0 - ❁

15.5K 540 29
                                        

Herkese merhaba!

Kitabı ilk haline geri çeviriyorum çünkü çoğunluk bunu istedi. Bazılarınız bunu istemiyor bunu da biliyorum ama yapabileceğim bir şey yok. Bölümleri olabildiğince düzeltmeye çalışıp, eksik yerleri tamamlayacağım ama değişiklik olmayacak. Yeni haliyle okumaya başlayan herkesten de özür dilerim. Tamamen benim hatam ilk kitabım olduğundan bazı şeyleri oturtamadım kendimde. Beğenmiyorum bu kitabı ve bu yazıma da yansıdı. Ama toparlayacağım, hallediyoruz, hallediyorum.

Yeni başlayanlar içinse, merhabalar tekrar.

Hoş geldiniz.

⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀

⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀

İlkbahar aylarının başıydı. Tabiatta ki güzellikler kendilerini yavaş yavaş belli ediyor, çiçekler yavaş yavaş açıyordu. Hava güneşli ve sıcaktı. Küçük kızının şirinlikleri içini güneşten fazla ısıtıyordu.

Adam, bahçenin arka tarafında, geniş masanın ucunda duran koltukta oturuyordu. Ceketini önemsizce bir kenara atmış, geniş bedeniyle arkasına yaslanmış, günün yorgunluğuyla dolu gözleriyle çocuklarını ve karısını izliyordu. Yorgundu evet. Yorgunluğu ailesiyle geçiyordu.

Yüzündeki tebessüm huzur doluydu. Kalbinin ısısını hissediyordu ve bu ısı küçük kızının saçlarını parlatan güneşten de sıcaktı.

"Babaa! babaaa!"

Siyah, geniş omuzlarını saran gömleğinin kollarını düzelterek arkasını döndü. Küçük kızı, biriciği elinde topladığı ve avucuna zar zor sığdırdığı papatyalarla ona doğru koşmaya çalışıyordu. Daha 2 buçuk yaşındaydı paytak adımları her an düşebilir gibiydi ve bu kocaman adamı tedirgin ediyordu. Her an düşecek korkusu onu geriyor, kaşlarını çatıyordu. Saçları yukarıdan iki kulak yapılmış her koşup durduğunda sallanıp duruyordu. Küçük burnunu yemek istedi adam. İçi, küçük kızına bitiyor, eriyordu. Onun varlığıyla her şeyin daha da iyi olacağını sanmış ve öyle olduğunu düşünmüştü. O bu evin, bu ailenin minik meleğiydi.

Kızının düşeceğini düşünerek derin bir nefes aldı ve ayağa kalktı. Küçük meleği yetişsin diye tertemiz, ütülü siyah pantolonunun kirlenmesini umursamadan dizlerinin üstüne çöktü. Kollarını iki yana açarak kızını beklediğini ve geldiğinde onu sımsıkı kucaklayacağını gösterdi. Düşecek olsa bile, babası burdaydı. İzin vermezdi düşmesine. Sıkıca tutar, kocaman öperdi onu.

Arkasından koşarak gelen Ardınç göründü. Küçük kızı korumak için, peşinde dolanıyordu demek. Düşmesinden korkan tek kişi Turgay değildi. Küçük yaramaz kardeşi her düşmek üzereyken arkasında bekliyor ve onu sıkıca tutup dengesini sağlıyordu. Ardınç, o sorumsuz, başı buyruk, yaramaz çocuk ilk defa abi oluyormuşcasına büyük bir dikkatle kardeşinin peşinde dolanıp duruyordu.

Küçük Leyal sonunda babasının kollarının arasına girdiğinde, babası cennet kokulusundan derin bir nefes aldı. Boynuna ve yanaklarına bir sürü öpücük bırakarak Leyal'ini sevgiye boğdu. Küçük kız babasının sakallarından rahatsız olduğu için çığlık atarak uzaklaşmaya çalıştığında, adam gülümseyip onu kucağında sıkıca tuttu.

LEYÂL  Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin