9 - ❁

6.9K 360 96
                                        

⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
⠀⠀

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Hava kapalıydı, dışarıda gökyüzünü örten kara bulutların bu odadaki atmosferden pek bir farkı yoktu. Gerçi sanırım bu atmosfer sadece bendeydi.

Başımda inanılmaz bir zonklama vardı. Harbiden başım felaket ağrıyordu. Üstelik, daha da ağrımasına sebep olan, canımı sıkan büyük bir mesela vardı. Ben de tam o meselenin ortasındaydım. Bacaklarımı önümdeki masaya daha da yayarak omzularımı dar koltuğa sığdırmaya çalıştım. Sıkışıktı fakat en azından dinleniyordum. Gürültüler kulağıma ulaşıyordu, dinliyordum. Duyuyordum ve her kelimesini özenle tek tek seçiyor, tartıyor, sorguluyordum. Önemsiz miydi? Asla değildi. Sikeyim o kadar önemliydi ki bunun için ölürdüm. Öldürürdüm, dünyada tek adam bırakmazdım. Ama,

Aması vardı işte.

Aması, yıllardır yok olan bir kadının peşinde koşan babamdı. Beraberinde götürdüğü küçük meleğimizdi. Aması yıllardır babamın, o gülümsemesiyle, "buldum" diyerek, o küçük bizlere aşıladığı büyük umutlardı. Hayal kırıklığı ne demek fazla erken öğrenmiştim. Buna bağışıklığım zor kazanılmıştı. Babam eve her geldiğinde beraberinde o küçük cadıyı görmenin umudu içimde cayır cayır yanardı. Her babam geldiğinde o hayal kırıklığımı ona da yansıtırdım. Belki de benden haz etmemesinin bazı sebeplerinden biri de buydu.

Aması, o küçük kızın asla bulunamayacak olmasıydı. Kaybetmiştim, kaybetmiştik. Sadece ben erken kabullenmiştim. Diğerlerinin aksine. Ağzımı tutamadım, Kutal'ın o sikko uyarılarına rağmen belki de sırf ona inat olsun diye ortamın amına koymaya çalıştım.

"Beni şurada sikseler yine inanmam."

Kurduğum cümle kulaklarıma usulca ulaştığında, içimdeki çelişkiye rağmen dediğimin arkasında gibiydim. Bir yanım, o küçük yanım kapıda, babasının kardeşiyle beraber gelmesini dört gözle bekliyordu. Dediğim gibi, küçüktü. Küçük bomboş bir umuttu ve ben umutları sevmezdim. Umut beslemez, ummazdım. Gerçekleştirirdim.

"O çeneni kapat artık." Kutal. O sert tonu bir banaydı bir de babama. Bu farkındalık gülümsememi büyüttü. Kapalı gözlerimi usulca araladım. Babama benzeyen çehresi ve koyu gözleri direkt bakış açımda karşı koltuktaydı. Nefret, onda seçip görebildiğim tek duyguydu. Elinde olsa beni burada kesinlikle boğardı, bundan emindim. Sigaranın ucunu parmaklarıma daha da çekerek dudaklarıma usulca götürdüm. Bunu, biricik abime bakarak yapmam, dudaklarımda asılı duran o piç tebessümle eminim ki delirtecekti, ki öyle de oldu.

"O ağzını," dedi, devamını ağzının içinde yuvarladı, ayaklandı. Bağırmıyordu. Kutal bağırmazdı. O söyler ve herkes yapardı. Hiçbir bedel ödememesine rağmen bu gücü bu ailede nasıl almıştı anlamıyordum. Oysa bu evdeki en çok bedeli ben ödemiştim. En siklenmeyende bendim. Trajikomikti.

Bilmem kaçıncı kere, bu odada, yine üstüme doğru yürüdü ve beni çok seven, biricik kardeşim Beha abisinin koca cüssesini durdurmaya çalıştı. Ah tabi, Beha'dan vazgeçemeyen Gediz'de kardeşini korumak adına atılınca alakasız bir şekilde benim götüm yine korundu. Kutal sakinleşmedi fakat en azından o acıtan yumruğunu suratıma geçirmedi. Omuz silktim. İki üç yumruk yemek koymazdı. Onu deli etmeye çalışan bendim zaten.

LEYÂL  Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin