6

1.8K 153 182
                                        

Albert Luke Henderson'dan

Beliz şok olmuş gözlerle bana bakıyordu. Sanki hala teklifimin gerçekliğine inanamıyordu. "Sanırım böyle bir fırsatı kaçırmak istemezsin." dedim artık bir karar vermesi için. 

Kekeleyerek "B- ben, yani tabii ki kaçırmak istemem. Sadece çok şaşırdım." dedi.  

Heyecanı biraz olsun hafiflesin diye önümde duran başvuru belgesini ona uzattım. "Sen şimdi bunu doldur. Gerisini insan kaynakları halledecek." 

Hızlıca başını sallayıp belgeyi doldurmaya başladı. Nedense onun bu telaşlı hallerini izlemek çok hoşuma gitmişti. Gülümsememek için kendimi zor tutuyordum. Elleri titrediği için kağıdı doldurması biraz uzun sürmüştü. Bense gözlerimi hiç üzerinden ayırmadan onu izlemiştim. 

Sonunda kağıdı doldurduğunda hafifçe yukarı kaldırıp son kez kontrol etti. "Buyurun." dedi kağıdı bana uzatırken. "O halde biz yarın işlemleri başlatırız. Sen de pazartesi gelip uluslararası ilişkiler departmanında stajına başlarsın." deyince başını salladı. 

"Tamam, tabii. O zaman pazartesi görüşmek dileğiyle." 

Oturduğu yerden kalktı ve elini bana doğru uzattı. Uzattığı elini sıkarken "Pazartesi heyecanını tamamen yenmiş bir Beliz istiyorum. Seni özellikle takip ettireceğim. Konferanstaki kızın aynısını şirketimde göremezsem sen de salıyı göremezsin haberin olsun." dedim. Ne olursa olsun benim önceliğim işim olmalıydı. 

Başını sallayıp odadan çıktı. Arkasında ise garip bir enerji bırakmıştı. O heyecanlı, telaşlı hallerini düşündükçe istemsiz bir şekilde gülümsüyordum. 

Oturduğum yerden kalkıp cama doğru ilerledim. Tam o sırada da kapı çaldı. "Gir." dedim her zamanki duygusuz sesimle. 

Kapı açıldı ve "Abi." dedi William. 

Başımı çevirip ona doğru baktım. "Ne ?" dedim. Bazen onlara tahammül edemiyordum. İkisi de işlerimi kolaylaştırmak yerine sürekli zorlaştıran insanlardı. Varlıkları hiçbir işime yaramıyordu. 

"Az önce odadan çıkan o kız kimdi ? Ortağın falan mı ?" 

"Sana ne Will ?" 

Gözlerini devirip "Yine sevimli tarafından uyanmışsın abiciğim. Kız çok güzelmiş de o yüzden merak ettim. Hani eğer seninle takılmıyorsa-" dediği gibi onu bir bakışımla susturdum. "Boş konularını gidip boş arkadaşlarınla konuş Will. Ben senin abinim." 

"Seninle de hiçbir şey konuşulmuyor. Ben Rich'in yanına gidiyorum." deyip odadan çıktı. O çıktıktan sonra oda yeniden sessizliğe gömüldü. Sessizlik... Kesinlikle en sevdiğimdi. Böyle anlarda kontrolün tamamen bende olduğunu hissederdim. Ama sanki bu kez garip bir huzursuzluk vardı havada. Will iki saniye içerisinde sinirlerimi bozmuştu.

Masama geçip işlerime dönmeyi denedim. Bir an gözümde Beliz'in şaşkın bakışları, titreyen elleri ve dudaklarının kenarındaki tebessüm belirdi. Normalde kimsenin böyle detaylarını hatırlamazdım. İnsanlar benim için gölgeden farksız olurlardı. 

Neden diye sordum kendime. Neden hatırlıyorsun ? Sonra da kendi kendime kızdım. Will'in yüzsüz sorusu bile beni ondan kopartamamış, aklımı toparlamama yetmemişti. "Saçmalık." diye fısıldadım ve elimdeki dosyayı masanın üzerine fırlattım. 

Telefonu alıp asistanımı aradım. "Sana mail gönderdiğim başvurunun staj dosyasını hemen hazırlat." dedim. Sesimde alıştığım o buyurgan soğukluk vardı. 

Karşı taraf "Tabii ki Bay Henderson." deyince telefonu kapattım. 

Masamın kenarındaki çerçevede duran fotoğrafa baktım. Tüm Henderson erkekleri... Babam, küçük Luke, Rich ve Will... Babam bütün karizmasıyla gülümsüyor. Ben kollarımı birbirine bağlamışım, her zamanki gibi somurtarak kameraya bakıyorum. Rich'in gözleri kameranın arkasındaki bir yerlerde takılı kalmış. Will ise her zamanki gibi sırıtıyor. 

AŞKIN TAHTI(+18)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin