"Uzak olmak değil miydi senin derdin? Bir anda kaynaşasın mı geldi herkesle? Geç kaldın haberin olsun."
Ah Alper, benim kendinin zekice laf soktuğunu zanneden minik oyun arkadaşım. Özenle seçtiğim rakibim. Tek zayıf noktamsın ama hep yanlış yerden vurmaya çalışıyorsun beni. Ben yanlış yaptığımı zaten biliyorum her adımda, bunu söylemen beni kızdırmıyor. "Hayatımı mahvetme, ilişkimden uzak dur." desen sesimi çıkaramam ama senin tek umursadığın benim seni en baştan beri uzakta tutmaya çalışmış olmam.
"Seni neden ilgilendirdiğini anlamıyorum." Salağa yattım, masumca gözlerimi büyüterek baktım yüzüne.
"Ben de neden özellikle istenmeyen ot gibi dibimde bittiğini anlamıyorum Aden."
Hakkını vermem gerekiyordu, acıtmıştı bu kez. Sertçe ittim onu yolumdan, o ne olduğunu anlayamaya çalışana kadar kapıyı çarpmıştım bile. Koşar adımlarla attım kendimi sahilde alçalan güneşin altına, yakıcı olmayan sıcaklığını sığındım.
Denizden çıkmış saçlarını kurulayan Berkan'ın yanına doğru ilerledim gözlerim onu bulduğunda. Az önce yaşadığım şeyin üzerinde hiç durmadan dikkatimi dağıtacak bir şeye ihtiyacım vardı ve onun boşboğazı bunun için biçilmiş kaftandı. "Pişt." dedim karşısındaki şezlonga otururken. "Nerede herkes?"
"Son bir tur girelim dediler güneş batmadan." Saçlarını sallayarak üzerime su sıçratma çabasını görmezden geldim, keyfi yerindeydi. Gerçi neden olmasındı? Uzak mesafe sevgilisi yaz boyu ona olabildiğince vakit ayırmak için kendini yırtıyordu, yakın arkadaşları bir aradaydı. Şampiyon olmuştular, neşelerine diyecek yoktu ki.
Olabilirdi ama. Her zaman olurdu. Ana değil geçmişe ya da geleceğe bakmanız yeterdi keyfinizin kaçması için. Berkan'ın keyfini kaçıran da ben olacaktım ama mecburdum. "Kiralık mevzusu nedir?" diye sordum direkt. Detayları elbette biliyordum, resmi teklif bile kızlarla grubumuzda duruyordu ama o anlatsın istedim. Sıcak bakmıyor demişti Elisa. Neden sıcak bakmadığını açıklama şansı vardı, yoksa kafasına yiyecekti kenardaki şişelerden birini.
"İtalya'dan teklif var." Sakalını kaşıdı. "Bilmiyorum."
"Neden? Arin de İtalya'ya gidiyor. Gel işte."
"Sen de mi İtalya'ya taşınıyorsun?" Kalkan kaşı alaycıydı. O haklıydı, ne diyebilirdim ki. Yerim yurdum mu belliydi benim? Onun yanından kalkıp gitmek istemedim ama. Konuyu ben açmıştım, Berkan da kötü niyetli değildi. Alper öyle miydi, bilmiyorum. Zihnimin bir yerinde durmadan konuşuyordu ama durmadan. Suçluyordu beni geçmişimiz için. Bugün için. Varsın susmasındı, arasına katıldığı insanların seslerini bastırması bile şifaydı belki de.
Berkan'ın yanından kalkıp gitmezdim, gidemezdim. Onun hukuku başkaydı. Benim de ona söyleyeceğim ağır şeyler vardı hem. "Bilmiyorum." Geçiştirdim. Tatilden sonra nerede uyuyacağımı bile bilmiyordum. Bir otel olurdu, rastgele bir ülke. Ne fark ederdi ki?
"Önemli olan o değil. Elisa İtalya'da daha rahat gelir yanına. Büyük defilelerin birkaçı zaten orada. New York'taki sorumluluklarını Milano'dan da gayet yürütür."
"O mu söyledi sana bunları?" Kaygılı yüzü gerçekten sinirimi bozuyordu. "Sana da söyledi ya." dedim. Biliyordum tatile gelmeden önce tartıştıkları geceyi. İlk kez ağlatmıştı Elisa'yı. Sinirleri bozulduğu için olduğunu iddia ediyordu ama üzüldüğünü bilecek kadar iyi tanıyordum onu.
Ofladı Berkan. "Kavga ederken söyledi. Sanki kararım çok net olmalıymış gibi davranıyor. Ama değil işte. Arin'in bonservisini aldılar, beni kiralık istiyorlar. Eninde sonunda döneceğim yani. Galatasaray da önemli benim için-"
