[HAYKIRAN YÜREK]
Rojda; Hey Nabe
Sevdam En Büyük Yaram
300 yıldız 350 yorum
İstediğim yorum ve yıldız gelmeden bu sefer gerçekten bölüm gelmeyecektir.
Emeğime büyük saygısızlık olur..
...
Git demek, kolay değildi belki ama kırılmış bir kalbin tek savunmasıydı.
Git derken bile gitme! demek istiyordu. Giden ayak sesleri açılıp kapanan kapılar yeryüzünde kopan fırtınadan bile korkutucuydu.
Kaybetmek korkusu benliğini sarmış, kırgın ama şaşkındı. Belkide sınırını çoktan aşmıştı. Ne kadarda aptalım dedi içinden. Merdan Asaf bile ondan bıkıp böyle davrandıysa kesinlikle sorunun kendisinde olduğunu düşündü.
Ama yüzüne çarptığı sözler çok kırıcıydı.
Dizleri onu ayakda tutamıyorken, elleri zangır zangır titiriyordu. Gece bitsin ve derin bir uykuya dalıp herşeyi unutmak istiyordu Şilan.
"Merdan." diye fısıldadı, başka isim veya kişi düşünmedi. Sadece Merdan... söylediği sözler... Ve gidişi.
Canı çok yanıyordu, hani gitmezdi. Ne olursa olsun yanında olacağım derdi. Nasıl olurda Yiğitle olmak istiyorsun diyebiliyordu peki?
O kadar çok kırılmıştı ki bu söze nasıl affedebilirdi bu saatten sonra. Kendisini bu kadar basit bir karakterde görmesi bile içler acısıydı. Gözlerinden yaşlar aktı. "Salak, neler düşünüyor aptal işte." Burnunu çekti tutunacak yeri yokken bedeni boşluğa düşer gibi yere düştü. Artık daha çok ağlıyordu. Kollarını kendine sardı. Belkide herşeyden çok basit bir sarılmaya ihtiyacı vardı. Ama sarılmak istediğini kovmuştu.
Saatlerce bekledi o soğuk zeminde, kalkmadı. Göz yaşları dinmedi. Ve gerçekten Merdan Asafı kaybetmekten deli gibi korkarken, kırgınlığınıda bir tarafa bırakamadı.
Dakikalar birbirini kovarlarken kaç saat olmuştu bilmiyordu Merdan Asaf gideli.
Salon hâlâ dağınıktı. Güller solmuştu. Mumlar çoktan sönmüş. Tül yatağın ucundan sarkmış, her şey fazlalık gibi duruyordu. Şilan Merdazi kendi bedenine sığamıyordu...
Buz gibi parkede kıvrılmış, derin bir uykunun içinde değil ama gözleri kapalıydı. Düşünceler beynini tırmalarken yorgunluktan bedenine yenik düşmüştü. Ruhen çok bittik hissediyordu.
Yiğitin o kadınla olması umrunda bile değilken, Merdanın dedikerinin tek bir cümlesini unutmamak için tekrarlıyordu.
Hıçkırdı göz yaşları kurumamaya yemin etmiş gibi durmuyordu. Öylece cenin pozisyonunda yatmıştı.
Kapı sessizce açıldı. Ayakkabı sesleri halının üzerinde boğuldu. Merdan içeri girdi. Elinde ne çiçek ne özür vardı. Yüzünde sadece yorgunluk, gözlerinde ağırlık. Kalbinde amansız bir ateş. Yanıyor ve yakıyor.
Bir süre kapının eşiğinde durdu, sonra usulca ilerledi. Şilan’ı uyurken gördü, başı yastıksız, kolları göğsüne sarılı, kendine kapanmış gibi yatıyordu. Bir an öylece baktı ona. Sonra sessizce yanına oturdu. Dudaklarına dişlerini geçirirken uykulu ama uyanıklık arasında olan karısını kucağına aldı. " Can içim, kurban olduğum." dedi. Kanepeye doğru yürürken Şilanın kolları boynuna dolandı, boynunda bir ıslaklık hissedince kendine küfretti. Şilanı kanepeye bırakırken içi gidiyordu. Nasıl o sözü diyebilmişti. Saatlerdir kapının ardında bekliyordu. Kanepe dar gelince eğildi, yavaşça yere oturdu sırtını kanepeye vererek. Ellerini dizlerinde birleştirdi. Arkasını karısına döndü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝐻𝐴𝑌𝐾𝐼𝑅𝐴𝑁 𝑌Ü𝑅𝐸𝐾
Ficción General🕯️ Bazı insanlar yaralarını sarmayı değil, onlarla yaşamayı öğrenir. Şilan da öyleydi. Hayat, ona daha çocukken ağır geldi. Ama bir gün, hiç beklemediği bir anda yüreğine dokunan biri çıktı karşısına, Merdan Asaf. Aşk, tutku, sevda... Hepsi o anda...
