ventiquattro

1.6K 65 79
                                        

selam, selam, selammmm. döndüm sonunda. uzun ara için özür diliyorum ve herkese hayırlı ramazanlar diyorum.  yorumlarda konuşalım, özledim <3

2024'te kaldığımız kısım için diciannove bölümü hatırlatıcı olabilir ihtiyacınız varsaa


3 Temmuz 2023

Zihninin içi zehirli tohumların ekili olduğu bir bahçe gibi gelmişti hep Aden'e. Ne zaman açacaklarını, neyin onları beslediğini çözemediği bir sürü zehirli çiçek ve sarmaşık. Bazen birbiri ardına açılıp aralarında yürümelerini zorlaştırıyor, bazense sessizce bekliyorlardı. Sessiz, sakin ama hep pusuda. Biri harekete geçse diğeri takip ederdi. Belki de bir bahçeden çok mayın tarlasıydı, yanlış bir benzetme yapıyordu kendince. Yine de öldürücü de olsa çiçeklerle bezeli olsun isterdi benliği. Zararı yalnızca kendine, rengarenk ama üzücü. Ophelia gibi.

O sıcak gecede, Milano'da Arin'in yeni evinin misafir odasında uzanırken bu dönüp duruyordu zihninde. "Benim sorunum ne? Neden zihnim bazen bana düşman kesiliyor?"

Kolay sorular değildi, daha önce aklına gelmemiş de değildi elbette. Kendinin belki de gereğinden fazla farkındaydı o hep. Akışa bırakmak ne bilmiyordu belki de.

Evet bilmiyordu, bunu da fark edip kendine itiraf edecek kadar dürüsttü. Alper'in memleketine dönüşünün ardından içinden çıkan takıntılı kadının bir şeyleri akışa bırakmaktan bihaber olduğunu onu günde birkaç saat gözlemleyen herkes anlayabilirdi zaten.

Alper'in ona yalan söylemediği kesindi, "Cevapsız bırakmam." demişti. Bırakmıyordu da. Ama bir anda kendini adamla online flört ediyor durumda bulmuştu kendini Aden. Eskiden sahip oldukları basit, kaygısız iletişimden eser yoktu sanki. Alper mesajına bir saatten fazla yanıt vermese online olup olmayacağını izlemeye başlamıştı ekranın başında. Bunun sağlıklı bir davranış biçimi olmadığını anlaması için terapistine anlatmasına bile gerek yoktu. "Korkuyorum ve takıntılı biçimde eski ilgisini istiyorum." demekle yetinmişti.

"Kendinizi onun yerine koymaya çalışın bu düşünceler belirdiğinde." demişti terapisti. Faydalı tavsiyelerinden biri değildi. Kendini Alper'in yerine koyduğunda onu hiçbir açıklama yapmadan terk etmiş, baştan beri hislerine karşılık vermemiş ve hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye çalışan bir kadına yanıt vermeye tenezzül eder miydi bilmiyordu işte. Bir de tatilde ailesiyle vakit geçiriyordu elbette, işi gücü vardı. Ama ilk başta akşamları en azından gününe dair uzun mesajlar atarken iki gündür yazmıyor olması da normal olamazdı herhalde.

Monotondu yanıtları, sürdürmek için sürdürüyordu iletişimi. En son köpeğiyle yatağından bir selfie paylaştığında "Çok tatlı." yazmıştı Aden. Muhabbeti o devam ettirsin istemişti. Belli ki aklına konuşacak bir şey gelmiyordu. Ya da Aden büyütüyordu. Konuşmadan iki gün geçirdikleri olmamış değildi o İngiltere'de Alper de Türkiye'de iken.

Tüm ışıkları kapattığından yalnızca balkondan süzülen ay ışığıyla aydınlanan oda bir anda telefonun ekranında beliren bildirimle canlandığında hareketlendi kız. Zaten bildirimi açık olan birkaç chat vardı telefonunda, gelen en ufak bildirimde yerinden sıçrıyordu.

Alper

iyi geceler güzelim

nasıl geçti bugün iç mimarla


Suratında beliren kocaman şaşkınlıkla karışık gülümsemeye anlam yüklemeye çalışacak ya da ne yaptığını anlamaya çalıştığı Arin'e kızacak hali yoktu hiç. Mesajlara bakıp sırıtırken kalkıp heyecandan odayı turlamaya başladı. Kıskanmıştı Alper, saklamıyordu da. Umursuyor demekti bu. Onu silip atmak istemiyor, fikrini değiştirmedi.

escapismHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin