Öylece yere uzanmış, çalışma odamızı dolduran melodiyi dinliyordum. Müzik beni iyice mayıştırmış, bir elim usulca karnımın üzerinde daireler çiziyordu. Gözlerim tavana sabitlenmişken, biraz daha dikkatli baksam, o tavanı geçebilsem sanki Yaser'i görebilecek gibiydim. Yanımda duran elimi usulca havaya kaldırıp pencereden üzerime vuran güneşin yansıdığı ışıkların arasındaki toz tanelerine dokunmaya çalıştım.
Burada olduğunu biliyordum. Yanımda varlığını hissedebiliyordum. Üzerime vuran güneş ışığı değil de, beni ısıtan onun varlığıydı sanki.
Derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapattım. O an yüzü önümdeydi. İhtiyatlı dudaklarında minik bir gülümseme vardı. Üzerinde siyah bir gömlek, basit bir kot pantolon vardı ama çevresini saran ışığı görebiliyordum.
"İyi bir yerde misin, Yaser?" Havadaki elimi indirip göğsüme bastırdım ve tekrardan fısıldadım.
"Buradasın ama yine de iyi bir yerde misin?" Şakağıma kayan tek damla yaşı hissederken, hayalimdeki Yaser gülümseyerek bana bakmaya devam ediyordu. Sonraki sözlerimi ben bile zorla duyabilmiştim.
"Acıların dindi mi?" Derin bir nefes alıp gözlerimi usulca açtım. Göğsümdeki elim de usulca karnımdakinin yanına ulaştığında gözlerim tekrardan tavana dönmüştü.
Orada kaç dakika daha öylece durduğumu bilmiyordum. Fakat bir süre sonra duymaya asla doyamayacağım ses kulaklarıma dolunca dudaklarıma istemsiz bir gülümseme yayıldı.
"Sevgilim?" Başımı hafifçe sola yatırıp odanın girişinde beni izleyen Zayn'e döndüm.
Tek omzu kapının çerçevesine yaslı, elleri şortunun ceplerindeydi. Onun en çok da bu ev hallerini seviyordum.
"Ne yaptığını sorabilir miyim?" Sorusuna karşılık yapabildiğim kadar omuz silkerek tek elimle yanımdan yere vurdum.
"Buraya gelsene." Zayn ne yaptığımı anlamasa da dediğime uyarak yanıma doğru adımladı ve usulca yere uzandı. Başını bana doğru çevirdiğinde güneş ışığı gözlerine vurmuştu. Bir an gözlerinin açık tonları ve sanki binlerce rengi içinde barındırıyor gibi görünen cümbüşü önüme serilince nefesim kesilmeden edemedim.
O gördüğüm en göz alıcı adamdı.
"Burası bebeğimizin odası olacak." Derin bir nefes aldıktan sonra gözlerini yüzümde dolaştırdı.
"Önümüzdeki 6 ay nasıl geçecek bilmiyorum. Bazen beklerken kafayı yiyecek gibi hissediyorum." Gülümsemem genişlerken bana doğru dönüp tek elini karnımdaki ellerimin üzerine bıraktığını gördüm.
"Her ne kadar güneşte uzanıyor olsan da yerden kalkman gerek. Doktorun dediklerini unutma, dikkatli olmamız lazım."
Ah, doktorun dediklerini gerçekten unutmamak lazımdı. Rutin olması gereken ikinci kontrolümüze bir ay geçtikten sonra gitmiştik ki, 3. ayını yaşayan hamileliğim için pek iç açıcı konuşmamıştı. Sözde bir sorunum yoktu fakat doktor kan değerlerimi olması gerektiği kadar iyi bulmamıştı. Ayriyeten detaylı ultrasona baktığında bazı şeyler kafasını karıştırmıştı. Gözlerimi kapatıp tekrar o günü yaşadım. Zaten o zamandan beri aklımdan hiç çıkmamıştı.
Sedyenin üzerinde yatmış öylece yanda duran ekrana bakarken, Bayan Bennet elindeki cihazı karnımın özellikle belirli bir noktasına daha çok bastırdı. Ardından kaşlarının çatıldığını ve dönüp bana baktığını gördüm.
"Önceki gebelik ne zaman olmuştu?" Kafam daha çok karışırken bir şey anlamasam da önce ekrana sonra da tekrar doktora bakmıştım.
"Daha önce gebelik yaşamadım ki." Doktorun başını salladığını gördüm, ardından gözlerini ekrana geri çevirerek oradaki bir noktayı gösterdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
All Too Well / z.m
Fanfiction"Üzgün olma, çünkü artık hayallerimde sadece sen varsın."
