selamlarr, bol yorum bekliyorum sizden <3
15 Haziran 2023
Aden Aslanova'dan
Attığım ses kaydı tam 32 saniyeydi. Alper bir dakika sonra online oldu. Ekrandan gözlerimi alamadım, gerginlikten ellerim terliyordu. Saatim bir dakika daha geçtiğini işaret ederek rakam değiştirdiğinde telefon çaldı. O kadar beklemiyordum ki kaydı düştü elimden. Panikle yataktan kalkıp aldım yerden, sanki oturarak yapabileceğim bir konuşma değil gibiydi. Ayakta kaldım.
"Ne istiyorsun sen benden?"
Deja vu hissine engel olamadım, aynısını sormuştu bana Berkan'ın banyosunda. Alper tahmin edilebilir bir adamdı benim için çoğu zaman, yine de bir şekilde haddimi aşıp sınırlarını zorluyordum. O da beklediğim gibi tepki veriyordu işte. Yazsın istemiştim, arasın. Deliler gibi kıskanıyordum o voleybolcu kızla aralarında ne varsa. O aynı kalmıştı, beklediğim yanıtı vermişti bana. Değişen bendim. Hem de ondan izin almadan.
"Alper." İçkiden hala hafifçe yanan genzimi temizledim. "Ben konuşmak istiyorum."
Kendimden emin çıkan sesime sevindim. Midem bulanıyordu yanıtını beklerken ama herhangi bir şey teklif eden bir eski dost gibi konuşmayı başarmıştım. Sanki karşımdaki adam on saniye önce bana çıkışmamıştı.
"Ne konuşacaksın Aden? Şimdi mi konuşasın geldi?"
Benim sesim kendimden ne kadar eminse onunki bir o kadar eziciydi. Sinirliydi bana, haklıydı da. Ama beni dinlemeyi hiç istemese, bana sesini duyurma şansını kullanmak istemese aramazdı da. Biliyordum.
"Her şeyi anlatacağım. Lütfen, tek bir açıklama şansı ver bana. Senden doğru düzgün özür dilemek istiyorum."
Bir nefeste söyledim, yanıtı hemen gelmeyince odanın içinde volta atmaya başladım. Düşünüyordu, ben cesaretimi kaybetmek üzereydim.
"Yat hala marinada mı?"
Tuttuğum nefesi verdim. "Evet."
"Atacağım konuma gel."
İkiletmedim. Oteline çağıracak sanmıştım ama attığı link yeşil bir alanı, muhtemelen parkı gösteriyordu. Üzerime Arin'in hırkalarından birini geçirdim, şortumu değiştirmedim.
Beş dakikadan fazla yürümedim. Saat ikiye geliyor olmasına rağmen genç arkadaş grupları vardı parkta, ellerinde biralarıyla yükselen sesleri neşeliydi. Bir ağacın altında şort ve kısa kollu tişörtüyle bekleyen Alper'i saçlarından tanıdım bana arkası dönük olsa da.
Gittiğimden beri genişlemiş omuzlarına, iyice şekillenen fiziğine baktım duraksayıp. İçimde bir taraf her şeyi bir kenara bırakıp hırslanmış, daha çok çalışmıştır belki benden aldığı ani darbeden sonra diyordu. Öyle umuyordu ya da. Manasız ve bencildi. İlkin'den önce hayatına kimsenin girip girmediğini soracak cesaretim bile yoktu Arin'e. Varsa da bilmek istemiyordum. Hala ben aklındaydım, önemli olan buydu.
Önünde dikildiğimde dudakları bir anlığına aralansa da ses çıkmadı, vücudu gergince hareketlenip ilerideki bankı işaret etti eliyle. Usulca ilerledim, kenarına oturdum. Diğer ucuna bacaklarını iyice açarak oturduğunda aklıma tek dizinde oturarak yaptığım her şeyin gelmesini engelleyemedim ne kadar gergin olsam da. Yemek yemek, beraber bir şeyler izlemek, ağlamak, kedi gibi sürtünmek. Geçirdiğimiz kısacık vakitte bir ömürde paylaşılacak her şeyi yapmıştık belki de, bundandı aklımdan çıkmaması.
"Teşekkür ederim kabul ettiğin için." Diplomatik davranmaya çalıştım. Kibar, uysal. İçimde cayır cayır yanan bir kıskançlık olsa da Alper'den bu gece bekleyebileceğim şeyler beni dinlemesi, anlaması ve en azından nefretle bakmaması olabilirdi. Ötesi hayal dünyasıydı.
