Ben hem buraları, ki sebebi çık saçma ama belli, hem de bu hikayeyi unutmuşum. Resmen silinmiş gitmiş beynimden. Bir şekilde girip de hikayeyi baştan tekrar okuyunca yarım bırakmış olmak beni çok rahatsız etti. Taslakta birkaç bölüm var önce onları eritmek lazım. Sonra da birkaç bölüm yazıp hikayeyi bitireceğim. Hala buralarda yaşayan birileri varsa ses verebilir mi? Çünkü ben buradayım da...
O gecenin ardından imkânı varmış gibi Zayn fazlasıyla endişeli bir aura ile fazlasıyla üzerime düşmüştü. Alışık olmadığım bu ilgi beni başta memnun etse de, sonrasında kelimenin tam anlamıyla boku çıkmıştı. Çünkü her ne kadar sabahları hazırladığı kahvaltı sofralarına minnet duysam da, daha fazlasını yemem için fazlasıyla ısrar ediyor, içmediğim portakal suyunun ikinci bardağı için bana uzun uzun söyleniyordu.
Sadece bununla da kalmıyordu tabii ki, üşüyeceğimi ve üşüteceğimi düşündüğü için -ki bu kadar temkini hak etmiyordum çünkü ben gerçekten kolay kolay hasta olmazdım.- giydiğim kıyafet onun gözünde onay almadıkça evden çıkıp işe gitmeme izin vermiyordu. Tabii bir de işe gidiş gelişlerimde beni onun götürüp getirme ritüeli de başlamıştı ve benim patlamam an meselesiydi. Çünkü bu çıkışta ofiste onu yarım saat beklemem anlamına geliyordu.
Aradan bir hafta geçmiş olsa da, yine işe hazırlandığım bir sabaha gözlerimizi açmıştık ve Zayn yine çevremde dönüyordu.
"Öğleden sonra yağmur yağacakmış. O elbiseyi değiştirsen mi?" Makyaj masamda oturduğum yerden aynadaki yansımaya gözlerimi kaldırarak hemen arkamda kalan bedenine bakmıştım. Kahvaltı baskısının ardından hazırlanarak zaman kazanmaya çalıştığım sırada beni rahat bırakacağını düşünmek benim hatamdı.
"Biraz fazla abarttığını düşünmüyor musun?" Tanrım, bu konuşmayı bu hafta bin kez yapmıştık. Bileğine taktığı saatle uğraşmayı bırakarak aynadaki yansımamı karşıladı.
"Yağmur başlarsa hava birkaç derece düşer." Nefesimi verip elimdeki fırçayı masaya bıraktım ve ona inatla bakmayı sürdürerek konuştum.
"Ofisten hiç çıkmadığımı biliyorsun, değil mi? Lanet olası kapalı alanda ısı sabitleyen bir sistem var." Yansımasından yeniden üzerimdeki elbiseyi yüzdüğünü gördüm. İnce ipleri omzumda gevşekçe duruyorken, vücudumu saran beyaz parlak bir kumaştan yapılmış olan elbise enfesti. Baldırımda biten boyu ve altına geçirdiğim uzun çizmelerimle harika görünüyordum.
"Pekâlâ, açık olacağım." Bedenimi ona çevirerek başımı kaldırdım ve gözlerinin içine baktım. Gözleri göğüslerime kaydığında nefesini verdiğini duydum.
"Elbiseyi hava sıcaklığı yüzünden değil, içinde lanet olası bir şekilde fazla ateşli göründüğün için değiştirmeni istiyorum." Kaşlarım havaya kalkarken, başımı eğip üzerime baktığım sırada omzuma düşen iplerden birini yavaşça tutup geri omzuma bırakarak devam etti.
"Şu an bile seni bu elbiseyle birlikte yatağa çivilememek için kendimi o kadar zor tutuyorken, gün içinde seni ofisinde hiç de iyi olmayan emellerle ziyaret etmemi istemiyorsan üzerini değişsen iyi olur." Başım bir anda kalkıp da gözlerinin içine baktığımda şaşkınlığımın yüzümden yansıdığından emindim. Fazlasıyla açık sözlü oluşu beni gafil avlarken, sessizliğimden faydalanıp önümde tek dizinin üzerine indi ve yüzlerimizin aynı hizaya gelmesini sağladı.
"Emin ol söylediklerimde ciddiyim." Kaşlarım havaya kalkarken karşı çıktım.
"Ofisimde öyle bir şey yapmana izin vereceğimi düşünmüyorsun herhalde." Alev gibi yanan eli açıktaki bacağıma dokunup elbisenin altından kalçama doğru ilerlerken başını iki yana sallayıp kendinden emin bir sesle konuştuğunu duydum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
All Too Well / z.m
Fanfiction"Üzgün olma, çünkü artık hayallerimde sadece sen varsın."
