23. Bayrama Özel

1.1K 93 123
                                        


[HAYKIRAN YÜREK]

BAYRAMA ÖZEL, KİTABIN DİĞER BÖLÜMLERİNDEN BAĞIMSIZDIR.

Okurlarımı mutlu etkmek amacıyla
yazılmıştır...💐





"Köyde sabah, şehirdeki gibi olmaz. Burada her şey daha önce başlar. Önce toprak uyanır, sonra ağaçlar. İnsan en son açar gözlerini, çünkü en derin uykular bu sessiz topraklarda görülür."

Geceden kalan serinlik, evin taş duvarlarına sinmişti. Odada hafif bir tütsü gibi, yeni doğacak günün kokusu vardı.
Ve bir kuş sesi... Tedirgin ama umutlu bir ötüş. Belki de o da bayramı hissediyordu.

Merdan'ın gözleri henüz tam açılmamıştı ama elini uzattığında Şilan'ın sırtına değmesiyle zaman durdu. Yorganın altındaki o tanıdık sıcaklık, ona yıllardır birlikte yaşadığı hayatı hatırlattı. Her sabah aynı yanına uyanmanın mucizesini...

Şilan'ın saçları yastığa dağılmış, nefesi huzurlu bir melodi gibi inip kalkıyordu. Merdan usulca döndü, dirseğine yaslanarak onu izlemeye başladı. Gözlerinde sessiz bir minnet vardı.
Şilan gibi bir kadının sabahına ortak olmak, herkesin nasibi değildi. Şükretti.

"Şilan," dedi fısıltıyla. Bir dua gibiydi adı.

Şilan kımıldandı. Hafifçe gözlerini açtı. Gülümsemedi ama gözleri gülümsedi.

"Gün doğdu mu ?" diye sordu uykunun içinden.
"Henüz değil," dedi Merdan, sesi sabah kadar yumuşaktı. "Ama senin gözlerinle her şey aydınlandı."

Şilan gözlerini kapatıp bir iç çekti.
O an, dünyanın bütün gürültüsünden uzak bir yerde sadece ikisi vardı. Ne telefon çalardı, ne takvimler işaretliydi. Bugün yalnızca bir şey vardı, Bayram.

"Kalkalım mı?" dedi Merdan.

"Biraz daha dur," dedi Şilan, "Bayram sabahı en çok, bu sükûnet güzel..."

Bir süre daha sustular. Perdelerin arasından içeri süzülen doğmaya yakın bir güneşle sabah ezanları okundu.

Merdan Asaf kısa bir abdest alıp bayram namazına yetişirken, Şilan da aynı şekilde namaza durdu, peygamber efendimizin (s.a.v) bayramını kutlamak niyetiyle namaz kıldı.

Üzerine güzel ve özenli kıyafetlerini geçirip altınlarla süsledi elbisesini. Başını şalla örtüp dışarı avluya çıktı.

Evin avlusu, güne gün katmış gibiydi.
Berzan Dede sabahın ilk ışığıyla sedire oturmuş, elindeki tespihi ağır ağır çekiyordu.
Her çektiği boncukta bir hatıra vardı sanki.
Bir bayram sabahı daha, onun ömrüne yazılmıştı.

Sacın başında, ilk ekmek açılıyordu. Hamurun ince sesi, tandırın çıtırtısıyla karışıyor, avluya narin bir melodi gibi yayılıyordu.

Şilan avluya çıktığı vakit Merdan Asaf kapıdan içeri girdi hemen arkasından erkek kardeşi Meriç, Aram ve bir çok erkek kuzeni gelmişti.

Kuzenler önden Berzan dedenin elini öpüp bayramlaşırken, Merdan karısının güzelliğine mest olmuş bir şekilde kapıda bekliyordu.

Karısına yürüyüp birlike sessizce Berzan dedenin yanına gittiler. Şilan hemen başörtüsünü düzeltti, Merdan dedesinin önünde durup ellerini öptü.
Şilan da ardından eğildi, yaşlı elleri ellerine alırken başını eğdi.

Berzan dedenin gözlerinde yumuşak bir parıltı vardı. "İnsan, evladını sever... ama torununun eşi, evladın duası gibidir. Bayramınız mübarek olsun evlatlarım."

𝐻𝐴𝑌𝐾𝐼𝑅𝐴𝑁  𝑌Ü𝑅𝐸𝐾Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin