venticinque

763 50 28
                                        

merhabaaaaa tekrardan

çook uzun bir aradan sonra kısa bir bölümle ısınma turu alalım, sonra da yazmaya devam etmek istiyorum artık aden'imi. umarım unutmamışsınızdır ve yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız ki ben de yazmak için motive olayım. öpüyorum <3


20 Temmuz 2023

Aden Aslanova'dan

Hayatlarında o ana kadar tatmadıkları bir acı yaşayan kadınlar her zaman benzer tepkiler vermezler. Kimi taşa döner, ağzını bıçak açmaz. Ben onu ağlayarak arayıp babamın Mary ile uyuduğunu söylediğim gecenin sabahı evimize dönen annem öyleydi. Gözleri buz kesmişti sanki. Bakıyordu, görmüyordu. Ne bana ne Arin'e bir şey söyledi. Asistanına eşyalarımızı toplattı, "Mahvedeceğim seni." dedi babama kapıdan çıkarken. Ne arabada ne uçakta tek kelime daha etmedi. Ancak aylar sonra bir daha ağlarken gördüm annemi, onları evliliğin sonuna sürükleyen süreçteki gibi yuvarlandı her gece gözlerinden yaşlar. Sızana kadar içti, tanımadığım adamlarla bizi yemeğe çıkarıp yeni bir hayat kurduğuna inanmaya çalıştı gündüzleri. Geceleri babamın karısı olan kadın olmaktan vazgeçemedi, kısılıp kaldı birbirlerine çektirdikleri acının içine.

Yıllar sonra Mary'nin gözlerinde de gördüm aynı donukluğu. Hastaneden dönmüştü, eşyalarını alacaktı. Annem otelde bekliyordu, haberi vardı elbette. O bir heykel gibi kalmadı. Suni sancılarla karnındaki ölü bebeği aldıkları ameliyatın ardından zar zor yürüyordu, yine de babamın yardım etme teklifini duymamış gibi yaptı.

Minik adımlarla yürüdü dolabına doğru, kapının kenarından izlediğimin farkında değildi. Duraksadı birden kazaklarını çıkarırken, bir çığlık koptu boğazından. Daha önce öyle bir ses duymamıştım, insandan çok hayvandı. Dizlerinin üzerine düştü bir feryatla, yüzünü göremesem de ağlamaya başladığını duydum. Ne hissedeceğimi bilemedim, ne yapabilirdim bilmiyordum. Anlamıyordum ne olduğunu.

Mary doğrulup haykırışlarının içinde eline geçen her şeyi camdan sallamaya başlayana kadar kimse gelmedi odaya. "Mahvettin beni." diye bağırıp durdu. Bir şey söylemesine de gerek yoktu ki, yırtılan boğazından çıkan acı ses anlatıyordu ne denli çaresiz bir hale geldiğini.

"Mahvettin!" Komidin üzerindeki lamba, babamın saat çekmecesi, nasıl kavramayı becerdiğini anlamadığım ayna; hepsi camdan dışarı uçtu sırayla. Babam odaya dalıp zorla zapt edene kadar durulmadı. "Nefret ediyorum senden." Teslim oldu sonunda babamın kollarına, sanki bir anda sakinleştirici etkisine girmişti. İçine içine ağlıyordu artık. "Mahvettin beni."

Fransa'da o yaz günü karşımda oturan kadının yüzünde o öfkeden eser yoktu. Sakindi. Beni görmek bile keyfini kaçırmamıştı sanki. "Çabuk olabilir miyiz?" dedi otururken. "Bebeği anneme bıraktım."

Evliydi, yüzük takıyordu. Tekrar çocuğu olmuştu demek. Tekrar çocuk sahibi olmak istemesine şaşırdım. İlk bebeğinin trajik kaybının izleri nasıl geçerdi ki?

Özür diledim. Söyleyebileceğim, söylemek istediğim tek şey de buydu zaten. Hayatının detaylarını öğrenmek istemiyordum, onunla günlük bir konuşma yapamazdım. "Çocuktun sen." dedi. "Suçlu sen değilsin."

Başımı eğdim. "Gerçekten buna inanıyor musun?" diye sordum, başından savmaya çalışıyordu sanki beni. Dadımken olduğu gibi şımarık anlarımda geçiştirip uğraşmama peşindeydi.

Omuz silkti, "Neden inanmayayım? Annenin ilaç verdiğini biliyorum, sen ne olduğunu bilmiyordun yalnızca. Anlayabilecek yaşta değildin. Ama suçlu annen bile değildi biliyor musun? Artık anlıyorum."

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Sep 27, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

escapismHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin