Bölüm 8

39 0 0
                                    

Gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey küçük yuvarlak bir masanın üstündeki saatti.
"3.07"
Bu sefer kabus görmemiştim.Bu yüzden sağlıklı düşünebiliyordum.Öncelikle kendi odamda olmadığımın farkındaydım.Yumuşak lacivert bir yataktaydım,ışıklar açık olduğu için etrafı görebiliyordum.Burası oldukça büyüktü, hemen karşımdaki iki puf koltuğun birine dayalı klasik kahverengi bir gitar, diğer tarafta; alt tarafı raflı masanın üstünde televizyon ve şık bir radyo vardı.Duvara ise çeşitli plaklar montelenmişti.Pencerenin dibinde büyük, beyaz bir sandık göze çarpıyordu.Odanın sol tarafında kalan kırmızı kum torbası ve aynı renkte, yerde duran boks eldivenleri ilgimi çekmişti.Yataktan kalkıp oraya doğru ilerledim.Bir süre kum torbasıyla oyalandım,bir yandan da hafızamı zorluyordum.Dün gece Marilyn'le ayrıldıktan sonra ne olduğunu hatırlayamıyordum.Bu çok sinir bozucuydu,işin garibi kapıdan çıkıp gitme isteği yoktu içimde.İçeriye katil girse bile umrumda değildi.Sanırım ölümü çoktan kabullenmiş olmam şuan korkmamamı sağlıyordu.Zaten bana zarar vermek istese çoktan vermiş olurdu.Etrafa biraz daha bakındım.Karşı duvarda bir tane boy aynası vardı,yaklaşıp kendimi incelemeye koyuldum.Saçlarım birbirine karışmıştı,gözlerim şişmişti.Üstümde dün giydiğim kazağım ve kot pantolonum vardı.Ceketim de ortalarda görünmüyordu.Aynanın dibinde, yere atılmış birçok erkek tişörtü vardı.Birini elime aldığımda burnuma güzel bir koku geldi.Aynı anda kafamdan aşağı kaynar sular döküldü.
Alex'in evindeydim.İşte şimdi panik olmaya başlamıştım.Hızlıca kapıya ilerledim.Açmak için elimi uzattığımda bir tıkırtı duydum.Sanırım buraya geliyordu.Hemen elimi çekip, uçarcasına koşarak kendimi yatağa attım.Aynı anda kapı açıldı.Gözlerimi hızla kapayıp nefesimi tuttum.

"Uyanık olduğunu biliyorum Lia."

Utanarak gözlerimi araladım.Alex, yüzünde ukala bir gülümsemeyle bana doğru yaklaşıyordu.Bir elini saçlarının arasından geçirdi ve yatağa oturdu.

"Koşarken daha sessiz olmalısın."

Yatakta yavaşça dikleştim.Sadece başımı sallayabildim,halen utanıyordum.Galiba en sonunda beni etkilemeyi başarmıştı.Hem de saatler içerisinde.Bir tarafım bunu kabullenmiyordu.Ona hayranlıkla bakan kızları her zaman aptal bulmuştum.Şimdi ben de onlardan biriydim.

"Şimdi iyi misin?"

Gözlerine baktım.Gerçekten endişeli görünüyorlardı.Onun benimle ilgilenmesi şuan hoşuma gidiyordu.Tanrım böyle olmamalıydı.Bir an önce buradan gitmeliydim.Yutkundum,sesimin iyi çıkmasını umarak

"İyiyim,ilgilendiğin için teşekkür ederim ama şimdi eve gitmek istiyorum."

dedim.Kaşları hayal kırıklığına uğramış gibi havaya kalktı.Gözlerini yüzümden alarak pencereye çevirdi.Sonra sessiz bir şekilde mırıldandığını duydum.Muhtemelen benim şımarıklık yaptığımı düşünüyordu.Ama ondan uzak durmak zorundaydım.Hayatımda yeni bir insana yer yoktu.Bir süre sessizce oturduk.Kafamı Alex'in baktığı pencereye çevirdim.Ardından tiz bir çığlık attım.Düşüncelerim korkuya kitlendi.Oradaydı.Kıpırdamadan durmuş gözlerini üzerimize dikmişti.Dudakları gülüyordu ama gözleri nefretle bakıyordu.Titrememe engel olamadım.Bir parmağımı kaldırıp pencereyi gösterdim.

-Orada.
-Ne?Ne orada?
-Görmüyor musun!

Bir anda kulaklarım çınlamaya ve başım dönmeye başladı.Gözümün önünden görüntüler yavaş yavaş siliniyordu.Bulanıklığın kabusuma dönüşmesini izledim.İçimdeki korkuyu bastırmaya,sakin kalmaya çalışıyordum.Ama önümdeki çürük et yığını bana bakıp sırıtırken titrememek elde değildi.Artık karanlık ormanın içindeydim.

"Selam tatlım.İşte yine karşındayım.Arayı fazla açmak istemedim."

Sessiz kalmak en iyisiydi.Sustum.Ayaklarını sürterek yanıma yaklaşıyordu.

"Neden konuşmuyorsun?Ziyaretim seni hoşnut etmedi mi?"

Gülümsemesinin yerini yapay bir dudak bükme aldı.Sesi artık daha inceydi.

"Ah hayır ne kadar da kabayım!Alex'le konuşmanızı böldüm değil mi?"

Açık mavi gözlerini kapatıp açtı.Boynunu yana yatırdığında kemiklerinden sesler geldi.Cevap vermemem onu sinirlendiriyordu.Tıslar gibi her kelimeyi vurguluyordu.

"Ondan uzak durmanı söylemiştim.Bedelini ödeyeceksin.Seni uyarmak için Alex'e küçük bir hediye vereceğim.Eminim çok hoşuna gidecek."

Kahkahalar atarak gülmeye başladı.Beni mahvederek eğleniyordu.Gözlerimi kapatıp onu duymamaya çalıştım.Kulağımda başka parazitler hissediyordum.Boğuk ama derinden gelen bir ses ismimi bağırıyordu.

"Lia!"

Alex'ti bu!Tünelin ucundaki ışığı yakalamış gibi ona odaklandım ve beni buradan çıkarmasını diledim.

****
Sanki bana değil de başka birine bakıyor gibiydi.Yüzünü acıyla buruşturmuştu.Beni duymuyordu.Onu sarsmaya başladım.Dudakları mosmor oldu.Hasta olduğunu biliyordum.Ama bu kadar ilerlediğini düşünemezdim.Artık halisünasyonlar görüyordu.Şu durumda soğukkanlı olmak imkansızdı.Dışarıda kalan cep telefonumu almak için odadan fırladım.Ardından 911'i tuşladım.Sesimdeki paniği gizlemeyemedim.

"Yellow Bricks Sokağı 3 numaraya acil ambulans istiyorum.Lütfen acele edin."

Aynı anda sağ koluma feci bir ağrı saplandı ve telefon elimden düştü.
"Siktir!"
Hareket bile ettiremiyordum.Sanki birisi kemiklerimi kıracak kadar sıkıyordu.Başımı zorla çevirip odanın kapısına baktım.Onun yanında olmayı her zamankinden çok istiyordum.Güçlü bir dürtü yanına gitmemi söylüyordu.Bir an önce...

Benim Adım LiaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin