Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın🍂🍵🧧
---------‐--------------------------------------------------------
Daegu'da ki yazlığa neredeyse gün batımında varmıştık, yol o kadar yorucuydu ki en son gözümü açtığımda Taehyung karşı koltuğumdan yanıma gelmiş, başım onun göğsünde yaslı bir şekilde uyuyorduk.
Hiç yapacağım iş değildi halbuki ama artık bu lanet at arbası nasıl midemi bulandırdıysa daha fazla dayanamamıştım.
Benden önce arabadan inmiş olan Taehyung, arabacılara ve bize eşlik eden kölelere eşyaları eve götürmelerini söylerken bense hâlâ arabanın içinde kendime gelmeyi bekliyordum.
Taehyung yanına koşarak gelen köleden aldığı suyu sağ avucuna boşalattıktan sonra sanki beş yaşında çocuk yıkar gibi suratıma resmen suyu fırlatmıştı. Öküz.
Hayır yani etrafta o kadar insan var, senin karşında süslü püslü bir prenses var ve sen koskoca prens olarak üstelik o güzeller güzeli prensesin kocası olan prens olarak karının suratına resmen suyu fırlatıyorsun.
İnsan az düşünür de yapar yani, der bu kızın da bir itibarı var nazik olayım diye ama yok düşünmez neden çünkü o bir hödük, o bir odun, o bir kütük çünkü.
Arabanın yazlığın önünde durmasını üstünden tahminimce bir yirmi dakika falan geçmişti ve ben hâlâ arabadan inmememiştim.
Yeni uyanmanın verdiği baş dönmesinin üstüne bir de mide bulantısı eklenince kendimi hava almak için dahi arabanın dışına çıkartamıyordum.
Kötü halimi gören Taheyung ise ısrar etmeyi bırakalı çok olmuş ve şu an sadece mide bulantımı geçirmeye odaklanmıştı.
Tam önümde dikilen Taehyung bu sefer farklı bir açıyla sorarsa evet diyeceğimi düşünmüş olmalı ki dizlerinin üstüne çökmüş ve aynı şeyi tekrar söylemişti.
"Hadi gel kucağıma alayım seni, inat etme artık."
Teklifi gayet güzeldi, çünkü lanet olası baş dönmesi yüzünden dizlerimin beni taşıyamayacağına fazlasıyla emindim. Ancak beni kucağına aldığı an üzerine istifra etme potansiyelim oldukça fazla göründüğünden inatla onu reddediyordum.
Tekrar ağzımı açmadan onu reddettiğimde sabrı taşmış görünüyordu ki tam bu esnada midemden boğazıma kadar gelen o berbat hisle hangi ara Taehyung'u önümden ittirip arabadan çıktığıma, üstüne üstlük bir de kocaman bir ağaç bulup dibine koştuğuma dair hiçbir fikrim yoktu.
Ben midemde ki her şeyi boşaltmaya yemin etmiş gibiyken arkamdan gelen ayak sesleriyle Taehyung dahil pek çok görevlinin yanıma gelmeye çalıştığına emindim.
Önümü asla onlara dönmeden elimle oldukları yerde kalmalarını söylediğimde sesler kesilmişti.
Ancak biri hariç.
Bitkinlikle tutunduğum ağacın gövdesine bakarken sağ tarafımda bir hareketlilik hissetmiştim, kim olduğunu tabi ki tahmin edebiliyordum.
O kadar aptallaşmamıştım daha.
Kahve gözleri endişeyle bana bakarken elinde tuttuğu su matarasıyla ona izin vermem için bekliyordu adeta.
Her halinden yorgun olduğu anlaşılan bedenimi düşünmeden göğsüne yasladığımda istediği şeyi elde etmişcesine gülümsemiş ve sanki canımı acıtmaktan korkarcasına yüzümü yıkamaya başlamıştı.
Tüm makyajım yüzümden uçup giderken umrumda olan tek şey yazlıktı. Yazlıkta kocaman yatakta uyumak.
Elimi yüzümü güzelce temizlediğinden emin olan Taehyung yavaşça bedenimi kolları arasına alırken söylenmeye devam ediyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kingdom Story
Fiksi PenggemarGoryeo'ya tekrar yirmi yaşında dönen Jennie ve yıllar sonra onu gören Taehyung. •taennie •090321• •
