Aradan tam 2 ay geçti, kış geriye çekilirken yeni gelen Mayıs ayıyla birlikte bahar kendini belli etmeye başladı. Anlam veremediğim bir şekilde de mutluyduk. Muhtemelen bünyemin stabil ilerleyen mutluluğa alışık olmayışından kaynaklı olarak bunun bozulmasını beklemiştim fakat bu beklentimin aksine her şey o kadar normal ve iyi ilerliyordu ki, ara sıra buna şaşırmadan edemiyordum.
Londra'nın genellikle kapalı olan havasına karşılık, yakaladığımız oldukça güneşli bu pazarı dışarıda değerlendirmek istemiştik. Zayn'in isteği ile minik bir piknik çantası ayarlıyor, bizi götüreceği park için diğer hazırlıkları onun halletmesini bekliyordum.
Hazırladığım sandviçlerle birlikte hemen yanımda duran meyveleri küçük sepete yerleştirdiğim sırada, dolaptan aldığım suları da yanlarına ekliyordum ki, Zayn'in resmen koşarak bir anda mutfağa girmesi irkilmeme sebep olmuştu. Yüzündeki gülümseme kocamandı.
"Her şey hazır!" Dudaklarımdan küçük bir kıkırtı dökülürken masanın üzerindeki sepeti tutup ona doğru uzatırken kendi kendime homurdanmıştım.
"Sonunda nefes alabileceğiz." Zayn başıyla beni onaylayıp elimdeki sepeti aldıktan sonra alnıma ufak bir öpücük bırakarak mırıldanmıştı.
"Bunu hak ettik."
Geçtiğimiz aylarda ikimizin de işleri korkunç bir yoğunluğa girmişti. Yaklaşan kitap fuarlarıyla birlikte onlara yetiştirmemiz gereken çok fazla kitap birikmişti ve çoğu günümü fazla mesaiyle bitirdiğimi hatırlıyordum. Her şey sorunsuz ilerlemişti fakat nefes dahi alamamış olmamız bizi resmen tüketmişti. Bay Light işlerin iyi ilerlediğinden emin olmak için çoğunlukla tepemizde olmayı seçmişti ve bunun da bize ekstra gerginlik olarak geri döndüğünü söyleyebilirdim. Patronun ensemizde olduğu bir ay boyunca neler yaşadığımızı ben ve departmanım çok iyi biliyordu.
Gerçi Bay Light çıkardığımız işten memnun olarak dönüşümlü de olsa herkese üçer gün izin vermiş, bizi ödüllendirmişti. Benim izin sıram ise önümüzdeki hafta çarşamba günü geliyordu. İple çekiyordum.
İşin tuhaf yanı aynı yoğunluğa Zayn'in de girmiş olmasıydı. Patronlarının yeni bir şirketle ufak çaplı bir ortaklık imzalamış olması, muhasebenin başında olan Zayn'e bir anda fazladan iş yükü bindirmişti. Yaptığı işi bana anlattığı birçok seferde onu anlamamış olsam da, bir anda işinin ikiye katlandığını, yeni şirketin de giderlerini işler rayına oturana kadar kontrol altında tutması gerektiğini söylemişti. Bu durumun onu fazlasıyla gerdiğini kendi gözlerimle görsem de, genelde işin gerginliğini evimizin kapısının dışında bırakıyor, geriye sadece bedeninin yorgunluğu kalıyordu.
Cumartesi günümüzü de evde çalışarak geçirmemizin ardından, pazar günü böyle bir etkinliğe baş vermiş olmamız bu yüzden ikimizi de heyecanlandırıyordu.
Evden çıkıp da arabaya geçtiğimizde ortama fazlasıyla neşeli bir hava hakimdi. Zayn'in açtığı saçma sapan da olsa o eşlik ettiği için beni güldüren müzikler arabanın içini doldururken, dudaklarımdan gözlerime yansıyan gülümsememle birlikte sadece onu izlemeyi tercih ediyordum. Yolculuğumuz çok uzun sürmese de, geldiğimiz parkı görmek derin bir nefes almama sebep olmuştu. Bu parkı hatırlıyordum. Evliliğimizin ilk günlerinde Zayn'in beni bu parka getirmesinin anısı hafızamda fazlasıyla netti. Aynı zamanda o gün, Yaser'in yoğun bakıma alındığını öğrendiğimiz gündü.
Zayn yüzümdeki değişimi fark etmiş olmalıydı. Bu yüzden uzanıp yanağıma kocaman bir öpücük bıraktıktan sonra, neşesinin hâlâ sönmediği sesiyle bana doğru mırıldandı.
"Yeni anılar eklemenin vakti geldi diye düşündüm." Başımı sallayıp ona ufak bir bakış attığımda dudaklarımda küçük bir gülümseme doğmuştu bile.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
All Too Well / z.m
Fanfiction"Üzgün olma, çünkü artık hayallerimde sadece sen varsın."
