otto

1.4K 65 14
                                        




Yalnızca üst kısmı açık camdan bir kutunun içindeyim. Su belime kadar geliyor. Üzerime geçirdikleri beni bir deniz kızına dönüştüren mayonun pulları suyun içinde daha da güzel parlıyor. Eğilip bakıyorum. Altın sarısı yansımaları suyun içinde ışık oyunları oluşturuyor. Bacaklarımı çırpıyorum yavaşça; makyajım bitti, çekimin başlamasını bekliyorum. Sesleniyorum fotoğrafçıya, neden bu kadar beklediğimizi anlamıyorum. Kimse beni duymuyor gibi. Ellerimi suyun içinde buruşmaya başlıyor. Belime kalan kadar gelen su şimdi göğüs hizamda. Ne oluyor bilmiyorum. İnsanlar bir şeylerle uğraşıyorlar. Ekipmanlara gömülmüşler. Bakmıyor kimse bana. "Su" diyorum "neden yükseliyor?" Omuzlarımda şimdi.

Bir elimle beni içine yerleştirdikleri can kutunun üst kısmını kavramaya çalışıyorum. Kesiyor avcumun içini. Kanamaya başlıyor. Acıyla geri çekiyorum, elimden sızan kan suya karışmaya başlıyor. Bağırıyorum. Hala bana bakan yok. Sesim ulaşmıyor onlara. Panikliyorum, çıkmak istiyorum. Boynumda artık su. Nasıl arttığını anlamıyorum. Sistemde bir hata var ama kimse beni umursamıyor. Dudaklarımı aşıyor su, nefesimi tutmaya başlıyorum. Bağıramıyorum da artık. Çırpınıyorum, tekrar kavramaya çalışıyorum kutunun üst kısmını. Daha derin kesiliyor ellerim. Kendimi çekip çıkaramıyorum, vurmaya başlıyorum etrafıma. Tutamıyorum artık nefesimi su genzimi yakıyor. Vuruyorum, vuruyorum, vuruyorum. Acıyor ellerim. Kanımla boyanmış suda yansımaya devam ediyor üzerimdeki pullar. Vaktim azalıyor, burada öleceğim. Dizlerimle vuruyorum yumruk yapıyorum ellerimi. Çatlıyor sonunda önündeki cam, Kalan son gücümle itiyorum. Patlıyor, su saçıyor etrafa. Yere düşüyorum. Saçılan cam parçaları her yerimde. Ciğerlerimi acısından onların acısını hissetmiyorum bile. Öğürüyorum, içime dolan suyu çıkartmaya çalışıyorum. Dakikalar sonra nefes alabildiğimde eğilip bakıyorum kendime. Kesikler içerisinde bedenim, her yerinden kan sızıyor. Zihnim acıdan kararmaya başlamadan önce son düşüncem her şeyi mahvettiğim oluyor.

Uyandığımda 8 yaşındaki yatağımdayım. Yan tarafta Arin uyuyor. Ses yapmamaya çalışarak kalkıyorum. Annemi aramak istiyorum. "Anne ben uyuyamıyorum" demek istiyorum. Gece yatarken Mary telefonumu alıyor, yan odaya gidip ondan istemek var aklımda. Ama Mary'nin yatağı boş. Kafam karışıyor, babama gidiyorum. Mary hep sizinle olacak demişti annem ama artık Mary bizimle eskisi gibi ilgilenmiyor. Evin içinde kayboluyor bazen, döndüğünde de beni azarlıyor. Babamın kapısını tıklatmadan açıyorum, bir kuralı çiğnediğim farkındayım ama babamın bana sadece yalancıktan kızacağını da biliyorum. İçerde sadece babam yok. Mary ile sarılmış uyuyorlar, duymuyorlar geldiğimi. Anlamıyorum Mary'nin odası var zaten, burası annemle babamın odası. Annem çoğunlukla burada olmasa da öyle. Yanlış bir şeyler olduğunu anlıyorum. Huzursuzlukla doluyor içim. Arin'i uyandırıyorum, kalkmak istemiyor. "Gel" diyorum, "telefonları alıp annemi aramamız lazım." Arin aramak istemiyor, ağlıyor ben Mary'nin odasından telefon almaya gittiğimde. "Söylemeyelim anneme" diyor, "zaten annem çok ağlıyor. Kızmasın bize."

Yataktan sıçrayarak uyandım. Nefesimi kontrol altına almaya çalışırken Elisa'nın odada olup olmadığını çözmeye çalıştım. Yatağında değildi, banyonun kapısı da açıktı. Erkenden çıkmış olmalıydı Berkan ile. Beni böyle görmediği için rahatlayıp geri uzandım. Gözlerimi yumdum, vücudum uyumaktan çok dayak yemiş gibiydi. Her yerim ağrıyordu. Çenemi hâlâ sıktığımı fark ettiğimde yan taraftaki suya uzandım. Birkaç yudum içtim. Aşina olmadığım rüyalar değildi. Beynim bazen anılarımı bazense onları korkularımla harmanlayarak yarattığı senaryolarla kapana kıstırıyordu beni. Terapistime sıklıklarının arttığını söylemem lazımdı ama artık bir psikiyatrla görüşmem konusunda ısrarcı olacağını biliyordum. Onunla tekrar görüşmeye cesaretim olana kadar varlığını yok saymaya devam edecektim. Uzanıp telefonumu aldım. Hiçbir bildirime bakmadan Alper'i aradım.

escapismHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin