7

1.5K 147 102
                                        

Yazardan 

Beliz heyecanla staj gününün gelmesini bekliyordu. Hala kendini bir rüyanın içinde gibi hissetse de tüm bunlar gerçekti. Haftaya Henderson Holding'te staja başlayacaktı. 

Duruyla konuşarak fakülte binasından çıktı. Arkadaşı ona heyecanla dün geceyi anlatıyordu. Beliz'in staj haberini alan arkadaşları onun adına kutlama düzenlemişti. Hatta Göktürk o gece hiçbir masadan hesap alınmamasını istemişti. 

Gülümseyerek onu dinliyordu. Bazen burada kendini çok yalnız hissediyordu. İşte o zamanlar arkadaşlarıyla olan fotoğraflarını açıp açıp bakıyordu. "Sen ne zaman geleceksin ?" dedi Duru heyecanla. Bu soruyu dün geceden beri milyonuncu kez duyuyordu. 

Bütün arkadaşları gece bu soruyu sormuşlardı. Ancak dün gece hepsi sarhoş olduğu için onlara söylediği hiçbir şeyi hatırlamayıp bu sabah yeniden sormuşlardı. Bunu her gün yapıyorlardı. 

Beliz umutsuzlukla "Görünüşe bakılırsa gelemeyeceğim Duru. Okul tatile girse bile staj var. Ve Bay Henderson ailemi göreyim diye izin verecek biri değil." dedi. 

Duru hayıflanırken Beliz'in aklı yeniden patronuna kaydı. Albert Luke Henderson... Mükemmelin vücut bulmuş haliydi resmen. Bakışları, konuşması, duruşu... Her detayı kalemle çizilmiş gibi muntazam ama bir o kadar da korkutucuydu. Acaba hayatında biri var mı diye düşünü istemsizce. "Kesin vardır." deyince Duru ne "Ne vardır ?" dedi. 

"Bir şey yoktur. Ben seni yurda geçince arayayım mı ?" deyip vedalaştıktan sonra telefonu kapattı. 

Dün yurttan arkadaşı Aida ile plan yapmışlardı. Aida, garip ama eğlenceli bir kızdı. O da son sınıf fotoğrafçılık öğrencisiydi. Ve bugün de birlikte yakınlardaki bir tarih müzesine gitmek için sözleşmişlerdi. Tam onun numarasını tuşlayacakken bağcığının çözüldüğünü fark edip hemen yanındaki banka oturdu. 

Bu sırada Will en yakın iki arkadaşıyla okulun bahçesine girdi. Beliz onları görmese de başını kaldırdığı gibi Will onu fark etmişti. "Bu, o kız." diye mırıldandı kendi kendine. Acaba yanılıyor muyum diye düşündü. Kıza tekrar baktıktan sonra artık emin olmuştu. Bu kız dün abisinin ofisinde gördüğü kızdı. Peki onun okulunda ne arıyordu ? 

Arkadaşları bir şeyler söylerken onun gözleri sadece karşısındaki kızdaydı. Yanına gidip tanışmalı mıydı ? 

"Tanışmalıyım. Sonuçta burası üniversite ortamı. En fazla ne olabilir ki ? Hem belli ki abimi de tanıyor. Belki beni de tanıyordur." dedi. Arkadaşları anlamaz ifadelerle ona bakarken o Beliz'in yanına ilerledi. 

Önce kız telefonu kapatana kadar bekledi. Sonra da elini uzatıp "Merhaba." dedi. Beliz başta şaşırsa da bozuntuya vermeden elini sıkıp "Merhaba." dedi. 

"Sizi geçen gün Henderson Holding'te gördüğüme eminim. Orada mı çalışıyorsunuz ?" diyerek doğrudan konuya girdi. Dolambaçlı yolları sevmezdi ve gerek de yoktu. 

Beliz bir kez daha şaşırdı. Bu çocuk da mı orada stajyer acaba diye düşündü. "Stajyerim orada." dedi biraz çekinerek. Şimdi şaşırma sırası Will'e geçmişti. Stajyer bir kızın abisinin odasında ne aradığını sorguluyordu zihninde. Abisi o kadar soğuk, o kadar geçimsiz biriydi ki. Vasfında müdürlük olmayan hiçbir çalışanıyla muhatap bile olmazdı. 

"Öyle mi ? Çok sevindim. Bu arada ben Will." 

"Ben de Beliz." 

Will tanıştığına memnun olduğunu söyledikten sonra kızın yanından ayrıldı. "Ne işler çeviriyorsun Albert ?" diye mırıldandı kendi kendine. Beliz'in abisi için farklı bir yere sahip olduğuna artık neredeyse emindi. 

AŞKIN TAHTI(+18)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin