güvenli

267 51 64
                                        

𓇼

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

𓇼

bir gecede yağıp sabaha doğru biten kar yağışının yerini, parlak fakat ısıtmayan güneş almıştı. yerdeki karlar da hızla eriyordu bu sırada. seungmin güneşe aldanmayıp atkısını ve şapkasını takmış, okuldan çıktığı gibi kendini trene atarken jisung da bir bankın üzerinde oturup göleti izliyordu.

dün her zamanki gibi eve vardıklarında yazmış ve sonrasında göletteki balıkları görmeye çağırmıştı seungmin'i. tabii ki seungmin oraya bu kadar erken gideceklerini tahmin etmemişti ama onları görmeyi de çok istiyordu.

trenden indiğinde onunla aynı yere doğru ilerleyen insanların peşinden gitti sakince. tabii adımları her ne kadar sakin olsa da kendisi için söz konusu değildi bu durum. içinde tarif edilmesi zor müthiş bir heyecan vardı.

sahile yaklaştıkça soğuk bedenini yakıp geçti. üşüdü, çok üşüdü. sahil kasabasında yaşamaya alışamamıştı hiçbir zaman. montuna sarıldığı vakit çok değil biraz ileride bankın üzerinde oturan çocuğu gördü. önce rüzgarın dağıtıp bozduğu saçlarına değdi bakışları, sonra da kabanlarının içerisinde kaybolan insanların arasında absürt duran üzerindeki cekete.

montundaki ellerini çekip kamerasına sarıldı. dudaklarında bilinçsiz bir tebessüm yeşerdi o sırada. küçük bir çocuğun heyecanıyla çekti oğlanın fotoğraflarını. bir kere daha çekti, bir kere daha.

sonunda derin bir nefesi ciğerlerine yollayıp yürümeye koyuldu. oturduğu bankın iki adımlık kadar gerisine ulaştığında gözlerini kapatmak için uzanan parmaklarını hızla geri çekti. buz gibiydi elleri, üşütmek istemiyordu. bunun yerine omzuna koydu ellerini hafifçe.

jisung ani refleksle omzundaki elini sertçe kavrayıp arkasına döndüğünde, seungmin korkarak geri bir adım attı fakat jisung o olduğunu kavradığı vakit elini gevşetmiş ve bileğini tutmuştu.

"özür dilerim, elini acıttım özür dilerim." diye sayıklamaya başladı hâlâ eli oğlanın bileğine sarılıyken. bakışlarını onun telaşlı yüzünde gezdirdi seungmin. elinin iyi olup olmadığını sorup duruyor, sıkıntılı nefesler alıp parmaklarına bakıyordu.

"acımadı ki." dedi saf saf. jisung bu dediğiyle afallarken diğeri gülmüştü onun bu haline. "hem acıtmazsın sen beni, bilirim."

nasıl oluyordu da seungmin'in hiç düşünmeden sarf ettiği sözler tekrar tekrar can buluyordu kafasında? sanki bir rüzgardı bu oğlan, hiçbir zaman duyamayacağı lafları savuruyordu ona doğru. ya da bir yağmur damlasıydı, pat diye düşüveriyordu kafasına.

hem acıtmazsın sen beni.

bilirim.

bilirdi. o his çoktan gelip bulmuştu oğlanı.

burnunu çekip kafasını diğer tarafa çevirdi jisung. "amma tatlı canın var senin de." dediğinde seungmin kocaman olmuş gözlerle ona baktı. "acımadı dedim ya."

more than words, seungsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin