B1

10 1 0
                                    

Her sabah aynı çileyi çekmek zorunda olmaktan bıktım.Paramda var ben daha niye çalışıyorum ya ama olsun ya biterse para o zaman sap gibi kalırım ortada dayan azem dayan sen nelere göğüs gerdin buna mı yenileceksin altı üstü sabah 5 de kalkıyorum.Çok bir şey mi ? Allahım neden ben bu kadar uykuyu seven hatta uykuya aşık biriyim ki.Hayatım hep zorluklarla dolu saçma hisler gıcık huylar ve aptalca alışkanlıklar.Sen koru yarabbim düşmanımın başına benim kadar çeneli birini vermesin anlatmak istediğim şey sabah erken kalktığımdan şikayetçi olmakken lafı uzatdıkça uzattım.Böyle de biriyim işte kendiyle dalga geçen. Gene çok konuştun azem işe gitme vakti.Üstüme cafe de giymek zorunlu olan  siyah şort etek ve beyaz gömleğini giydim ardından siyah saçlarımı at kuyruğu yaptım.Gri gözlerimle harika bir görüntü ortaya çıkıyordu.Bazı kızlar gibi kendi mi pek beğenmem beğendiğim tek şey göz yapım ve göz rengimle saçlarımın uyumu. Göz rengimin garipliğine birşey demiyorum zaten.

Gözlerimin altına kalem  ve parlatıcımı sürdüm mü tamamım ah neredeyse unutuyordum kravat yerine siyah kurdeleden fiyonk takıyordum. Oranın müdür yardımcı şefi olabilirim ama öyle bir cafe de çalışıyorum ki müdürümüz bile cafede  özel kıyafetler giyiyordu. Saçma benim hayatım saçma huylarım saçma özellikle içimde hissettiğim garip duygular saçma. Boş konuşmaya başladım yine makyaj masamın üstünde duran ehliyetimi kimliğimi ve arabamın anahtarını alıp koşarak aşağıya indim.Topuklu ayakkabımı elime alıp ayağıma sporları giydim.Anlamıyorum topukluyla nasıl araba kullanıyorlar. Arabam arabam güzel arabam o kadar pahalı olmasa da bir kırmızı kızım gıcır gıcır kapımda yatıyordu. Sıradan değil tabi ki hayatımın arabasına birazcık modifikasyonlar yapmıştım. Tabi ki de renginden dolayı  dikkat çekiyordu. Ah sevgili arabama sakın reno namaz  kıliyor (Renault Clio) demeyin. Alınır ablaları abileri..

Müzik ve hız ikilisiyle çabucak cafeye gelmiştim. Üstümde ki simit susamlarını çırpıp -yolda gelirken atıştırmıştım - ayakkabımı değiştirdim. Evet hazırdım arabamı kilitleyip koşar adım cafeye girdim. Ahh talip abiye yine yakalanmıştım .Talip abi cafenin sahibi bakmayın abi dediğime kendisi 25 yaşında çok genç ki bende 18 buçuk aramızda fazlada yok yani. Vay be neredeyse 19 yıl ve ben bu yaşta bu başarıya gayet erken ulaşmışım benim yaşıtlarım şuan harıl harıl ders çalışmakla meşgulken ben bir cafe de müdür yardımcısının yardımcısıyım. Gerçi bende bu günlere kolay gelmemiştim ama olsun. Ne diyorum gene ben tamam kendimi toparlamam lazım. ıhım ıhım evet hazırım. 

Günüm her zaman ki gibi geçiyordu garsonları denetliyor arada müdür veya yardımcısı görmeden garsonlara yardım ediyordum. O kadar çok çalışıyorlardı ki karınca gibi bir elin nesi var iki elin sesi var derdindeydim. Birde bende onların yolundan geçmiştim dertlerini sıkıntılarını yorgunluklarını kesinlikle biliyordum.Hem elime mi yapışacaktı ki.

Cafeyi kapatmaya az bir zaman kalmıştı saat 9'u çok dan geçmişti müdürümüz , yardımcısı ve mesaisi biten bazı garson kardeşlerim gitmişlerdi geriye az kişi kalmıştık. Dışarıda bir anda kopan şimşek hepimizi yerinden iki saniyelik sıçratmıştı. Sabah güneşli olan hava şuan bir fırtınanın habercisi idi. Son boşalan masaya doğru yürürken kapı bir anda hızla açıldı. İlk önce bunun rüzgardan olduğunu düşünsem de içeriye dolan kokuyla kafamı kaldırdım aman tanrım..

MAVROHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin