teşekkür

436 79 71
                                        

𓇼

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

𓇼

karşılaşmalarının üstünden bir gün geçmişti fakat seungmin için zamanın nasıl geçtiğini tahmin etmek zor değildi. sürekli onu tekrar ne zaman göreceğini düşünüyordu ve bu yüzden uyku bile girmemişti gözüne.

birini bu denli merak etmek garip geliyordu ona. hele ki hayatı boyunca belalı tiplerden uzak durmuşken.

okulda samimi olduğu arkadaşları da yoktu bu yüzden. yalnızca ödev zamanı ve sınıf içi etkinliklerde bir araya gelirdi diğerleriyle. tabii bunun sınıf başkanı olmasının etkisi de vardı. yanisi tam bir örnek öğrenciydi.

fakat gerçekten arkadaş olduğu biri yoktu denmezdi. vardı ama diğeri ne düşünüyordu, emin değildi.

geçen gün jisung'un yakasına yapışan çocuk. chan.

dün sabah biraz erken çıkmıştı evden, belki onunla okula gitmeden konuşur diye. ama bulamadı onu, çıkışta da görememişti zaten. bugün bekleyecek miydi bilmiyordu, chan'ın arkadaşlarını bile görse çok iyi olurdu onun için.

son dersin beden eğitimi olmasıyla tüm sınıf dağılırken o, materyalleri toplayıp spor odasına götürmüş ve imza atıp çıkmıştı. çantasını alıp bahçeden dışarı adım attığında önüne çıkan kişiyle duraksadı.

"kuşlar beni aradığını söyledi."

şaşkınlığını gizleyemezken ona baktı. gömleğinin ilk birkaç düğmesi her zamanki gibi açıktı. kravatı ve saçları ise dağınık duruyordu.

"sen ve çeten çok garip varlıklarsınız." dedi kenara çekilip arkasında bekleyen çocuklara bakarken. chan hafifçe sırıtırken devam etti. "yoktun dün."

kafasını salladı. "yoktum."

"neden?"

"hayırdır, sorguya mı çekiliyorum?" gözlerini kısıp ona yaklaştı. "yoksa hoca beye mi yetiştireceksin hemen?"

seungmin'in gözlerinden hayal kırıklığı dökülmüştü adeta. "inanmayacaksın değil mi, seninle gerçekten arkadaş olduğumuza."

"sence?" dedi chan da. önce kendi okuluna sonra da seungmin'in okuluna baktı. "sırf babana minnet borcum var diye seninle dost olacak değilim. bir sıkıntında koşarım yanına ama fazlasını bekleme. hoca beye de selamlar, hadi selametle."

çekip gidecekti ki seungmin kolundan yakaladı. "tamam," dedi onu durdurmayı başarırken. "neye inanmak istersen ona inan ama şu an sormam gereken şeyler var sana."

"neymiş o?"

"o gün jisung'u neden sıkıştırdınız, ayağını denk al demek de ne demek?"

chan'ın kaşları gevşedi. "nereden tanıyorsun o piçi?"

more than words, seungsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin