Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın🍂🍵🧧
---------‐--------------------------------------------------------
Perdelerden içeriye sızan güneş ışıklarının yüzüme çarpmasıyla yatakta bir sağa bir sola döne döne gözlerimi açmaya çalışmıştım.
Açmıştım açmasına da, nasıl bu kadar yuvarlanıp durmuştum ben bu yatakta, birisinin daha olması gerekmiyor muydu burda sonuçta.
Elimi tekrar yatağın sol tarafına attığımda tekrardan hissettiğim boşlukla, tekrar teyit etmek için bir de gözlerimle bakayım demiştim ki boştu.
Baya baya boştu yanım.
Belki odada bir yerlerdedir diye ismini seslenmiştim Taheyung'un ama bana asla cevap veren birisi olmamıştı.
Belki de çalışma odasındadır diye düşünmüştüm, sonuçta prenste olsan boş durmuyorsun hem zaten balayı muhabbeti açıldığı gün bile saray işlerini öne sürmüştü. Bu yüzden şu an bile çalışıyor olabilirdi.
Ayaklarımı yataktan sarkıttıktan sonra bir süre kendime gelmek için oturup beklemiştim baş dönmemin geçmesini.
Kesinlikle bağışıklığım yerlerde falan olmalıydı yoksa bu çilenin başka bir açıklaması olamazdı.
Yataktan kalkıp üzerime sabahlığımı geçirdikten sonra ondan dışarı çıkmış ve tüm odalarda Taehyung'u aramaya başlamıştım.
"Taehyung!" Her odanın kapısını açıp bakıyor ama hiçbirinde çalışma odası hissi alamayınca geri kapatıyordum. Üstune Taehyung hala bir yerlerden çıkmamıştı.
Yoksa bu manyak beni burada bırakıp çekip gitmiş miydi?
"Yok canım, benim sonum balayını yalnız geçiren çiftler gibi olmaz. Hem ben öyle çekti gitti diye depresyona falanda girmem yani."
"Tabi canım, giderse gitsin o kaybeder beni de bir başıma bırakıpta gitmesin hödük."
Söylene söylene koca yazlığı talan etmiştim ama Taehyung hala ortalarda yoktu.
Merdivenlerden inip giriş kata geldiğimde arka bahçede dahil her yere bakmıştım, ama etrafta ne Taehyung ne de bir başkası vardı.
Başına bir şey gelmiş olabilir miyid ben uyurken? Ama ev derli topluydu. Hem bir arbede yaşansa illa uyanırdım.
E madem bir şey olmadı diyelim burada niye bir asker dahi yoktu benim güvenliğim için.
Saçma düşünceler içinde olduğuma kendimi ikna etmeye çalışıp rahatlamak istiyordum ama beynim sanki bunu istemiyor gibi en kötü senaryoların hepsini bir bir önüme sunuyordu.
Tüm bu düşüncelerle korku içinde geniş salonda bir sağa bir sola volta atmak dışında başka bir şey de yapamıyordum, ne çevreydi biliyordum ne de buranın insanını.
Belki bir yere gitmiştir diye ümitle Tae'yi beklemekten başka çarem yoktu.
Kemirmekten artık ha kanadı ha kanayacak olan dudaklarımla gezinip duruyordum, sanki saatler geçmişti, hayır saatler bile değil yıllar geçmişti sanki.
Artık daha fazla endişelenmektense bari Taehyung'u aramaya çıkayım diye giriş kapısına adımlamaya başladığım esnada kapının ardından gelen seslerle yerime çivilenmiştim.
Ya haydutsa, ya burada olduğumuzu öğrenen düşman ülkenin koskoca asker ordusuysa, ya sapıksa.
Ben bunları düşünürken yavaşça birisi kapıyı aralamıştı bile, buz kesmiştim resmen. Şu an tek yapabileceğim kaderime boyun eğip birinin beni kurtarmaya gelmesini beklemek ya da ölüm haberim ile bana cenaze düzenlemeleri olacaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kingdom Story
FanfictionGoryeo'ya tekrar yirmi yaşında dönen Jennie ve yıllar sonra onu gören Taehyung. •taennie •090321• •
