From Your Blood

21 4 0
                                        

   Çaldığımız kapının açılmasını beklerken, Zayn’in elimi tutan elinin benimkini tutunduğu son dalıymış gibi sıktığının farkındaydım. Çünkü ben de öyle hissediyordum. Sanki bu dünyada sahip olduğum tek şey oydu ve ona sonradan sahip olmuşken, içimdeki hisler artık kaybetmeyi göze alamayacağım kadar büyümüştü. Farkında olduğum tek şey buydu. Ve enteresan bir şekilde aynı hisleri onun da hissettiğini biliyordum. Bilmekten ziyade kalbimin en derin köşelerinde bunu hissedebiliyordum.

   Karşımızdaki kapı açılırken, Trisha’nın görmeyi en son umduğu insanların biz olmadığımız yüzündeki ifadeden belliydi. Kahverengi gözleri bizi gördüğü an birden irice açılmış, dudaklarından ufak bir şaşkınlık nidası kaçmıştı. Neden bu kadar şaşırdığını da anlayabiliyordum gerçi. Hava kararmaya yüz tutmuşken, karşısında çamurlara bulanmış ve tepeden aşağı sırılsıklam olmuş vaziyetteki oğlu ve gelinini görmek şaşırılası bir durumdu.

“Çocuklar?” Dudaklarıma minik bir gülümseme yayıldığı esnada, şaşkın annesini yanıtlayan kişi Zayn olmuştu.

“Tanrı misafiri kabul ediyor musun, anne?” Annesi şaşkınlığını yeni üzerinden atabilmiş gibi birden başını salladıktan sonra, zor topladığı sesiyle kapıyı ardına kadar açarken hızlıca konuşmuştu.

“Tabii ki, içeri geçin sırılsıklam olmuşsunuz.” İçeri doğru adımladığımız esnada Trisha’nın şaşkınlığının yerini meraka bıraktığının da farkındaydım. Arkamızdan kapıyı kapatıp da endişeli bir ifade ile konuştuğunda öylece Zayn’i izliyordum. Annesine nasıl bir açıklama yapacağını merak ediyordum çünkü.

“Bu haliniz de ne çocuklar? Kötü bir şey yok, değil mi?” Hâlâ elimi bırakmamış olan Zayn başını usulca iki yana sallayarak sadece dürüst olmayı seçmişti.

“İyiyiz, anne. Babamı ziyaret ettik o kadar.” Bu yorum sanki Trisha’yı daha da tedirgin etmiş gibi kaşları çatıldığı esnada, tam konuşacaktı ki Zayn hızlıca araya girip devam etmişti.

“Sıcak bir duş aldıktan sonra konuşsak olur mu? Söz veriyorum, her şeyi anlatacağız sana. Ama şu an sadece kuru kıyafetlere ihtiyacımız var.” Usulca başımı sallayıp onu onayladıktan sonra Trisha da hışımla başını salladı ve anlam veremediğim bir telaşa bürünerek arkasında kalan koridoru gösterdi.

“Tabii ki, benim odamdaki duşu kullanın. Yatağın üzerine temiz kıyafetler bırakırım. Hadi, çabuk olun, hava soğuk hasta olacaksınız.”

   Zayn başını sallayıp peşinden çekiştirdiği benle beraber Trisha’nın odasına doğru yöneldiğinde usulca onu takip etmekten başka hiçbir şey yapamamıştım. İkimizi birden Trisha’nın odasının içindeki banyoya soktuğunda ve arkamızdan banyonun kapısını kilitlediğinde öylece durmuş onu izliyordum.

   Acele etmedi. Beni duşa kabinin içine doğru yönlendirdi ve üzerimde ne var ne yoksa hepsini teker teker çıkardı. Ardından aynısını ben de ona yaparken beni sabırla bekledi. Uzanıp da sıcak suyun omuzlarımıza doğru akmasını sağladığında ise ne kadar üşümüş olduğumun yeni farkına varıyordum. Bedenime ufak bir ürperti dalgası yayıldıktan hemen sonra Zayn’in aldığı derin bir nefesle birlikte kollarını çevreme doladığını, ardındansa başımı usulca göğsüne doğru çektiğini hissettim. O an yapabildiğim tek şey huzur içinde gözlerimi kapatmak olmuştu.

“Seni çok seviyorum.”

   Fısıltısı kulaklarıma dolduğunda sanki her şeyin farkına yeni varıyordum. Bugün yaşadığımız olayların, karnımdaki bebeğin, mezarlıktaki duygu dolu anların… Hepsinin gerçekliği suratıma yeni vuruyor gibiydi ve ben dehşet içinde sadece bir tanesine tutunmuştum. Karnımdaki bebeğe.

All Too Well / z.mBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin