hazırdı. Hafif esen rüzgâr ile birlikte dans eden taç yapraklar Beyaz Diyarı daha bir güzel yapıyordu. İlk yerin önüne geldiklerinde Prem asaletle atından inip içeri girdi. Masalardan birine oturduğunda karşısındaki yerin sahibi titremekle meşguldü.
"Sadece birkaç şikâyet üzerine geldim bayım. Beyaz Diyarda yalan yoktur biliyorsunuz ki. Umarım doğru olarak bana her şeyden bahsedersiniz."
Sahip dizlerinin üzerine çöküp yalvarırcasına her şeyi Prem'e anlattı. Prem olayı güzelce dinledikten sonra uygun cezayı ödemek kaydıyla oradan ayrıldı.
Bugünlük işlerini bitirdiklerinde Prem'in gözüne bir şey takıldı. Burası şelaleye giden yola yakın olduğu için ağaçlıklar arasında duran siyah atı görebilmişti. Demek geri gelmişti. Yavaşça Fluke'un kulağına doğru fısıldadı.
"Bir süre beni takip etmeyin. Hemen geleceğim."
Atını dehlediği gibi oradan uzaklaştığında etrafta şaşkın bakışlar bırakmış, birkaç asker peşinden gitmek için hazırlandığında Fluke onları durdurmuştu.
Prens Prem, uzun ağaçların arkasındaki alana geldiğinde atından inip yürümeye başladı. Uzun şelalesinin yanında duran kişiye doğru yaklaştığında Boun irkilerek ayağa kalktı. Prensin geldiğini fark ettiğinde eğilerek selamını verdiğinde Prem sıkıntı ile iç çekti.
"Tekrar geleceğini düşünmemiştim."
"Burası çok güzel gözüküyordu. O yüzden tekrar uğramak istedim. Rahatsız oluyorsanız bir daha gelmem."
Prem başını sallarken yanındaki siyah atın yelelerini okşayıp şelalenin kenarına ilerledi. Boun bir süre onu izledi. Giydiği beyaz forma vücudunu sarıyordu. Açık kahve saçları rüzgâr ile savaşırken tel tel alnına düşüyordu. Prens Prem... Gördüğü en güzel prens olabilirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
White And Black Swan
FanfictionPrem başını sallarken yanındaki siyah atın yelelerini okşayıp şelalenin kenarına ilerledi. Boun bir süre onu izledi. Giydiği beyaz forma vücudunu sarıyordu. Açık kahve saçları rüzgâr ile savaşırken tel tel alnına düşüyordu. Prens Prem... Gördüğü en...
