red and black flowers'

757 63 10
                                        

Jungkook'un burnunu sızlatan hastane kokusu ve bedeninin her tarafının ağrıması durumun izahıydı. Kendisi daha ne olduğunu anlamlandıramamıştı. Ama köpürcük kemiğinde hissettiği sızının nedenini sorgulamak istedi bir süre. Lakin nerede olduğunu bile zar zor algılamıştı.

Hastanedeydi. Kafasını biraz çevirmiş ve uyuduğu rahatsız edici yatağa baktı. Ardından kafasını biraz daha çevirip koluna bağlı olan neredeyse bitmekte olan seruma gözleri takılmıştı.

"Güzelim..." duyduğu ses ile irkilmişti küçük beden. Hemen kafasını kaldırmış ve diğer tarafında endişeli ve yorgun gözleriyle onu izleyen deltaya bakmıştı.

"Neden buradayız?" son yaşanan şeyler kafasında film şeridi gibi geçince çatallı sesi daha da kısıldı. Tanrım... Şuan deltanın kendisini yok etmediği için dua ediyordu. Çünkü ondan izin almadan öpmüştü. Lakin o kendisine 'güzelim' diye hitap etmişti?

Taehyung ayağa kalkmış, yataktaki bedene eğilmiş ve dudaklarını küçük olanın alnına bastırmıştı. Bir süre bekledikten sonra üstüne eğildiği bedenin gözlerinin en içine baktı.

Deltası çok mutluydu. Yıllardır arayıp bulamadığı eşini burnunun ucunda tuttuğunu fark etti. Hem de eşini az çok tanıyor olması da kesinlikle büyük bir şanstı. En büyük kumarı ise eşinin güzelliğinde oynadığını fark etti.

Sanki eşini kendi seçmiş gibiydi. Çünkü onu gördüğü ilk günden beri güzelliğine bakmadan duramamıştı. Ona her yakınlaştığında deltası içinde kıpır kıpır hareketleniyordu. Ne kadar belli etmese de çoğu şeyi içinde yaşıyordu aslında.

Doktorla konuşmuştu çiçeklerin çıkmasını. Jungkook'un uzun zamandır bastırıcı aldığından ve kurdunun kendini belli edememesinden dolayı delta tanıyamamıştı güzel vitayı. Tenlerinin teması bile çiçeklerin filizlenmesine mani olamamıştı. Ama küçüğünden gelen beklenmedik bir öpücükle deltası her şeyi çözmüş ve güzel vitayı hapsolduğu karanlığından çıkarmıştı.

Jungkook Vitasının o durumda olduğunu duysa hüngür hüngür ağlardı belki de. Ama elinden gelen oydu. Bastırıcıdan başka çare bulamamıştı kendine. Yabancı bedenlerle tek gecelik ilişki kulağa berbat geliyordu.

Taehyung'un gözleri kararmış ve karşısındaki bedenin konuşmasına fırsat vermeden büyükce bir şehvetle yapışmıştı dudaklarına. Ayrılmak istemiyordu bu iki küçük et parçasından. Taehyung yatağa çıkmış ve küçük bedenin üstüne çıkmıştı. Dudakları fırsat vermeksizin öpüyordu.

Jungkook'un dolan gözlerinden akan yaşı görmemişti bile. Aşk öyle bir şeydi ki kör ederdi insanı. Bazen en yakınında olan biteni bile göremezdin.

Jungkook nefes almak adına kafasını yastığa gömüp kapanan gözlerini açtı. Gözleri daha da dolarken karşısındaki yakışıklı yüzün bulanıklaştığını fark etti. Jungkook sadece Taehyung'u öpmüştü ve şuan Taehyung Jungkook'u öpüyordu. Bu rüya gibi geliyordu kendisine. Ya da rüya olamayacak kadar güzel.

Küçüğün yanağına eline yerleştirip süzülen bir damlayı baş parmağıyla sildi delta. Yutkundu. Bir süre bekledi öylece. Gözleri karşısındaki bedenin yüzünde gezindi. İnceledi. En güzel kusurlarını buldu. Sonra tekrar gözlerinde kendini buldu. Yansımasına baktı.

Deltamız. Ona sarıl Jungkook çok ihtiyacı var.

Jungkook kızgınlığının ilk gününde duyduğu kurdunun sesini tekrardan duyduğunda içinde resmen sevinç çığlıkları attı. Çünkü bu kendisi için büyük bir ilerlemeydi. Sesini net bir şekilde duyduğu kurduyla iletişimini kesmemek için Tanrı'ya dua etti.

WTF?!  | TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin