♫: Son Seslenişim - Yüzyüzeyken Konuşuruz
Yine Büyük Salon'daydık. Ama bu sefer, birkaç saat öncesine kıyasla hepimizin yorgun yüzünde bir gülümseme, açık yaralarımızda sargılar, birbirine yaslanmış, ellerinde çorba olan huzurlu insanlarla dolu bir Büyük Salon'daydık.
Voldemort'un öldüğünü, Potter'ın yaşadığını duyduğumuzda resmen küçük çocuklar gibi sevinmiş, yaptıklarımızın karşılık bulduğunu fark etmiş ve bir kez daha yüzlerimiz mutlulukla parlamıştı.
Savaş bitmişti. Kazanmıştık. Biz kazanmıştık.
Şu an Büyük Salon'un iskemlelerinden birinde, Alice ve ben, ikimizinde omuzlarına sarılı bir battaniyeyle birbirimize yakın, omuzlarımız birbirine değerek oturıyorduk.
Alice'in kafası benim omzuma yaslanmıştı. Herkes gibi dinlenirken arada saçlarını ve yüzünü okşuyor, ona bu kadar yakın olmayı seviyordum.
Alice'in anlatımıyla
Başım Draco'nun omzuna yaslıyken biraz önümüzde aynı bizim gibi oturan Adel ve Cedric'le buluştu bakışlarım. Ayağa kalktım, Draco da benle birlikte kalktı. Onlara yaklaştım.
Alice: Adel...
Birbirimize kocaman sarıldık yorgun nefeslerimiz arasında.
Adel: Alice... o kalabalıkta seni kaybettikten sonra bir daha asla rastlamadım. Neyse ki Cedric'le beraberdik.
Geri çekilip yüzüne baktım, hafifçe gülümsedim.
Alice: Sevindim.
Adel: Ya sen? Çok yaralandın mı?
Alice: Yo, hayır... Emin ellerdeydim.
Draco'ya bakıp gülümsedim. Dağınık saçları gözlerini hafiften örterken o da bana gülümsedi, Adel'e döndüğümde ise dudaklarında küçük bir sırıtış olduğunu fark ettim. Gülümsedim. O da biliyordum, der gibi başını salladı.
Draco elimi tuttu ve kendi yerimize geri dönerken birbirimizin elini hiç bırakmadık.
Fred'i, George'u, Ginny'yi, Luna'yı ve diğer herkesi gördüm, konuştum, onlarla rahatlıkla gülümseyerek konuşmak, her zamankinden daha özel hissettiriyordu.
Hermione ve Ron Büyük Salon'dan içeri girdi. Onlarında elleri birbirlerine kenetlenmişti, savaşı kazandığımız için onlar da mutluydu elbette. Ancak abimi hala görmemiştim ve meraktan çatlıyordum, onu görmek, sarılmak ve bir daha hiç bırakmamak istiyordum.
Hermione ve Ron birlikte yanımıza geldiler, tam önümüzde durdular.
Önce Hermione fark etti kenetlenmiş ellerimizi, gülümsedi, onaylayıcı bir bakış aldığımdan emin oldum. Ona sarıldım.
Hermione: Sana bir şey olmadığı için çok şanslıyım.
Alice: Ben de öyle... Ve, Ron,
Ona da sımsıkı sarıldım.
Alice: İyi ki varsın, Havuç.
Ron geriye çekilip elleriyle saçlarımı karıştırdı.
Ron: Sen de, Havuç. Fred'i kurtardığın için teşekkürler, yaptığının ne anlama geldiğini bilemezsin...
Kolunu sıktım, hafifçe gülümsedim.
Ron: Ve, sana da teşekkürler, Malfoy. Veya Draco, bilmiyorum, Alice'i tekrar kazandığına göre Draco diyebiliriz belki ama sanırım onu üzdüğün günleri de unutamam.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝐅𝐨𝐫 𝐚 𝐏𝐨𝐭𝐭𝐞𝐫 𝐆𝐢𝐫𝐥 | 𝐃𝐫𝐚𝐜𝐨 𝐌𝐚𝐥𝐟𝐨𝐲
Fanfiction❝O halde sen de benim yıldızım olur musun Alice?❞ Draco nefret ettiği Harry Potter'ın kardeşine tutulunca, gözleri açılmıştı sanki. Kendini neresi olduğunu anlamadığı bir yerde bulmuştu. Yeşil gözlü kızın kalbinde. Şimdi ise belki de babasını ve ail...
