"Görüş var mı?"
Kuzeyin sorusu keskin nişancı tarafından olumsuz olarak yanıtlandı. Yarım saat önce Cansu ve Ozanla bağlantıları kesilmişti. Korunan asker çocuklarını aradıklarında da yanıt alamamışlardı. Yarım saat içinde buradalardı işte. Evin etrafını sarmışlardı. Görüş olmaması önemli değildi. Lojmanla alakalı olaylar öylesine kötü sonuçlara gebeydi ki, içeri girmek zorundalardı. İçeridekilerin canını tehlikeye atma pahasına.
"Yaren, Yılmaz, benimle birlikte içeri giriyorsunuz. Diğerleri bizden işaret bekleyecek."
"Anlaşıldı."
"Anlaşıldı."
Kuzey ve Yaren kapının iki yanında durduklarında Yılmaz asker çocuklarını yerleştirdikleri evlerin kapılarına kurdukları sistemle kilidi devre dışı bıraktı. Üçü hızlı fakat sessiz adımlarla eve girdiler. Zaten aramalarına gerek kalmamıştı. Dizlerinin üzerine çökertilmiş olan Cansu ve Ozan, ayakta duran asker çocukları, simsiyah kıyafetler içindeki paralı askerler ve mekanın sahibi gibi koltuğa yayılmış olan Asker salondaydı. Kuzey silahını Askere, Yılmazla Yaren paralı askerlere doğrulttu. Beş paralı askerin karşısında iki silahın şansı olmasa da geri adım atmadılar.
"Demek ortaya çıkmaya karar verdin."
"Burada oluşumu ortaya çıkmak olarak adlandırmazdım," diyen Asker başını hafifçe yana yatırdı. Sadece gözleri görünüyordu ve Kuzey ilk kez gözlerinde yorgunluğu gördü. Bir yıl önceki gibi kurnaz bakmıyordu. "Ortaya çıkacak olsam buradakileri öldürür, yoluma devam ederdim."
"Neden öldürmedin? Rehin almak sana ne kazandıracak?"
Asker gülümseyerek ayakta duran asker çocuklarını işaret etti. "Rehin alınmış gibi bir halleri var mı?" demesiyle Kuzey işaret ettiği tarafa baktı. Bora Aksoy. Halit Güleç. Necip Dinçer. Buse Ergün. Tuğba Küçük. Sanem Aslan. Altısı da ayaktaydı. Yanlarında paralı askerler yoktu. Elleri, ayakları bağlı değildi. Direnmedikleri saçlarının dahi karışmamasından belliydi. Şu anda da kurtulmak adına hiçbir şey yapmıyorlardı. Öylece duruyor ve ajanlara bakıyorlardı. Rehin alınmamışlardı. Kendi istekleriyle Askerin yanında duruyorlardı. Kuzey yeniden koltukta oturan adama baktı. "Onlar benimle birlikte. Seçim sırası sende. Benimle birlikte çalışacak mısın yoksa adamlarını öldüreyim mi?"
"Sizi neyle tehdit ediyorsa bilin, onunla çalışsanız bile en sonunda zarar gören siz olacaksınız."
"Onları tehdit etmedim, ajan. Onlara bir yıldır istedikleri şeyi elde etmek şansı tanıdım." Bir yıl. Bir yıldır istedikleri tek şey olabilirdi. Gece Toksözü bulmak. Açıkça dile getirmemiş olsalar da aynı evde yaşama nedenlerinin Geceyi bulmak olduğunu biliyordu Kuzey. "Şimdi o şansı sana da tanıyorum."
"Yeni oyununuz bu mu? Onları almak ikinize ne kazandıracak?"
Asker gözlerini devirip ayaklandı. Kuzeyle karşı karşıya durduklarında ikisinin de gözlerinde nefret vardı. "Küçük kızı bulduğum anda ona söyleyeceğim ilk şey senin nasıl bir aptal olduğun olacak." Cebinden küçük kıza ait olan ve parmağından hiç çıkarmadığı yüzüğü çıkardı. Yüzüğü gördüğü anda Kuzeyin gerildiğini fark etse de umursamadı. "O gün Orhanı almak için peşlerindeydim. Bana kurduğu oyun öylesine zekiceydi ki, adamlarımı rahatça ortadan kaldırdılar. Fakat ben olay yerine gittiğimde arabaları hala oradaydı. Adamlarımın cesetleri ve o aptal manken arabanın içindeydi. Yerde ise küçük kıza ve bir adama ait olduğunu düşündüğüm eşyalar vardı. Silahlar, yelekler, eldivenler ve bu yüzük." Konuştukça sesi öfkeyle titremeye başlamıştı. Olay yerine gidip de küçük kızın tehlikede olduğunu anladığı anı hayatı boyunca unutamayacaktı. "Bana kurduğu oyunun sonunda kendisi tuzağa düştü. Sen de biliyorsun, ajan. Küçük kız ne olursa olsun yüzüğünü geride bırakmaz."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gece
ActionOn sekiz yıl önce yaşadığı lojmandaki tüm askerler öldürülmüştü. Hikayesi diğerlerinden farklıydı çünkü hem babası öldürülmüş hem de evi yakılmıştı. Gece Toksöz katliam gününden sonra ortadan kaybolmuş, on sekiz yılını hayalet olarak geçirmişti. Ner...
