first kiss and new destiny

1.1K 86 9
                                        

Oylayınn lüftennnn
-

Ertesi gün|

"Bence gerek yok. Boşuna geldik." Jungkook kendisine açılan kapı ile arabadan çıkmıştı. Büyük otopark da göz gezdirip gözlerini siyah gözlerle buluşturdu. Tam karşısında elleri siyah pantolonunun cebinde bir şekilde kendisinin itirazlarını dinleyen deltanın önünde geçti. Arkasından geleceğini bilerekten asla yerini bilmediği çıkış yoluna doğru ilerlemeye çalıştı.

Dün hastaneden döndükten sonra Jungkook derin bir uyku çekerken Taehyung askeriyeye giderek birkaç işini halletmişti. Ardından eve geldiğinde kendisini yatağına atarak uyumuştu. Yorucu gündü. Şimdi ise beraber AVM'ye gelmişlerdi.

"Ters yöne gidiyorsun." delta neden bu omeganın tribini çekiyordu bilmiyordu ama bundan isyancı veya itirazcı değildi. Birkaç adım uzaklık da olan küçük beden kendisine dönmüş sonra da kendinden tarafa doğru gelmeye başladı.

Beraber otoparktan çıkmışlar oldukça renkli ve gösterişli olan AVM'nin sensörlü kapısından içeri girmişlerdi. Diğer insanlar gibi durdurulup üstleri taranmamıştı. Çünkü herkes deltanın binbaşı olduğunu biliyordu. Jungkook büyük bedene gözlerini çevirmiş ve yanındaki adamla derinleşmeyecek bir sohbet içine giren maskeli yüzü izlemişti.

Kısacık sohbeti bitmiş olan deltanın gözleri yanındaki bedene dönmüş ve kendisiyle beraber ilerleyebilmesi için ince belinden onu desteklemişti. Beraber yüreyen merdivene binmişlerdi üst kata çıkabilmek için.

Jungkook'un durduğu noktadan alt katı tamamen görebiliyor oluşu mutlu etmişti. Taehyung da onun baktığı yere baktığında gerçekten ışıl ışıl parlayan ayıcıklar ve oyuncaklarla dolu alanın hoş durduğunu fark etti.

Yüzündeki maske ve kafasındaki şapkadan bunalmıştı şimdiden. Hafifçe maskeyi çekiştirmiş ve biraz öyle nefes alarak tekrar eskisi gibi takmıştı. Bu maske ve şapka olayı ise yaklaşık iki yıl önce kendisi yolda yürürken ona doğru terör partizanlarının ateş açmalarından kaynaklanıyordu. Korkusu yoktu ama yanındaki bedeni risk altına sokmamak için tekrar takmıştı.

Merdiveni çoktan aşmışlar ve herhangi bir giyim mağazasına girerek yanındaki omegaya uygun kıyafetler seçmeye çalışmışlardı. Burda daha çok crop tarzı kısa tişörtler vardı. Jungkook'un gösterdiği, üstünde tavşan desenleri olan tişörte baktığında gerçekten beyaz tenine çok yakışacağına kanaat getirmişti.

Birkaç tane daha o tarz tişört almışlardı. Jungkook her ne kadar başta gerek duymadığını söylese de şimdi gerçekten yanında kıyafet olmaması ve üstünde bulunan büyük gömlek ile ikna edilmişti. Taehyung sürekli sweatshirt veya bir tişört gösteriyor ve yakışacağına inanarak sepete koyuyordu. Bu gepete koyulan kıyafetlerden Jungkook'un haberi dâhi yoktu. Jungkook bu kadar kıyafeti ne zaman giyeceğini gerçekten merak ediyordu.

Burdan üç büyük poşet ile çıkmışlardı. Her üçünü de Taehyung taşıyor Jungkook birini vermesi için mızmızlanıyordu.

Taehyung'un gözüne kestirdiği bir peluş tavşan vardı. Bulunduğu yerden çok güzel duruyordu. Oraya doğru yönelip yanında yürüyen anlamsız bakışlarla onu takip eden bedene baktı. Kaşlarını çatmış ellerini önünde birleştirmiş minik adımlarıyla ilerliyordu. Şuan onu ısırmamak için zor duruyor gibiydi.

Jungkook'un gözleri gittikleri mağazadaki peluş tavşana kaydığı zaman gözleri fır dönmüştü. Heyecanla Taehyung'a göstermişti.

"Baksana çok tatlı!" Diye şakımıştı. Taehyung gösterdiği peluşu görünce dilini ıslatmış ve "Onu almaya geldik." diyivermişti. Jungkook mutlulukla kıpırdanırken gerçekten hayatında hiç bu an kadar mutlu olduğunu hissetmediğini hatırladı.

WTF?!  | TaekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin