♫: Bir De Bana Sor - Erol Evgin
Günler, haftalar geçmişti.
Abimlerin gidişinden, Draco'nun beni öpmesinden, bilekliği vermesinin ardından onunda gitmesinin üzerinden haftalar geçmişti. Günleri saymıyordum çünkü her şey belirsizdi - ve belirsizlik belki de şu hayatta en nefret ettiğim şeydi.
Hogwarts çok değişmişti, eskiden hepimizin yuvası olan, sıcak bir ortam olan Hogwarts, şimdi karanlık, soğuk ve her an tetikte olmamız gereken bir yere dönüşmüştü. Fazla öğrenci de yoktu zaten.
Snape'in müdür olmasıyla çok daha katı günler başladı. Yasak saati çok erkene alınmıştı, neredeyse odalarımızdan çıkmıyorduk. Sözde dersler işleniyordu, kimsenin ders dinleyecek hali yoktu zaten.
Üst üste yaşanan olaylarla birlikte elbette Snape'e karşı olan nefretim katlanarak artmıştı. Zaten başıma ne geleceğini bilmiyordum ve onun yüzünden bana ve sevdiklerime zarar gelebilirdi.
Yanımda sadece Adel ve Cedric vardı, zaten hiçbirimiz iyi bir kafa yapısında olmadığımızdan, sadece olabilecek ihtimalleri konuşup abimlerin iyi olmasını umut ediyorduk. Elimizden gelen buydu.
Nadiren gülümsüyor, küçük anların değerini biliyorduk.
Tutunabileceğimiz sadece birbirimiz vardık, bu yüzden birbirimizden pek ayrılmıyorduk.
Bu arada Adel'e veya diğer hiç kimseye Draco'yla haftalar önce aramızda geçen şeylerden bahsetmedim. Zaten ne olduğu tam olarak belli değildi. Hiç konuşamamıştık, bir şeylerin belli olması için konuşmamız gerekiyordu ancak o an, gerçekten konuşmaya vaktimiz olmamıştı.
Bu süreçte en büyük dayanağım, güçlü kalmamı hatırlatan ve sağlayan, ağlarken bakıp moral aldığım şey - bileklik. Draco'nun verdiği pusula imgeli bileklik.
Her baktığımda Draco'nun yanımda olduğunu, bana güvendiğini hissettiğim için bir kaçış noktası haline gelmişti bu bileklik. Arada küçük pusula imgesini açıp oldukça küçük harflerle yazılmış cümleleri tekrar tekrar okuyordum:
"All the leaves are brown
And the sky is gray
I've been for a walk
On a winter's day"
Garip bir şekilde huzur veren bu sözler, bana umut sağlıyordu.
Hogwarts'ın üzerimize üzerimize gelen bu havasında, abimlerden veya diğer sevdiklerimizden haber almaya çalışıyor, bulduğumuz en küçük bilgiyi, duyduğumuz her dinletiyi özenle inceliyorduk.
Çok şükür ki henüz ölenler veya yaralananlar duyurularında bir tanıdığımız yoktu. Ha, Alastor Moody hariç... Bunun hakkında konuşmak bile istemiyorum, zaten biz kovukta Yedi Harry Potter ve diğerlerini beklerken aldığımız haber, şimdi tekrar duyunca acımızı filizlendiriyordu.
Savaşın yaklaştığını biliyorduk. Ancak zamanı gelene dek, bundan bahsaetmemek sanırım en iyi seçenekti.
*
26 Kasım 1997
Snape tarafından sorguya çekildim. Ona hiçbir şekilde cevap vermediğim için birkaç doğruluk iksiri içirtti. Yine de bende yeterli bilgiyi bulamayınca kestirip attı. Aptal herif.
17 Ocak 1998
Doğum günümdü. Adel ve Cedricle küçük bir pastayla sessizce kutlamıştık. Uzun zaman sonra böyle küçük bir an iyi gelmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝐅𝐨𝐫 𝐚 𝐏𝐨𝐭𝐭𝐞𝐫 𝐆𝐢𝐫𝐥 | 𝐃𝐫𝐚𝐜𝐨 𝐌𝐚𝐥𝐟𝐨𝐲
Fanfiction❝O halde sen de benim yıldızım olur musun Alice?❞ Draco nefret ettiği Harry Potter'ın kardeşine tutulunca, gözleri açılmıştı sanki. Kendini neresi olduğunu anlamadığı bir yerde bulmuştu. Yeşil gözlü kızın kalbinde. Şimdi ise belki de babasını ve ail...
