⋆
⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
⠀⠀
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir kaç saat önce
Öğle güneşi, usulca, adamın yılların izini az da olsa taşıdığı suratına yansıyor, koyu kahve gözlerini daha da kısmasına sebep oluyordu. Hafif şekilli burnunu çekti, gerginlikle dolup taşıyor ve bu yerinde sakince oturmasına engel oluyordu. Eli durmuyor, nefes almak zormuşcasına gömleğinin düğmeleriyle oynuyor, bir kaçını açarak koca gövdesini gösteriyordu. Sessiz mahallenin sokaklarında gezdi gözleri. Parmakları sakallarındaydı. Küçük kızı, bu sokaklarda oyun oynamış mıydı? O küçük adımlarını burada da atmış mıydı? Düşmüş müydü hiç? Kanamış mıydı dizleri? Babasını merak etmiş miydi? Bisiklet sürmeyi biliyor muydu mesela?
Dişlerini sıktı, çenesi gerildi. Boş sokakta hayalini kurduğu küçük kızının arkasında beliren o hayali beden, elini yumruk yapmasına sebep oldu. Erdinç, ona bisiklet sürmeyi öğretecek olan o kişi Erdinç miydi? Ona baba demiş miydi? Kucağına koşmuş, ona kendisine yaptığı gibi yolduğu çiçekleri vermiş miydi?
Yüreği daraldı. Nefes almak zor geldi sanki. Nefesini kesen, nefes almasına engel olan herkesi toprağın altına gömmek için yanıp tutuşuyordu. Hayali daha da sinirini bozmaya başladığında gözlerini kapattı ve yüzünü camdan çevirdi. Arabanın içinde elle tutulur bir gerginlik vardı ve şoför koltuğunda ki Kerem, büyük bir stresle patronunu izliyordu.
Sıkıntı çıkmasından, özellikle o kadın denen yılanı parçalamasından korkuyordu. Sonuçta kızını kazanmaya çalışıyor, kızını yanına almak istiyordu. Eğer o kadına zarar verirse, her şey daha da zorlaşırdı. Kerem, derin bir nefes alarak boğazını temizledi. Konuşmak istiyor, yıllardır yanında çalıştığı, patrondan çok dost olarak gördüğü bu adamı uyarmak istiyordu ama Turgay, o kadar gergin ve sinirli görünüyordu ki araladığı dudaklarını geri kapattı. Öne doğru eğilmişti, dirsekleri dizlerine yaslıydı ve bir bacağı durmaksızın sallanıyordu. Ürkütücü göründüğünden, Kerem; o kadın için değil de olacak şeylerden ötürü Leyal için üzülüyordu.
Umuyordu ki Turgay, o kadına herhangi bir zararda bulunmazdı. Şaşırtıcı derecede Turgay, kızı için aniden harekete geçmemiş, onu düşünerek bu kadınla konuşmayı tercih etmişti. Bu büyük, hatta fazla büyük bir şeydi. Kerem, Turgay'dan bunu duyduğu anda şaşkınlığını gizleyememişti. Garipti. Bildiği Turgay hızlıydı, aceleciydi, kızını yanına alır, nefesini isterdi. Düşünmez, doğru olan neyse anında uygulardı. Şimdiyse durmuştu. Kızı için durmuş, beklemiş, onca yılın ardından hâlâ sabrediyordu.
Kerem'in gözleri apartman kapısından çıkan kadını buldu. Parmakları direksiyonu sıktı ve gözlerini patronuna çevirdi. Turgay, kadını fark etmemiş olacak ki aynı şekilde duruyordu. Kerem daha fazla beklemeyerek, ne kadar arabada kalmak istese de Turgay'ın önceki uyarısı nedeniyle arabadan indi. İndiği gibi, Siyal arabaya büyük bir hışımla bindi.
Turgay, yıllar sonra kanlı canlı hâlâ onu görüyor olmaya alışamamıştı. Doğruldu. Kısık gözleriyle kadını süzdü. Sarı elbisesiyle arabada oldukça zıt duruyordu, oturduğu anda üst üste attığı bacakları yüzünden eteği biraz yukarı toplanmıştı. Saçları arkadan toplu olmasına rağmen yüzüne doğru düşen bir kaç tutamlar vardı. Pembe rujlu dudaklarının ardından Turgay'ın gözleri, Siyal'in ela gözlerine çıktı.
Durdu. İğrenç hissetti. Hislerinin karmaşıklılığından iğreniyordu. Tam yüreğinin orada hissettiği o huzursuzluktan nefret etti. Tüm içsel düşüncelerini susturdu. Kendini dizginledi. Nefretini diri tuttu. İntikam hırsını besledi. Mantığıyla birlikte bu iki his ona yeterdi. Başka hiçbir şey düşünmeyecekti. Kendisine bunu yasakladı. O eski Turgay yoktu artık. Karısına köle olan Turgay ölmüştü ve bu kadın sanırım hâlâ bunun farkında değildi. O ela gözleri büyük bir kararlılıkla ve dik başlılıkla kendisindeyken bu hadsizliği sindirmek çok zordu Turgay için. Dişlerini birbirine bastırdı istemsizce. İçindeki tüm yangını görmezlikten geldi. O yangın açığa çıkarsa, her şeyin sonu boka sarardı biliyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
LEYÂL
General FictionNe adam bir daha cebinde ezilmiş papatyalar buldu, ne de kız ezdiği papatyaları hatırladı. ❁
