4. GEÇMİŞİN ENKAZI

152 26 6
                                    



"Sonunda hatırladın beni büyücü güzeli..."

Bu sesi duyduğumdan beri ne mi hissediyorum ? Bir hiç, koskocaman bir hiç ... Geç kalınmış bir çocukluk vardı bu seste ,geç kalınmış bir çok anı. Bir tek o sana böyle seslenirdi koş ve sarıl diye söyledi içimde ki ses diğer ses ise hayır o seni yalnız bıraktı sakın gene ona güvenme dedi. Gözlerimi kısa süreliğine kapatıp derin bir nefes aldım tekrar açtığımda içimdeki ses susmuş ve o hala karşımda duruyordu.

"Gerçekten de sensin" dedim hala inanamayarak. Sakince karşımda duruyor ve vereceğim tepkiyi merakla bekliyordu.

"Benim " dedi aynı sakinlikle. Artık bir tepki vermem gerektiğini düşünerek

"Ne zaman tanıdın beni "sesimde ki ifadesizlik ve soğukluk beni bile ürküten boyutaydı.

"En başından beri biliyordum sen olduğunu yani sen İzmir den buraya geldiğinden beri " dedi.
"Güzel " dedim burukça gülümseyerek. O da daha fazla tepkisiz kalmama katlanamadığından olsa gerek içinde tuttuğu o soruyu sordu.

"Bir şey demeyecek misin ?"dedi.

"Ne diyebilirim ki yada ne dememi bekliyorsun" dedim duruşumdan taviz vermeyerek.

"Bilmiyorum efsun yıllar sonra tekrar karşılaşmışız bir tepki ver , bağır ,çağır, hesap sor hiç mi bir şey hissetmiyorsun o kadar mı bitirdin beni içinde ,buraya kadar mıydı yani büyücü güzel-" diyordu ki bir anda bağırmam onu susturdu.

"Sakın!" dedim işaret parmağımı ona doğru kaldırarak "Sakın bir daha bana o kelimeyle seslenme , yok büyücü güzeli falan sen onu tek başına bırakıp gittiğin gün bitti o iş ." ve ekledim.

"Öldü" dedim duraksayarak." Öldürdüm onu" ses tonum gittikçe alçalmıştı.

"Ama ben karşımda hala aynı kızı görüyorum hala sinirli, kararlı, aklına koyduğunu yapan ve en çok da kinci olan küçük kız çocuğunu görüyorum. Yalan mı efsun yalansa yalan de sen ne kadar gizlemeye çalışsan da ben görüyorum" dedi.

"Yalan, sen gittiğinden beri o kadar çok değişti ki o küçük kız bak yüzüme iyice bak bakalım hala o muyum mutluluk var mı o kızda bir bak " dedim tekrar sesimi yükselterek.

"Yok " dedi.

"En azından ne hissettiğimi gerçekten de görebiliyormuşsun" dedim sesimde derin bir hüzün vardı.

"Değdi mi bari bizi öylece bırakıp gittiğine " dedim meraksız bir ifadeyle.

"Efsun yapma böyle bak ben sadece" diyordu ki gene sözünü kestim.

"Sen sadece bir ailen olsun istedin değil mi ?" hiç bir şey söylemeden öylece bekledi bu bekleyiş düşüncemi kabul ettiği anlamına geliyordu. En sonunda gözlerini gözlerime usulca değdirdi ve bir şey söylemek adına dudaklarını aralandı.

"Sen ne dersen de ama bir çocuğun aile istemesi suç değil" dedi.

"Bir çocuğun aile istemesi suç değil zaten hatta en doğal hakkı ama bir çocuk seni ailesi olarak görüyorsa ve sen onu terk edip gidiyorsan suç." dedim ikimizin de enerjisi düşmüştü.

Bir kaç dakika ikimizde bir şey söylemeden sessizce bekledik. Ortamda sadece telsiz sesleri ve polislerin konuşmaları yükseliyordu ve şu lanet koku nereye gidersem gideyim peşimi bırakmayan o küf kokusu da bu ortama dahildi. Aklım da o kadar çok soru vardı ki ben yokken ne yaptı ? , Bizi öylece bırakıp gittiğine pişman mı ?, Gerçekten iyi bir ailede mi yetişti ? gibi tonla soru aklıma geliyordu ama bir soru vardı ki o soruların hepsini unutmama neden oldu.

ŞEHRİN DERİNLİKLERİNDE Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin