Chapter Twenty Two - ❝Romeo and Juliet❞

747 42 11
                                        

: Beni Aşka İnandır - Kolpa

Alice: Aynen abi aynen.

Harry: Ya ne var? Belki bu sayede sınavı geçeriz? Siz sınavı geçmek istemiyor musunuz yoksa? İkinizinde istediği şu derside geçip tüm dersleriniz iyi bir şekilde yılı bitirmek.

Alice: Abiciğim, tabii ki istiyoruz ama sence bu mümkün mü? İllaki bir profesör bizi yakalar. O kadar kolay bir şey değil. Yakalanırsak neler olur, bir düşünsene. Yani muggleların yanında değiliz, büyücü ve cadılar var bu okulda, yaptıkları büyülerle illaki yakalarlar bizi.

Ron, Hermione, ben ve abim dersten sonra sohbet etmek için sınıfta kalmıştık. Abim Kehanet Dersi'ni geçmek için sınav sorularını çalmayı planlıyordu. "Belki bu şekilde dersten geçeriz." Diye düşünüyordu ama imkansız. Zaten Hermione'yle ben böyle kötü bir şeyi yapmayız.

Harry: Bana 1. Sınıfta gelen görünmezlik pelerinini ne çabuk unuttun sen?

Alice: Abi, illaki yakalanacaksın görünmezlik pelerinin olsun olmasın. Trelawney şu muggle işi cevap kağıdının yerinde olmadığını anlayacak.

Harry: O kadın kafadan gidik Alice. Hiçbir şey anlayamaz zaten kafayı bozmuş yani birde cevap kağıdının çalınıp çalınmamasına mı bakacak?

Alice: Vazgeç şu işten. Sen yapsan bile biz yapmayacağız.

Harry: Aman be! Ne haliniz varsa görün! Bir fikir verdik belki geçeriz dersi diye ama dinleyen kim...

*

Ertesi gün Büyük Salon'da oturmuş, yemeklerin gelmesini beklerken Slytherin masasına baktım. Draco ve grubu yoktu. Klara oradaydı, bana el salladı ben de ona el salladım. Derken Büyük Salon'un kapısı açıldı, Draco ve grubu gelmişti. Draco'nun gözleri bir şeyi arıyordu, en sonunda gözleri benim üstümde durunca gülümsedi. Crabbe, Goyle, Pansy ve Adrian'a bir şeyler söyledi ve onlar Slytherin masasına gittiler. O ise benim yanıma geldi. Sorar gözlerle ona baktım. Elinde iki tane elma vardı. Yeşil elma.

Draco: Bahçedeki büyük elma ağacının elmaları çok güzeldir. Hep yememden de anlamışsındır zaten. Büyük Salon'a gelirken kendime alırken sanada bir tane aldım. Al.

Elindeki elmayı aldım. Önce elmaya, sonra ona baktım ve gülümsedim, o da karşılık verdi.

Alice: Teşekkür ederim.

Şuan abimlet burada olmadığı için bu kadar rahat davranabiliyorduk. Derken abim ve diğerleri de Büyük Salon'a girdi. Draco onların bu tarafa geldiğini görünce telaşla,

Draco: Oww... Sanırım gitmem lazım. Hoşçakal, elmayı yemeyi unutma!

Dedi ve gitti. Elimdeki elmaya baktım ve tekrar gülümsedim. Elmadan bir ısırık aldım. Gerçekten güzeldi. Draco, ağzının tadını biliyormuş.

Ron: Hayırdır Alice, neden psikopat gibi elmaya bakıp sırıtıyorsun?

Bozuntuya vermemeye çalıştım.

Alice: A, yok bir şey canım. Tadı güzelmiş ondan sırıttım.

Ron: İlginç...

Adel: Hemde çok ilginç. Çünkü eğer yanlış görmüyorsam Malfoy'un elindede aynı elmadan var.

Eyvah... Yakalandık!

Alice: Aa, öyle mi... Hiç fark etmemiştim.

Dedim sanki haberim yokmuş gibi. Aynı andada Draco'nun olduğu tarafa baktım.

Adel: Anlamamazlıktan gelme Alice, o elmayı sana Malfoy verdi, değil mi?

Alice: Hayır, ne alaka? Ben gelirken canım çekmişti aldım. Draco hep yiyor zaten, biliyorsunuz. Denk gelmiş işte.

𝐅𝐨𝐫 𝐚 𝐏𝐨𝐭𝐭𝐞𝐫 𝐆𝐢𝐫𝐥 | 𝐃𝐫𝐚𝐜𝐨 𝐌𝐚𝐥𝐟𝐨𝐲Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin