💫8.BÖLÜM

22.5K 902 158
                                        

Poyraz abi birkaç gün kafe kapalı olacak dediğinde evde oturacağım için sevinmiştim. Fakat önce altın gününe gitmiş sonra da görücü mevzusuyla uğraşmıştım. Yani günlerim sakin değil aksine yoğun geçiyordu.

Bu sabah bir umutla uyanmıştım. Niyetim bugün evde oturup dinlenmekti. Yatağımda güzel güzel uzanırken telefonum çaldı. Uyuşuk hareketlerle uzanıp arayan kişiye baktım. Zaten sabah sabah beni ondan başka kim arayacaktı?

“Efendim Pelin?” Dirseğimden destek alarak başımı tek koluma yaslayıp doğruldum. İstemsizce esnerken biraz daha uykuya ihtiyacım olduğunu hissettim.

“Günoo,” dedi olabildiğince enerjik bir sesle. Sabah sabah bu enerjiyi nereden bulduğunu bir an için  sorguladım.

“Günaydın.” Kendimi geriye çekerek sırtımı yatak başlığına yasladım.

“Ne yapıyorsun bugün?” Ne yapmak istediğimden oldukça emindim. “Evde oturacağım. Hatta belki biraz daha uyurum.” Bir kez daha esnerken dudaklarımı kapattım.

“Ay Defne ne sıkıcısın! Bari kalk bize gel birlikte oturalım? Hadi lütfen?”

“Hiç aklıma giremezsin Pelin, bugün evde kalacağım.” Umarım sıkılmazdım.

“İyi gelme,” deyip trip atmaya başladı. “Zaten işe başladın artık hep görüşemeyiz ama sen gelme boşver. Ne yapacaksın benimle sanki?” Benim konuşmama fırsat bile vermemişti. “İyi madem bir şey demiyorsan kapatıyorum ben. Demiyorsun demek, tamam görüşürüz.” Bir şey demem için beklememişti bile! Suratıma kapanan telefona bakakalmıştım. Ama yani benim bu hayatta hayır deme hakkım yok muydu?

Olabilir. Trip atabilir ama ben haklıydım bu yüzden fazla sorun etmedim. Yatağımdan kalkıp odamdan çıktım. Üstümdeki pijamalarla her an yeniden yatağa girmeye hazır hissediyordum. Merdivenlerden inerken etrafı yokladım. Tek ses televizyondan yankılanan sabah programının sesiydi. Annem izlediği programda olan olaylara sesli tepkiler verirken birkaç saniye onu izledim. Yanın yaklaştığımı bile fark etmedi. “Günaydın anne,” diyerek koltuğa oturdum. “Günaydın,” dedi ama bana bakmamıştı bile.

Annemin ilgisini bu kadar çeken şeyin ne olduğunu merak ederek bakışlarımı televizyona çevirdim. Anlamaya çalışarak bir süre izledim. Yaklaşık yarım saat sonra telefonuma bir bildirim geldi.

Pelin: Sana tripliyim ama istersen gelebilirsin teklifim hâlâ geçerli

Pelin: Hadi gel yaa!

Gözlerim telefonum ve televizyon arasında gidip geldi. Sanırım evde durursam da sıkılacaktım.

Siz: Geliyorum...

Güya bu defa kararlıydım. Neyse, zaten kararlarına sadık bir insan olduğumu savunduğum yoktu.

Mutfaktan kahvaltı niyetine bir şeyler atıştırdıktan sonra salondan geçerken seslendim. “Anne ben Pelin’in yanına gidiyorum!”

“Tamam,” dedi annem. O kadar programa odaklanmıştı ki sesindeki beni daha fazla rahatsız etme cümlesini duyabilmiştim.

Odama girdiğimde fazla oyalanmadan günlük kıyafetler seçip hazırlandım. Saçlarımı topuz yapıp aynada kendime bir kez baktım. İyi göründüğüme emin olduktan sonra telefonumu cebine sıkıştırıp odamdan çıktım. Pelin’e yazdığım mesajın üzerinden ortalama yarım saat geçmişti. Hâlâ bir cevap vermemişti.

Evin kapısını açıp terliklerimi giyerek dışarıya çıktım. İnsanın en yakın arkadaşının karşı komşusu olması gerçekten çok güzel bir şeydi. Görüşmek istediğimiz zaman rahatlıkla görüşebiliyorduk.

PAMUK ŞEKER (Mahalle Kurgusu)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin