oh don't become a ghost without no colour
'cause you're the best paint life ever made
;
2023
Jungkook
Hastaneden çıkıp arabaya doğru yürürken siyah deri ceketimin içinden sigara paketine gitti elim. Karşılaştığım boşlukla bir saniye duraksadım. Verdiğim söz aklıma geldiğinde canım sıkkın olmaktan çok uzaktı, sadece sırıttım.
Yaptığımız anlaşma doğrultusunda birazdan sigara içme isteğimi en iyi şekilde bastıracak dudaklara doyumsuz açlığımı hissettim.
Taehyung.
Taehyung ve dudakları. Taehyung ve gülüşü. Taehyung ve elleri, sesi, korkuları, alışkanlıkları.
Taehyung ve Taehyung.
Hatıralarımın kaydolmaya başladığı an onu ilk gördüğüm zamandı. 5 yaşında kısa tulumuyla uyumlu kahverengi gözleri, heyecandan açılmış pembe küçük dudakları, allaşmış yanakları.
Gelip benimle tanışmak istemesi utangaç çocukluğumun başına gelen en güzel şeydi.
Aklıma bir aylık koşuşturmanın sonunda organize ettiğimiz ve dün ilkini gerçekleştirdiği sergisindeki kırmızı yanakları geldi. İnsanlar onu ve eserlerini övmek için yanına geliyorlardı o hala bir adım geri atsa da yüzüne aşık olduğum gülümsemesini geçiriyordu. Utanarak kabul ettiği iltifatlar ve hala yanında mıyım diye attığı kaçamak bakışlar. Yanındaydım her zaman olacağım gibi. Her zaman duyduğum kadar gurur duyuyordum. Onunla ve dokunduğu her şeyi kendisi gibi güzel yapmasıyla.
Bunu ona söylediğimde 'Beni de sen güzel yapar mısın?' diye sormuştu şimdiye kadar duyduğum en baştan çıkarıcı ses tonuyla. Zaten gördüğüm en güzel şey olduğunu söylemek istemiştim, söyleyecektim de eğer hızlanmış sıcak nefesleri ve boynuma dolanan kolları dikkatimi dağıtmasaydı. Ben de bunun yerine bütün iltifatlarımı dün gece en özel şekilde vücuduna bırakmıştım.
Şimdi arabayla iş yerine onu almaya giderken aklımdan çıkmayan yüzü dudaklarımın istemsizce yukarı kıvrılmasına sebep olmuştu. Daha başka sebep olduklarındansa hiç haberi yoktu.
Hiç haberi yoktu bütün hayatım olduğundan.
8 yaşından beri eğer kollarımın arasında değilse uykum gelmiyordu. Onun güvende olduğunu hissetmeden uyuduğum her gece kabusla bitiyordu. O zamanlar en yakın arkadaşımı bu denli koruma içgüdüsünün sebebini tek arkadaşımın o olmasına bağlıyordum.
10 yaşındayken bir gün Taehyung'un babası bizi okuldan almaya gelmişti. Taehyung'un arabadan inmesini bekleyip o indikten hemen sonra babasına 'Oğlunuzla evlenebilir miyim?' diye sormuştum. Bay Kim önce şaşırsa da bir dakika sonra yüzüne anlayışlı bir tebessüm yerleştirip bana dönmüştü.
'Hangi oğlumla evlenmek istiyorsun?' diyince bunun sadece küçük bir şaka olduğunu anlayamamış hızlıca cevap vermeye çalışmıştım. 'N-ne? Tabi ki de Taehyung'la efendim.' demiştim.
Kısa bir kahkaha atmış 'Neden Taehyung ile evlenmeyi istiyorsun bakalım Jungkook?' demişti. Babam ve annem ayrılalı o zamanlar üç yıl olmuştu. Evlilik pek de güzel bir şey olmamalıydı belki de ama Taehyung'la oynadığımız her evcilik oyunu, yanımda durması dahi içimi ısıtırdı.
Bunları düşünerek 'Çünkü onu o zaman hep koruyabilirim ve... ve uyurken bile elini tutabilirim.' demiştim.
Cevabımı özenle dinledikten sonra tebessümü hüzünle suratından silinmişti. Elini arka koltuktan kafama uzatıp 'Eğer büyüyünce hala bunu istiyor olursan tekrar sor.' demiş saçlarımı karıştırmıştı. 'Ayrıca tabii Taehyung'a da.'
