Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın🍂🍵🧧
İlk kez tarihi bir kurgu yazacağım için gerginim doğrusu, bir şeyleri yanlış yapmak istemediğim için o kadar çok tarihi konulu dizi-film izledim, kitap okudum ki anlatamam ama hâlâ yetersiz hissediyorum. Çok sık bölüm geleceğini düşünmüyorum çünkü şu sıralar biraz yoğunum ve tarihi bir kurgu yazmak beni fazlasıyla geriyor.
Umarım beğenirsiniz🥺
____________________________________________________________
İşte gelmiştim çocukluğumun geçtiği ülkeye, şehre Goryeo'ya geri dönmüştüm.
Bindiğim at arabasının kapısı açılınca, yavaşça omzumda ki şalı düzeltmiş ve inmeme yardımcı olmak adına arabanın dışında ki arabacının koluna tutunarak yavaşça arabadan inmiştim.
Benden önce arabadan inmiş olan nedimelerim- kardeşlerim de diyebiliriz- hızlıca yanıma geldiklerinde karşımızda duran devasa sarayı incelemeye başlamıştım.
Bizim sarayımız daha büyüktü sanırım, neyse yapacak bir şey yok.
"Jennie şuna bak! yıllar sonra buradasın ama karşılamaya gelen bile yok, müstakbel kocan dahi"
Lalisa'nın abartılı tepkilerine alışıktım, kendisi böyle görmüş, böyle yetişmişti.
Ancak bazen artık Fransa sınırları içerisinde olmadığımızı ve entrikalarla dolu bir saraya adımımızı atmış olduğumuzun farkına varmalıydı.
Elbette ki burası da gelenek göreneğine bağlı, her insana oldukça saygı duyan insanlarla dolu bir saraydı, ancak herkesin burnu öyle havadaydı ki insan bekletmeyi büyüklük sayarlardı.
"Lalisa abartam bu kadar, illa geleceklerdir."
Sözümü bitirdiğim sırada yanımda ki Nayeon'nun imalı sesini işitmiştim.
"Şu gelen dilinden düşürmediğin Taehyung değil mi?"
Sol elimde tuttuğum yelpaze ile hafifçe karnına vurduktan sonra yüzüne sert bir ifadeyle bakmış ve ardından yapmacık bir gülüş sunmuştum.
"Oh, diğerleri de geliyor."
Soyeon'un heyecan dolu sesini işittiğim an büyük dikkatle incelediğim ayakkabılarımdan kafamı kaldırmış ve karşıya bakmıştım.
Sanırım biraz daha gelmeselerdi sözde 'bizi sıcaktan koruyan" arabanın üst kısmı eriyip gidecek ve daha evlenemeden şuracıkta bayılıo kalacaktım.
Koskoca prenses gelmiş canım bu ne laubalilikti böyle
"Prenses Jennie" önümde reverans gösteren saray çalışanı kadın kendini bana tanıttıktan sonra yanımızdan ayrılmış ve at arabalarında ki eşyalarımızı boşalatmaya başlamıştı.
"Prenses Jennie, nedimeler."
Önümüzde bir adam tekrar reverans yaptığı zaman ses tonu bir yerden tanıdık gelmişti.
"Frederic?"
Adam gülerek bedenini düzelttiğinde
"Biraz çabuk tanıdınız sanki Prensesim, işin sürprizi kalmadı." Diye sızlanrcasına söylenmişti Frederic.
Frederic burada geçirdiğim yıllarımda sürekli peşimden koşturmuştu. Tabi çok sakin bir çocuk olmadığım da göz önünde bulundurulursa asla hakkını ödeyemeyeceğim birisiydi.
Ne zaman bana kızacaklarını bildiğim bir şey yapmaya kalksam önce beni kararımfan döndürmeye çalışır, sonra da inatçılığım karşısında daha fazla dayanamayarak pes ederdi. Ancak her yalanıma ortak olmuştu bu zamana dek.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kingdom Story
FanfictionGoryeo'ya tekrar yirmi yaşında dönen Jennie ve yıllar sonra onu gören Taehyung. •taennie •090321• •
