Gerçek evrenine ait olan iki kız kardeş bir pazarlığa kurban gider ve Iris olmaması gerektiği halde kırmızı başlıklı kızın kaderine çekilir. Kabus evreni derinden sarsılır. Şimdi ise mutlu sonların varlığı belirsizleşmiştir. Kaderlerin karıştığı ev...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Kulaklarım sanki çalışmayı kesmişti. Tek duyabildiğim şey uğultulardı. Gözlerimden aşağı yaşlar boşanıyordu. Beni bulmuş muydu?
Kardeşim o güvende miydi?
Kafamın içinde gezen tek düşünce buydu. Iris iyi miydi?
Ellerim titreyerek aceleyle masadan kalktım. Kalkmamla sandalye devrildi ancak umursamadım. Laura kolumu tuttu, çatal elimden düştüğünden beri bana iyi olup olmadığımı sorup duruyordu. Sorularını es geçip "Hunter nerede?" diye mırıldandım.
"Lütfen yerini söyle."
Laura şaşkınca duraksadı. "Çalışma odasında olabilir. Sakin ol lütfen, senin odanın karşısında."
Nefes nefese merdivenleri tırmandım ve kapıyı çalmadan odaya girdim. Odaya girdiğim gibi Hunter "Ne yapı-" derken suratımı görmesiyle duraksadı. Kaşları çatıldı. "Ne oldu odamın kapısını çalmadan girecek kadar?"
Duygusuz pislik diye geçirdim içimden.
Sorusunu umursamadan mırıldandım. Kaslarım ağrı verici şekilde gerilmişti.
"Kardeşime götür beni."
Suratımı incelerken kaşları çatık bir şekilde sertçe yutkundu. Kısa bir an düşünüp "Şimdi ol-"diyecekti ki sözünü kesip sesimi yükselttim. Onu görmem gerekiyordu, iyi olduğundan emin olmalıydım.
Hunter sakince üzerine haykırmamışım gibi deri koltuğundan kalktı ve adımlarını usulca bana yöneltti.
Üzerime doğru bir kaç adım atıp "Hadi seninle bir anlaşma yapalım Karga." dedi.
"Umurumda değil, ne istersen kabul. Beni kardeşime götür." dedim keskin çıkan sesimle.
Gözlerinin kızıllığı şeytani bir şekilde parıldadı ve söndü. Saliselik görünüp geçmişti sanki.
Tek kaşını yukarı kaldırıp şaşırmış gibi "Pekala." dedi ve elini yukarı doğru kaldırdı. Uzattığı yerde, odanın ortasında ışıklar saçarak bir kapı belirdi. Bu seferki sarmaşıklar tarafından kuşatılmış beyaz bir kapıydı.
Siyah deri eldiven geçirilmiş elini bana uzattı. Gözlerimin içine bakıp sakince "Gidelim." diye mırıldandı. Sanki...sanki üstüme gelmek istemiyormuş gibi uysal davranıyordu, tabii bu tamamen aklımın bir yanılsaması da olabilirdi.
Gözlerimde yaşlar daha kurumamıştı, ıslak bakışlarımın altından son kez şeytanımla göz göze gelip eldivenli büyük elini kavradım.