[HAYKIRAN YÜREK]
Yalancı Suret
Bazen insanın içini en çok acıtan şey, yaşadığı kayıplar değil, o kayıplarla baş başa kaldığı sessizliktir. Şilan için bu sessizlik, gecenin koynunda yankılanan yalnızlığın ta kendisiydi. Kalabalıklar içinde bile yapayalnız hissetmek ne demekse, işte tam da öyle hissediyordu.
Botan, ayağından yediği kurşunlar yüzünden artık topal kalmıştı. Pişmanlık benliğini sarsıyordu belki, ama sevdiği kadınla olmaktan asla pişman değildi.
Günler geçmişti. Şilan defalarca krizler geçirmiş, derin uyukulara dalıp durmadan sayıklamıştı. Bu süre zarfında Merdan Asaf, onu vuran adamı bulmak için her taşın altına bakmıştı.
Artık çok az kalmıştı. Onun elinden ne uçan, ne kaçan kurtulabilirdi bu saatten sonra.
Günler ilerledikçe, Şilan'ın durumu yavaş yavaş iyiye gitmeye başlamıştı. Odada herkes kadının gözlerini açmasını bekliyordu. Ve o an geldiğinde... gözleri açılır açılmaz bir çift gözle buluştu bakışları. Ama hemen ardından hızla kaçırdı bakışlarını. Sanki orada onu görmek istemiyormuş gibiydi.
Adam kendini fazlalık gibi hissetti.
Asla gitmek istemese de, hızla uzaklaştı odadan. Koridorda sinirle dolanırken, dudaklarına dişlerini geçiriyordu hırsla.
Zehra ve Mervan'ın gelişiyle yeniden odaya girdi. Kadının ağabeyleri Şilan'ı nazikçe doğrultmuştu. En arkada, gölgede duruyordu. Ardından doktor girdi içeri."Durumu iyiye gidiyor, çok kalabalık yapmayalım," diyerek odadan çıktı.
Saatler birbirini kovalarken, Şilan bir kez daha gözlerini açtı. Ve o an... Odada pencereye dönük, iri sırtıyla dışarıyı izleyen heybetli bir adam ilişti bakışlarına. Adam elindeki sigarayı derince içine çekti, ardından yavaşça söndürdü. Sırtına saplanan bakışları hissetmiş gibiydi. Ağır ağır arkasını döndü. Göz göze geldiler.
Yeni uyanmış yorgun gözleriyle ona bakıyordu. Adam, kara hareli gözlerini kadının gözlerinden ayırmadan, yavaşça yaklaşmaya başladı.
Yaklaştı. "İyi misin?" diye sordu.
Kadın sadece başını salladı. Konuşacak mecali yoktu.
Dakikalar geçti sessizlik içinde. Birbirlerinin gözlerine baktılar. İlk gözlerini kaçıran kadın oldu. Ne hissedeceğini, ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Çektiği acılar, yüzleşeceği gerçekler, sırtına yediği ihanet darbeleri... saymakla bitmezdi.
Belki de kaderi buydu, kabullenmeliydi.
Bu adam kaderinde varsa, kabul edecekti. Zaten... çoktan etmemiş miydi?
O rüyada hissettiği huzur, o sıcak kollar... İlmek ilmek işlemişti ruhuna. Adamın dudaklarına duyduğu arzu utandırmıştı onu. Ve tuhaf bir şekilde... sanki o rüyayı adam da yaşamış gibiydi.
Zaten hisleri karmakarışıktı. Tavana dikmişti gözlerini. Adamın odadaki nefes alışını duyuyordu. Ama bakmıyordu. Sadece tavana, boşluğa, geçmişe...
Kapı usulca açıldı. İçeri Zehra girdi, ardından mahcup bir ifadeyle yaklaştı.
Arkasından Mervan belirdi.
Şilan, Zehra'nın yüzündeki mahcubiyeti hissettiğinde, dudağında küçücük bir tebessüm oluştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝐻𝐴𝑌𝐾𝐼𝑅𝐴𝑁 𝑌Ü𝑅𝐸𝐾
Algemene fictie🕯️ Bazı insanlar yaralarını sarmayı değil, onlarla yaşamayı öğrenir. Şilan da öyleydi. Hayat, ona daha çocukken ağır geldi. Ama bir gün, hiç beklemediği bir anda yüreğine dokunan biri çıktı karşısına, Merdan Asaf. Aşk, tutku, sevda... Hepsi o anda...
