mandalinalar

411 73 65
                                        

𓇼

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

𓇼

cumartesi günleri pazar günlerinden daha sıkıcı gelirdi seungmin'e. çünkü cumartesi ödev günüydü, masanın başından kalkmak zor gelirdi. ama pazar günleri öyle olmazdı, ya tek başına dışarı çıkar ya da tüm gün ailesiyle vakit geçirirdi.

yine bir pazar klasiği olarak babası müze gezmek gibi bir fikir atmıştı ortaya. annesinin de onaylaması üzerine mutlulukla hazırlanmıştı. ailesiyle birlikte yaptığı aktiviteler her zaman harika ötesi gelmişti ona.

yaklaşık bir saat dolaştıkları oyuncak müzesinden çıktıklarında gördükleri şeyler hakkında konuşmaya dalmışlar sonrasında alışveriş yapmışlardı. elindeki meyve poşetlerine bakarken iç çekti. tramvayın gelmesini bekliyorlardı ve üşümeye başlamıştı iyice.

sonunda tramvay gelirken babası eşini ve oğlunu iyice yanına çekti. fazla kalabalığın da olmaması rahat bir nefes aldırırken yan yana oturmuşlardı. montuna sıkıca sarılırken biraz olsun ısındığını hissediyordu.

annesiyle babası kısık bir sesle konuşurken seungmin mayıştığı için gözlerini kırpıştırdı. bu hissi seviyordu, küçüklüğünü hatırlatıyordu ona.

tramvayın yeni bir durakta durmasıyla içeri doluşan soğuk hava vücudunu ürpertirken binen yolcuları izledi. izledi ve hepsinin farklı bir hayatının olduğu gerçeğiyle yüzleşti.

sonra hayatını diğer herkesten biraz daha çok merak ettiği kişiyi gördü. gözlerini hızla açıp kapattı. oydu, yanlış görmüyordu.

yanında iki kişiyle birlikte gürültülü bir şekilde binmişlerdi. uzun saçlıyı o garip binaya girerken görmüştü, jisung'un arkadaşı olmalıydı. diğerine baktığında ise şaşırdı. kendi okulunda birkaç kez rastlamıştı ona ama hiç konuşmamışlardı. yine de sakin birine benziyordu ve jisung'larla ne işi olabilir ki, diye düşünüyordu.

bakışları heyecanla yeniden jisung'u buldu. parmaklarını beyaz yara bantlarıyla sarmıştı, üzerinde yün ve bol bir hırka vardı. bir o yana bakıyor, bir bu yana bakıyor derken ikisinin de bakışları kesişti sonunda.

göz göze geldikleri ilk an değildi ama alışamamıştı bu hisse.

seungmin'in yanakları al al olurken bakışlarını önüne çevirmiş jisung ise çatık kaşlarla ona bakmaya devam etmişti. kaçamak bakışlar atarken kendisine dik dik bakan çocuğa gülmek istedi ama kalbi yerinden çıkacak gibi attığı için yapamadı.

jisung'un dikkati arkadaşının omzunu dürtmesiyle kendisinden çekildiğinde iç çekti. inmelerine bir durak kalmıştı ve onunla konuşmak istediği için inmek de istemiyordu.

küçücük çocuklara uyuşturucu satmak için beyinlerini yıkıyor.

iftira atılmış olmasın.

bu cümleler yankılandı zihninde bir süre. sonunda tramvay inecekleri durakta durdu. babası kalkması için elini omzuna bastırdığında bakışlarını jisung'tan zorlukla çekip ayaklandı. üzerine bir anda kara bulutlar çökmüştü sanki.

zemine ayak bastıklarında eş zamanlı olarak kapıların kapanma sesi geldi. derin bir of çekti sessizce. kafasını çevirip uzaklaşan tramvayın ardından baktı, baktı ve o üç çocuğu gördü yeniden.

"bizi ne diye indirdin pezevenk, nasıl yürüyeceğiz onca yolu?"

"manitanın ağzına gir iyice ısınırsın, yapmadığın şey sanki." diye karşılık verdi jisung diğerine.

şaşkınlıkla onları izleyip oldukça yüksek sesli konuşmalarını dinliyordu. jisung neden onları inmeleri için zorlamıştı ki? o da mı benimle konuşmak istiyor yoksa, diye düşünmeden alamadı kendini. ama diğer tarafta kaldıkları için farklı yöne bakıyorlardı, umutlanmak istemedi bu yüzden.

annesiyle babasına baktı hızlıca, tanıdık birini görmüş olmalılar ki gülüşerek konuşmaya dalmışlardı. bunu fırsat bilerek adımlarını üç çocuğa doğru yönlendirdi. fakat yanına giderse ne diyecekti, nasıl başlatacaktı konuşmayı?

elindeki poşetleri sıkarken jisung'a az bir mesafe kala duraksadı. mandalinaların kokusu şimdi daha tatlı geliyordu. mandalinalar en çok onun yaralı ellerine yakışırdı. poşetten dört mandalina seçip çıkardı. iki tanesini arkadaşlarına verirse diğer ikisi ona kalsın diye.

jisung onu saniyeler sonra fark ederken "biz ikide bir böyle her yerde karşılaşırsak çok işimiz var seninle." diye seslenip seungmin'in daldığı düşüncelerden sıyrılmasını sağladı. "neden ki?" dedi seungmin bir iki adım daha atıp karşısında dururken.

"kötü bir şey mi, böyle her yerde karşılaşmak?"

"yo, bana göre hava hoş." derken dudağının kenarındaki minik kıvrılmayı yakaladı seungmin. "baya hoş."

anında hızlanan kalp atışlarına kızmak istedi. annesiyle babası ona seslenip zaten yeterince heyecanlı haline panik havası katarken mandalinaları hızla onun ellerine bıraktı.

ne diyeceğini bilemediği için arkasına dönecekti fakat bu sefer jisung durdurmuştu kendisini. "ha, bir de ikide bir elime bir şeyler tutuşturman var." diyip elindekileri cebine atmış ve seungmin'in verdiği kalemi çıkarıp elini kendine çekmişti nazikçe.

"dursana oğlum, kırk yılın başında garip gureba işlere ayak uydurmaya çalışıyoruz şurada." seungmin'in aceleci tavrına bakıp da söylemişti bunu. "hem sen elimi çizerken ben böyle mi yaptım?"

seungmin'in cevap verecek hali yoktu tabii o sırada. annesiyle babasını bile duymuyordu. soğuk parmaklarını sıcak elleri arasına alan çocuğu izliyordu şaşkınca.

"lan, sen geçen bizim çöplüğe gelen çocuk değil misin?" diyen uzun saçlı çocuğa bile boş bakışlar atmıştı. aklı o kadar bulanıktı ki, yanındaki çocuğu da gözleri yüzünden tilki sanmıştı hatta.

sanırım kafayı yiyorum, dedi kafasını eline iyice yaklaştırıp sanki çok dikkatli bir iş yapıyormuş gibi görünen çocukla.

sıcak eller ve avucunu ısıtan sıcak nefesi kendisinden ayrıldığında boşluğa düşer gibi oldu. oysa deminki birkaç saniye hiç bitmesin istemişti. bakışlarını eline çevirdi, yıldızların arasına bir de küçük bulut çizmişti.

nasıl bu kadar güzel görünebilirdi ki?

"beğendin mi teşekkürümü?"

kafasını salladı. "çok."

gözleri parlarken dudaklarını birbirine bastırdı jisung. sanki bir şey söyleyecek gibiydi de ağzı açılmıyordu. seungmin de gülümsemişti hafifçe. sonra çizdiği eliyle el sallayıp geri geri gitmiş ve bu bakışmayı keserek arkasını dönmüştü.




cok guzel degiller mi😭😭 ONLARI
COK SEVIYOM OF

diger bolumu yetistirebilirsem
aksama atarim olmadi yarina
kalirrr hadi bayyu

more than words, seungsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin