Sarmaşık [Final]

1.8K 107 22
                                        

Güney / Avcı 1

Gece sonunda otoparka indiğinde zorlukla yutkundum. Bir süredir gözlerine yerleşmiş olan parıltı kaybolmuştu. Yüzü solgun, bakışları boştu. Tesisin kapısında bilekleri kesilmiş halde bulduğum küçük çocuğa ne kadar benzediğini fark etmek kalbimi sızlattı. Kuzeyle olan ilişkisi sayesinde atmaya başlayan kalbi durmuştu, görebiliyordum. Yanımızda durduğunda "Ne yapıyoruz?" diye sordu. Arabada bekleyen Suna yanımıza geldi. Oktay da eskiden olduğu gibi Gecenin arkasına geçti. Bunu koruma içgüdüsüyle yapıyordu. Kelimelerle arası iyi olmadığından sevdiklerini vücuduyla koruma altına alıyordu.

"Orhanı aldık. Birkaç ajanı bayıltmak zorunda kaldık ama henüz kimse olanların farkında değil."

Sunanın bakışlarının Geceye takılmasıyla Oktay "Dışarıda bizi bekleyenler vardır," diyerek konuşmaya dahil oldu. "Asker her ihtimale karşı hazırlıklıdır. Çıktığımız anda peşimize takılacaklar."

"Böyle hayatın ıstırabını..." Saçlarını düzelterek ve her zamanki gibi küfürler savurarak yanımıza gelen kişiyi görünce Gece gülümsedi. Gözlerine ulaşmasa da gerçek gülümsemelerinden biriydi. Azraya olan düşkünlüğü dışarıdan göründüğünden daha fazlaydı, biliyordum. Kızılcık saçlarını toplamayı bitiren Azra "Kendimi tarzan gibi hissediyorum," diye homurdandı. Tesis baskından sonra karışıktı. Yeni yer ayarlarken koruma sayı azaldığından kullanılabilecek boşluklar artmıştı. Azraya bu boşluklardan birini tarif etmiş, karşısına çıkanları halledip baygın bedenleri ağaçların tepelerine saklamasını söylemiştik. Haline bakılırsa birkaç kişiyi ağaca çıkarmak zorunda kalmıştı. "E? Ne yapıyoruz?"

Son kez planın üzerinden geçtik. İki farklı arabayla tesisten ayrılacaktık. Birinde Geceyle ben, diğerinde Oktayla Suna olacaktı. Sadece erkeklerin maske takması şüphe çekeceğinden dördümüz de maske takacaktık. Saçları sayesinde hangi arabada Sunanın, hangisinde Gecenin olduğu dışarıdan belli olacaktı. Emin olamayacakları şey Orhanın hangi arabada olacağıydı. İki arabanın arka koltuğunda da maskeli cansız manken olacaktı. Gecenin tahmini Askerin bizim peşimize düşeceği yönündeydi. Askerin onun kimseye güvenmeyeceğini, Orhanı yanından ayırmayacağını düşüneceğini söylemişti. Oynadığımız kumar buydu aslında.

Asker Gecenin bize olan güvenini bilmiyordu. Sadece Avcılara değil, tesisimizde yaşayan herkese kendisinden çok güvendiğini bilmiyordu. Bu yüzden biz cansız mankenlerle tesisten ayrıldığımızda Orhan burada Azrayla kalacaktı. İlacın etkisi geçince Kuzeyin yapacağı ilk şey ajanlarını peşimizden göndermek olacaktı. Azrayla Orhan da ajanların arasına karışarak tesisten ayrılacaklardı. Sorun çıkmazsa kusursuz bir plandı. Orhan güvende olacak, biz de peşimizdekileri atlatıp kendi tesisimize dönecektik.

Oktay elini arkasında durduğu Gecenin ensesine yerleştirdi. "Hızlı yaşayıp genç ölelim, marul kafa," dediğinde Gece tamamen Oktaya yaslandı. Canının ne kadar yandığını hepimiz görebiliyorduk. Durmaya, dinlenmeye, yaşananları hazmetmeye ihtiyacı vardı. Fakat zamanımız yoktu. Orhanla birlikte tesisten ayrılmak istiyorsak hemen harekete geçmemiz gerekiyordu. O da bunun farkındaydı. Bu yüzden kısacık bir an Oktaya yaslanarak omuzlarını düşürdükten sonra duruşunu dikleştirdi. Gözlerini araladığında acı kaybolmuştu. Gece gitmiş, Avcı 7 gelmişti.

"Hızlı yaşayıp genç ölelim."

Azra Orhanla birlikte saklanacakları yere giderken takip sistemini devre dışı bıraktığımız arabalara bindik. Diğer aracın sürücü koltuğunda Suna vardı, bizimkini ben kullanıyordum. Bunun nedeni de Oktayla Gecenin nişan almak konusundaki yetenekleriydi. Araba kullanırken çatışmaya girmek zorunda kalırsak onların yeteneklerine ihtiyacımız olacaktı. Son kez birbirimize baktık. Yüzlerindeki maskeye rağmen gözlerindeki endişeyi görebiliyordum. Kendileri için değil, bizim için endişeleniyorlardı. Aynı şekilde biz de onlar için endişeleniyorduk. Kimlerin tesise canlı halde ulaşacağı tamamen şans işiydi.

GeceBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin