öncelikle normalimize göre kısa bir bölüm ama iki kısımdan oluşuyor ve ikisini de kesmesem daha da uzayacağından bu seferlik böyle olsun :(
ikinci olarak da 2024'te geçen kısmı okumadan önce oraları unuttuysanız diye dodici ve tredici bölümlerinin ikinci kısımlarına bakabilirsiniz, oranın devamı.
15 Haziran 2023
Aden Aslanova'dan
Barış'ın beğenisini gördükten sonra telefonu sanki birden elimi yakmışçasına yatağa fırlattım. İçime doğan ümide sinir oldum, hiçbir anlama gelmediğine ikna etmeye çalıştım kendimi. Eli değmiş olmalıydı, çok takipçili bir hesabım vardı. Yeniden aktive ettiğimde çoğunluğun keşfetine düşmüştür diye düşündüm.
Yine de ben olduğum ayan beyan ortadaydı işte, fotoğrafa tıklamış; belki de daha detaylı bakmaya çalışırken beğenmişti. Merak ediyordu hala beni, ilgileniyordu. Son mesajlarını İlkin ile tanıştıktan sonra attığını düşünmüştüm, ona saygısızlık olmasın diye bana yazmayı bırakmıştı belki de. Onunla ilgileniyordu yani artık, beş ay peşimi bırakmayıp birden bırakmasından başka ne anlayabilirdim ki? Elim telefona doğru hareketlenip yazmak istiyordu, ne yazacağımı da düşünemiyordum aslında. Ne diyecektim, neden beğendiğini mi soracaktım? Dürüst mü olacaktım? Bugün seni gördüğümden beri ellerimi saçlarında gezdirmeyi ne kadar özlediğimi düşünüyorum mu yazacaktım altı ay sonra birden?
Kendimi frenlemek adına kalkıp odamdan çıktım, şansıma Stella ve Arin hala güvertedeydi ve henüz öpüşmüyordu. Stella kardeşimim kucağına kafasını yaslamış, Arin elindeki viskiyi yudumlamaya devam ederken çalan şarkıya eşlik ediyordu. Dönüştükleri bu çift midemi bulandırıyordu, normalde olsa ikisiyle de ölesiye alay ederdim. Ama son ilişkilerinden sonra öyle destekleyesim geliyordu ki bu hallerini, sesimi çıkarmadım. Zaten en ufak zorbalamamda bana karşı kullanabilecekleri altı aylık yokluğum vardı, akıllıca davranmam gerekiyordu.
Yanlarına geçmeden kendime de bir bardak içki aldım, zihnimin dağılması için her şeyi yapmaya hazır olmam antidepresan kullanırken alkol alınmaz kuralını çiğnememe izin veriyordu. Barış'ın gözleri aklımdan çıksın istiyordum, izlemesin beni artık hayal kırıklığıyla.
Stella "Uyumadın mı?" diye sorduğunda başımı salladım. "Post attım görmedin mi?" dediğimde heyecanla telefonuna uzandı. "İnanamıyorum sana! Sonunda ikna oldun."
Benim onun deyişiyle "Normale dönmemin" bu kadar hoşuna gitmesine gülümsedim. Arin de görmemiş olmalıydı, uzanıp baktı sevgilisiyle beraber. "Yüzün duyguları hala çok iyi yansıtıyor." dedi alay edercesine. İçkisinden son yudumunu alıp biraz daha yayıldı koltuğa. Kafasının benden çok daha iyi olduğunu anladım. Omuz silktim söylediği şeye. Modellik öğrenilen bir şeydi, unutması da epey zordu ben hala kolayca kameraya adapte olabildiğime göre.
Dilimin ucuna gelen soruyu sormamam gerektiğini biliyordum ama merak zihnimi kemirip duruyordu. "İlkin ve Barış ne zamandır beraber?" diye sordum boğazımı temizledikten sonra. İnternette net bir yanıt bulamayacağımı biliyordum. Arin de bana bir yanıt borçlu değildi gerçi, hatta vermek istemese de hakkıydı. Arkadaşını korumak isterdi belki de, "Ne haddine bilmek." derdi bana. Ama Arin hep benim en yakın arkadaşım olacaktı işte, hep beni önceleyecekti. Bu da benim hayattaki şansımdı.
Yine de gözlerini kısarak baktı bana önce. "Ne yapacaksın Aden?" dedi Türkçe'ye geçerek. Kucağında uzanan sevgilisinden huysuz bir sitem kazandırdı ona bu. "Anlatırım sana." dedi ona, elleri dudaklarını okşadı susmasını telkin edercesine. Benimle özel konuşmak istediğini, belki de Stella'dan destek bulmamı engellemeye çalıştığını düşündüm. "Bir şey yapmayacağım." dedim tekrar omuz silkerek. Büyük yudumlarla yuvarladığım içkim bitmek üzereydi. "İstiyor musun?" diye elindeki bardağı işaret ettim. Başıyla onayladığında ayaklanıp içkileri tazelerken "Sadece merak." diye açıkladım kendimi.
