22. Sevdamın Sevdası

1.4K 125 152
                                        

[HAYKIRAN YÜREK]

Dağlara Sığmayan Adam

250 yıldız/ 250 yorum

...

Dağlar soğuktu. Ama Üsteğmen Yiğit Ferzani'nin bakışları, dağlardan daha soğuktu o sabah.

"Çavuş, nereye gidiyorsun lan başıboş? Mevzi dediğim yer orası mı senin gözünde?"

Yiğit'in sesi karlara çarpıp yankılandı. Genç çavuş hemen toparlandı, başını öne eğip mevzisine geçti. Kimse itiraz etmezdi Yiğit'e. Etseydi, ya susmak zorunda kalırdı ya da daha çok susmak zorunda kalırdı.

Yiğit herkes için ürkütücüydü.
Ama sadece o bilirdi geceleri çantasının içinde buruşturulmuş bir atkının saklandığını. Şilan'ın küçükken ona ördüğü, mavi, düğmeli, çirkin bir atkı. Kimseye söylememişti. Ama çantasının dibindeydi. Gidilen her görevde onunla gelirdi. Hatta bazen... uyurken elini çantasının üzerine koyardı. Sanki oraya düşecekmiş gibi. Yiğit ve diğer abilerine ördüğü ilk atkıydı.

"Ah Şilan..." diye geçirdi içinden.
"Bu soğukta seni özlemek, sırtımdaki kurşun geçirmezden daha ağır."

"Üsteğmenim," dedi Harun, birden yanına gelip."Çavuş Adem siperin arkasında ateş yakmaya çalışıyor. Dumanı görünürse..."

Yiğit dişlerini sıktı. "Ulan bu dağın başında düşmana işaret fişeği mi yakıyor o dangalak?"

Yavaşça doğruldu, adımlarını yere sağlam basarak çavuşun yanına yürüdü. Adem mi karşısında görünce sesi soğukla karıştı.

"Adem. Şu an hayatta kalmamızın tek yolu sessizlik. Senin odun gibi zekanla ocağı değil, bizi yakacaksın."

Adem başını öne eğdi. "Komutanım... sadece çay demliyordum..."

Yiğit gözlerini dikti. Ama sonra çaydanlıktaki buhara takıldı gözü. Duman değil de sanki... Şilan'ın saçları gibiydi. O son bayramda saçlarını örmüştü . Kapının önünde oynaşan çocukların sesine karışan bir gülüşü vardı. Yiğit onu hep mesafeli severdi. Zaten başka türlüsü günah olurdu. Hem amca kızıydı, hem de... Yiğit'ten başka herkes onunla göz göze gelmeye cesaret edemezdi.

"Topla o çayı," dedi soğukça. "Ve bir daha bana yakalanırsan, seni çayla değil, seninle demlerim."

Timin içinden biri fısıldadı.
"Komutan kızgın ama... gözleri başka şey anlatıyor."

Ama kimse cesaret edip sormadı. Çünkü Yiğit Ferzani, aşkını bile tek başına severdi. Ve Şilan'ı özlediğini sadece kar biliyordu. Ve belki... çantasındaki o eski atkı.

"Şu taşın arkasına geç Harun! Düz ovada mı eğitim aldınız siz?!"

Yiğit'in sert sesi, karlı yamaçlara çarpıp yankılandı. Harun başını öne eğerek sürünmeye başladı. Yiğit'in emirleri asla tartışılmazdı. Sertti, katıydı. Ama o sertliğin içinde bir başka ateş yanardı. Kimse bilmezdi, bilmesine de gerek yoktu. Çünkü Yiğit Ferzani, kalbinin içini kimseye açmazdı. Hele ki bu dağın tepesinde...

Adem titreyen sesiyle seslendi.
"Komutanım... bu gece eksi yirmi olacak. Ateş yakmayacak mıyız?"

Yiğit, gözlerini Ademe dikti. Soğuk sadece havada değildi, bakışlarında da donmuştu. "Ateşi düşman yakarsa, seninle birlikte ısınırsak iyi olur, değil mi?"

𝐻𝐴𝑌𝐾𝐼𝑅𝐴𝑁  𝑌Ü𝑅𝐸𝐾Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin