********************
11.Bölüm
"Valhalla"
********************
"Ne demek lan Ken-chin'i şakadan bıçakladın?", gerçekten Baji'yi sövsem mi dövsem mi bilemedim. Cidden bu geceyi mi bulmuştu?
Baji, Draken ile şakalaşırken onu bıçaklamıştı ve önce Mikey'i sonra ambulansı aramıştı. Güzelim gecemiz mahvolmuştu ve Draken acı çekiyordu. Baji manyağı onu karnından bıçaklamıştı.
Baji dudaklarını birbirine bastırıp saçlarını topladı. "Ya ben Draken'e bir hareket gösteriyordum baktım bıçak Draken'e girivermiş anlamadım yani. Ama üzülmeyelim yani götüne de girebilirdi."
İç çekip Draken'e baktım. "Çok geçmiş olsun Draken. Bir isteğin var mı?"
"Lütfen beni şu deliyle yalnız bırakmayın.", dedi Baji'yi kastederek. Başımı eğip ellerime odaklandım. Draken'i severdim ama bu gecenin mahvolması beni cidden üzmüştü. Mikey ile o kadar mutluydum ki...
Ama böyle demem de çok bencilceydi. Arkadaşımız bıçaklanmıştı sonuçta. Başımı kaldırdığımda Mikey'in bana baktığını gördüm. Bana doğru gülümsedikten sonra Draken'e döndü. "Takemichi'yi arıyorum ve o sana bakıyor merak etme Ken-chin."
"Sağ olasın. Eee siz nereye?"
"Sevişecekler oğlum sanane?", diyerek Draken'i tersledi Baji.
Mikey sırıtıp elimi tuttu. "Biz size on-onbeş yeğen yapıp geleceğiz."
Şok olmuş bir ifadeyle ona baktım. "Oha ben o kadarını nasıl doğurayım?!"
Üçü de bana bakıp kahkaha atınca kızardım. Dediğim şeyi şimdi fark etmiştim. Mikey elimi sıkarak beni kendine çekti. "Hallederiz be gülüm hele bi işi pişirelim de."
"Mikey! Şşştt!", yalandan onun kolunu vurup güldüm.
"Neyse Takemichi'ye haber verelimde gidelim.", Mikey elimi tutup tam dışarı çıkmak için kapıyı açacağı sırada Draken'in ona seslenmesiyle durdu.
"Oi, Mikey sana bi haberim var.", Mikey ona tek kaşını kaldırarak bakınca Draken devam etti. "Kazutora hapisten çıkmış."
Bildiğim bir şeye şaşırmış gibi yapıp Mikey'e baktım. Yüzü adeta donmuştu ve eli titriyordu. Kaşlarını çatıp başını eğdi. "Sen ne diyorsun Ken-chin?"
Baji ve ben sessizce onların konuşmasını izlerken Draken derin bir nefes aldı. "Bizim çocuklar görmüşler."
Mikey öfkeyle solurken hızla onun koluna sarılıp elini okşamaya başladım. Sakinleşmesi için uğraşıyordum sevgilimin. Kolay değildi abisini öldüren en yakın arkadaşıyla yıllar sonra karşılaşabilecek durumda olması.
"Lütfen Mikey gidelim.", bir şey demeden beni dinleyip kapıya yöneldik. Ben Takemichi'yi arayıp ona hastaneye gelmesini ve Draken'e bakmasını söyledikten sonra Mikey ile beraber motoruyla sahile geri gittik.
Motordan inince yere oturup motoruna yaslanınca onun yanına oturup yanağını öpüp sarı saçlarını okşamaya başladım. "Mikey konuşmak ister misin sevgilim?"
Bir şey demedi. Yüzünü boynuma gömüp belime sarıldı. Onun saçlarını okşamam hoşuna gidiyordu. Kalp atışlarının hızını hissediyordum. Onun huzursuzluğundan nefret ediyordum. Onu üzen her şeyi yok etmek istiyordum çünkü Mikey üzülmeyi hak etmiyordu. Onu hep mutlu edecektim asla üzülmeyecekti.
