"Savcım başkomiserimizle tanışın kendisi Sarp Çetinkaya. Mesleğini ve görevlerini çok iyi bir şekilde yaptığı için bu dava da bizimle olmasını istedim." dediğinde yaklaşık otuz saniyedir gereksiz bir bakışma içerisindeydik. Şaşırmaktan ziyade daha çok tanımaya çalışıyormuş gibi gözlerini gözlerime dikmişti. Bakışlarından rahatsız olduğumdan gözlerini kaçıran ilk ben olmuştum.
Başsavcıya dönüp " Aslında Biz kendisiyle sabah tanışmıştık ama çok da iyi bir tanışma olduğu söylenemez" demiştim.
Başsavcı olayları az çok olayları tahmin etmiş olmalı ki "Sanırım sabah ki kazayla alakalı bir durum bu" demişti. Sessizce başımı sallayıp onayladığımda gözlerim kısa bir an tekrar başkomisere kaydı. Hala bana baktığını gördüğümde tekrar önüme dönüp derin bir nefes aldım.
Söze başsavcım girdiğin de "Komiserim buyurun ayakta kaldınız" diyerek karşımda ki koltuğu göstermişti. Ağır hareketlerle gelip karşımda ki koltuğa geçtiğinde ortamı rahatsız edici bir sessizlik kapladı. Sessizliği bozan ise içeriye elinde tepsiyle gelen kafeterya çalışanıydı. Başsavcıya Türk kahvesini uzatırken benim de öneme bir şişe su koymuştu.
"Amirim biraz gecikecekmiş isterseniz biz başlayalım" demişti.
"Tabi ki de başsavcım buyurun" dedi başkomiser.
"İlk olarak dava yıllar öncesinde bir savaş sonucunda esir tutulan kadınlar ve çocuklardan başlıyor. Zaten dosyayı da incelediyseniz bu olayın en başı fakat bize gelen ihbar ise çok farklı bir nokta da gerçekleşiyor. Bir ormanda ki bebek cinayeti ihbarı üzerine bu dosyanın tekrar açılmasına karar verilmiş. Gece 23.30 sularında gelmiş bu ihbar ve ihbarı yapan kişi ise o ormana yakın köyde ki bekçi .Biz bekçiyi sorguya aldık fakat adam hiç bir şey bilmediğini ve duyulan koku köylüler tarafından rahatsız edici boyutta olduğu için o bölgeye baktığını cesedi ise o sıra da gördüğünü söylüyor" kahvesinden bir yudum aldı ve devam etti. "Bekçiyi tekrardan sorguya alacağız sizinle birlikte ama şunu bilmenizi isterim ki bu dosya tam üç kez ayrı ayrı cinayetlerden açıldı fakat elimizde ki kanıt yetersizliği yüzünden bir türlü yol katledemedik. Sizin düşünceleriniz veya bir çözümünüz var mı?" diyerek bize soru yönelttiğinde kısa bir süre es vermiş ve konuşmaya başlamıştım.
"Olay yeri inceleme olay yerine gitti mi başsavcım ?" diye bir soru yöneltim.
"Evet şuan ordalar ve inceleme yapıyorlar."
"Aslına bakılırsa bebeği öldürenin bekçi olacağını zannetmiyorum ama gene de ifadesini alalım." elimde ki dosyaya baktım ve devam ettim." Önceki dosyalardan en son açılanın da görev alan savcının öldürüldüğünü görüyorum ve buna yönelik tehditler de almış zaman zaman fakat bu tehditler hiç bir şekilde dikkate alınmamış Bu yüzden de bunda birisinin parmağı mı var diye düşünmüyor değilim. Çünkü bir insan hayatıyla tehdit edildiğinde mutlaka bir önem almalıdır fakat sacımız hiç bir önlem almamış sizce de bu durum biraz garip değil mi? dedim.
"Belki de önlem alınırsa daha çok üstüne gidileceğini zannediliyordur " dedi başkomiser.
"Bu çok saçma neden böyle düşünsün ki sonuçta o da bir insan ve devlet tarafından onunda korunması gerekiyor. Sahi devlet neden savcımızı korumadı sonuçta bu tehditler gizli gelmemiş ve dosyaya bir delil olarak alınmış ama ne bir koruma talebi ne de bir red etme durumu yok." dedim.
"Savcım şuan odaklanmamız gereken bir başka cinayet var ilhan savcımın ölümü yerine ona mı odaklansak" dedi başkomiser .
"Bu olayda bu davaya bağlı ya hani o yüzden buna da odaklanmak gerekiyor başkomiser "dedim dik bir tavırla.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞEHRİN DERİNLİKLERİNDE
Roman pour AdolescentsGeçmiş insanı etkiler mi ? Peki tanıyıp güvendigin herkes seni terk edip gider mi? Sırlar ve gerçekler bir bir açığa çıkar. Sen hangisisin Sırları açığa çıkaran mı ? Yoksa gerçekleri saklayan mı? KÜÇÜK KIZ ÇOCUĞU Şehrin Derinliklerinde...