Günyüzünü Bulmaya Çalışanlar

173 15 1
                                    

Chan, Hyunjin'i kucağına çekti. "Chan bitmedi mi bu?" Chan cıkladı. "Bu kadar kısa sürmemeli bence. Hyunjin'i yatağa yatırdı. Boynundan başlayarak öpmeye başladı. Göğüs uçlarına geldiğinde diliyle yaptığı darbeler Hyunjin'i çıldırtıyordu.

    En sonunda Hyunjin'in penisine ulaştığında önce diliyle birkaç hareket yaptı. Sonra eliyle devam etti. Hyunjin çıldırırken Chan durmak bilmiyordu. "Chan-Ah, beni delirtiyorsun." Chan, Hyunjin'i tekrar arkası dönük bir pozisyon aldıktan sonra kendini içeri itti. "Az önceki ödülünü vermedik sana." Ard arda 6 şaplak attı. Hyunjin her inlediğinde Chan daha da sertleşiyordu.

   "Chan yeter artık çok yoruldum." Chan kıyamayıp son kere boşalıp bıraktı. Hyunjin gerçekten kolunu bile kıpırdatamayacak hale gelmişti.

   Chan, Hyunjin ile beraber duşa girdi. Saçlarını yıkarken ne de güzel gözüküyordu öyle. Sanki özene bözene yaratılmıştı.

   Duştan çıktıklarında Chan, Hyunjin'in saçlarını kuruttu. Önce havluyla saçlarının suyunu aldı sonra kurutma makinesi ile kuruttu. Hyunjin çok tatlıydı. Gözleri yorgunluktan kapanıyordu. Sonra uyumamak için geri açmaya çalışıyordu ama başarısız oluyordu. Chan dayanamayıp sevgilisinin yanaklarını sıktı.

     Sabah uyandıklarında Chan, Hyunjin'i öptü.
"Günaydın sevgilim." "Günaydın." "Kupkuru günaydın mı?" Chan böyle dedikten sonra Hyunjin güldü ve Chan'ı öptü.

    Kahvaltı ederlerken Felix kapıyı çaldı. Yanında Jeongin vardı. Fakat ikisinin de suratı birbirinden kötüydü. "Jeongin! Ne oldu sana canım lütfen konuş!" Jeongin göz ucuyla Felix'e baktı. "O anlatsa daha iyi olur." Hyunjin, Felix'i suçlayamıyordu, Jeongin'i dövmüş olamazdı, onun da yüzünde morluklar vardı.

    "Beraber oturup kaynaşmak istedik. Sonra Jeongin kız kardeşini görmek istediğini söyledi. Bende kardeşini yanımıza alabileceğimizi söyledim. Ertesi gün hazırlanıp erkenden yola koyulduk. Kardeşini alıp geri dönüşe geçmişken önümüze birkaç adam çıktı. İlk önce iki el ateş ettiler, ilki Jeongin'in kız kardeşi Jongi'ye geldi. Diğeri karavana. Oradan uzaklaşmak istedik fakat arabanın önünü kestikleri için hareket edemedik. Ne olduğunu anlamadan camı kırıp bizi darp etmeye başladılar. Jongi'ye gelen kurşun omzundan sıyırmıştı. Son anda Jongi belimden silahımı alıp adamlara ateş etti. Sonra evde birkaç dikişle yarayı hallettim. Ellerimi tuttukları için silahıma ulaşamamıştım, iyiki Jongi akıl etti."

    Hyunjin eli ağzında dinlemişti. Jongi'yi kendi kardeşi gibi severdi. "Peki Jongi nasıl? Neden getirmediniz." Jeongin, Hyunjin'in omzunu sıvazladı. "Başına bir adam koyduk. Kendi yürümek istemedi. Biraz ateşi de vardı. Ben kalacaktım yanında ama Felix, Hyunjin seni merak eder, dedi." Hyunjin, Jeongin'e sarıldı. "Felix, kardeşim. Hiç mi dikkat etmedin? Kimdi onlar?"
"Bilmiyorum Chan. Creo que querían matarnos. (Sanırım bizi öldürmeye çalıştılar.)"
"Felix, si no solucionamos este problema, podría volverse terrible. (Felix, eğer bu sorunu çözmezsek durum kötüye gidebilir.)
"Chan ne diyorsun anlamıyoruz!" Chan, Hyunjin ellerine uzandı. "Canım, bunlar senin kafanı yorman gereken şeyler değil." Jeongin garip bir şekilde baktı. "Ne, siz çıkıyor musunuz?" Hyunjin kafasını salladı. "Gel sana odamda anlatayım."

      "Şimdi benim ortaokulda takıntılı olduğum bir çocuk vardı ya, bu çocuk Chan çıktı. Felix'in ona Chris diye hitap ettiğini duydum. Sonra olayları anlattı bana bende doğruladım. Tam tersi de olmuş olabilir." Sırıttı ve devam etti. "Sonra işte bana bu yaptıklarının asıl sebebini anlattı. Cezasını çekmeyenleri cezalandırıyormuş, bizi de onlardan zannetmiş. Daha doğrusu o ateşin başındaki adam yalan söylemiş. Bütün her şeyi sattı, işi bıraktı. Hatta dün gece bir şeyler de oldu." Bunları söyledikten sonra yanakları kızardı.

    "Ona Hyunjin oha. Lan yıldırım nikâhıyla da evlenseymişsiniz. Bu ne hız? Ayrıca rahatça konuşabildiğine göre sevdin ha." Jeongin ile Hyunjin gülmeye başladılar. O sırada içeri Chanlar girdi. "Oo keyifler yerinde bakıyorum."
"Evet hayatım, baya güldük."
"Hm, ben bir şeyler duydum kapıda." Hyunjin birden gülmeyi kesti. "Ne duydun?"
"Çok rahatça bahsettiğin bir şey." Göz kırptı





Arkadaslr sinavim cidden cok yaklasti o yuzden birkac gun bolum gelemeyebilir ama yazin bol bol yazacagim sizi seviyom😙😙

The Killer~HyunChanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin