Ve benim için önemli zaman dilimleri yavaş yavaş erimeye başlamıştı.Sona iyiden iyiye yaklaşmıştım bunu hissedebiliyordum.Bu dünyada nefes almak için kalan zamanım çok azdı.
Herkesten,tüm düşüncelerimden uzaklaştığım bir mekanım vardı.Evimizin çatısı.Bunaldığım çoğu günlerde gece vakti oraya çıkıp saatlerce otururdum.Başta hafiften esen rüzgar tenime değerdi,üşümeyi severdim.Sonra gözlerimi kapatır bir süre hislerimi düşünürdüm.Tüm gece bana aitmiş gibi gelirdi.Derin bir nefes aldığımda taptaze bir koku içime dolardı.Herkes hayatın güneş doğunca başladığını sanardı.Oysaki asıl hayat karanlık doğduktan sonraydı.
Ben de bana yaşam veren bu yerde sonlanmasını istedim her şeyin.Yapmak istediğim bencillik gibi görünebilir.Benim için üzülecek kadar düşünceli insanları geride bırakarak buralardan gitmek.
Ama O'na karşı koymak imkansız...
Tam şu an bir fısıltı duyuyorum.Yanı başımda kulağıma eğilmiş kasvetli sözcükler mırıldanıyor.Korkmak faydasız.Sadece dinliyorum.
"Öl ve benden kurtul"
demek istediği tam olarak bu değil mi?Süslü sözcüklerini kırparsak asıl söylemek istediği bu.Ama o kadar yumuşak bir ses tonu var ki.Bir katilin öldürmeden önce kurbanını okşaması gibi...Elimdeki kitaptan rastgele bir sayfa açıyorum.Shakespeare'in bilindik bir şiiri takılıyor gözüme.Gülümsüyorum.Okumaya başlıyorum.
"Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun"
