Gençlik

227 11 11
                                    


Aylar önce istek alınmış fakat daha yeni yazılmış bir bölüme daha hoşgeldiniz! Ya sürekli erteleyip ya da unutuyordum ama artık sözümüzün eri olma vakti geldi. Hazır bir kaç müsait an bulurken değerlendirmek gerek.

Bu bölüm wansuia ve shipleyen tüm dostlarıma adanmıştır.
Bölümde Kendi AU'm kullanırken olan olaylar oneshots çalışmamda yer alan "Adam ölmüş haberimiz yok aq" bölümünün devam seneryosudur. Daha iyi anlamak için lütfen bölüme göz atmayı unutmayın!

1914
İstanbul
Yıldız Sarayı

Osmanlı İmparatorluğu: Kadın
Weimar Cumhuriyeti: Erkek
Türkiye Cumhuriyeti: Erkek

"Avusturya-Macaristan kraliyet ailesinden veliaht prens suikastte kurban gitmiş," diyerek derin bir iç çekişten sonra kara haberi en sonunda söylemişti. İki ergen ülke kendisine şaşkınlıkla bakmaya devam ediyordu. Göz ucu ile baktığında Türkiye'nin şaşırmış hâli ile Weimar'ın gözlerinden geçen duyguları bizzat okuyormuş gibi bakmıştı. Masanın üstündeki elini yumruk yaparak sıktı.

"Anne, peki imdi ne yapacağız?"

"Bunu daha sonra seninle konuşuruz şehzadem, şimdi bize Weimar ile konuşmak için müsade et."
Türkiye'nin şaşkın ifadesi daha da büyümüştü.

"Ama,"

"Odanın dışında bekle Türkiye,"

"Emredersiniz Validem." itaatkar bir şekilde saygıyla eğilerek usulüne uygun bir şekilde odadan çıktı. Osmanlı, o gidene kadar konuşmamıştı bile.

Kapıların kapanmasıyla etrafı tuhaf ve gerici bir sessizlik sarmıştı. Bayan Osmanlı derin bir iç çektikten sonra koltuğuna geriye yaslandı ve Weimar'ın bizzat gözlerine bakmaya başladı.

"Ne düşünüyorsun?"

"Hiç bir şeyi majesteleri," diyerek kafasını yere doğru eğidi. Belki de bunu yaparak göz göze gelmekten kaçınıyordu.

"Başını yere eğerek hiç bir şeyden kaçamazsın genç delikanlı, şimdi bana sorumun cevabını ver."

Kısa bir tereddütten sonra Weimar'ın sesi odayı doldurdu.
"Bana ne yapacağız hakkında düşünüyordum majestem."

"Dil cambazlığı yapmakta aynı ataların gibisin," Weimar hiç beklemediği anda duyduğu bu cümle ile refleks olarak başını tekrar kaldırmıştı.

"Hepiniz bu işte berbatsınız." tiksinir tonu orada bulunan ya da bulunmaya sizler bile hissetmişti.

"Majeste, ne demek istersiniz?"

"Bana emanet edileni yerine vermeyi düşünürüm." diyerek bizzat konuyu açmayı başarmıştı.

"Ne?" duyduğu ses ile genç delikanlının duygu değişimlerini izlemeye başladı. İlk başta şaşkınlık ve korku, ardından kaygı ve hüzün, onların ardından da gelen öfke..

"Majeste! Niçin? Niçin beni göndermek istersiniz?"

"Bunu anlayacak kadar olgun olduğunu düşünüyordum, ya da sen çevrene öyle bir insan olduğunu mu düşündürüyorsun?"

"Ben.. ben kararınıza saygıyla karşı çıkmak istiyorum majesteleri.." Hâ! Demek duygularına direnmeyi seçmişti.

"Evlat. Dil yalan söylese bile vücut bunu inkar eder. Herkesin sana sırt dönmesi gibi onlarda sana ihanet eder."

Weimar, bıkkınlık ve sinir dolu bir nefesle iç çekti. Sesli bir şekilde nefes alış-verişlerine devam ediyordu.

"Gözlerin.. o gözlerindeki bakışlarınla şehzademe bakmanı istemiyorum."

𝐒𝐞𝐧 𝐕𝐞 𝐁𝐞𝐧, 𝐒𝐞𝐯𝐠𝐢𝐥𝐢𝐦 || 𝐂𝐨𝐮𝐧𝐭𝐫𝐲𝐡𝐮𝐦𝐚𝐧𝐬-𝐒𝐡𝐢𝐩Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin