Chapter Fifty Four - ❝Love Triangle❞

279 15 21
                                        

Gözler beni arar,

Kalbin onu düşünür.

Tercih yap sonra,

Üç kalp birden ölür.


*

♫: Üç Kalp - Hepsi

Slughorn: Evet, çabuk iksir kitaplarınıza odaklanın! Birazdan ben değil siz yapacaksınız.

*

Slughorn: Bayan Potter?

Elim yanağımda, sınıfta bir yere odaklanmış sıkıntıyla bakarken, Slughorn'ı dinlemiyor, hatta bana seslendiğini fark etmiyordum.

Slughorn: Bayan Potter!

Bir anda irkildim.

Alice: Ha?

Slughorn'a baktım.

Alice: Efendim Profesör?

Slughorn: Aklınız nerede acaba? Hiç katılmadınız derse, sizi çağırdığımda bakmıyorsunuz.

Alice: Ah, ben şey... Özür dilerim Profesör... Dalmışım da...

Nefes verdim.

Slughorn: Pekala, derse devam edelim. İşte bu yüzden...

Slughorn'ın beni uyarmasından sonra, Draco'nun bana baktığını gördüm. Tepkisiz şekilde bakıyordu. Ben de ona baktım. Sonra kafasını çevirdi. Önüne baktı.

Yine elimi yanağıma yaslayıp uzaklara daldım. 1 haftadır böyleydim. Draco'nun bana şemsiyeyi verdiği o günden beri. Sürekli düşünüyordum o anı, evet aptalcaydı ama kafamdan çıkaramamıştım. Neden yapmıştı? Beni hala cidden önemsiyor muydu? Acaba Hermione'nin dediği gibi, o Japon efsanesini düşünüp mü vermişti o şemsiyeyi?

Neyse ki Matthew'ın yanında bu halimi pek belli etmiyordum. Onla ilişkimiz iyiydi.

Bu arada şemsiye yanımdaydı. Neredeyse her an yanımda taşıyordum çünkü en küçüj boşlukta Draco'ya şemsiyesini geri vermek istiyordum. Şimdi de yanımdaydı, bir umut, bir boşlukta onu yalnız bulup verebilirim diye. Sıranın yanına dayamıştım.

Tabii onu bulabilir miydim, o da meçhuldü çünkü son zamanlarda dersler dışında resmen Draco'yu hiç görmüyordum. Abimin "ölüm yiyen şüpheleri" bu yüzden daha da artmıştı hatta. -biz ona hala tam olarak inanmıyorduk-

Zil çaldı. Hermione ve Adel dersten çıkmak üzere eşyalarını topladılar.

Adel: Alice, hadi.

Alice: Hm? Yok, ben gelmeyeceğim.

Adel: Niye?

Alice: Öyle işte. Canım pek istemiyor. Siz gidin. Ben derste size katılırım tekrar.

Adel omuz silkti.

Adel: İyi madem, sen bilirsin.

İkisi sınıftan çıktı.

Ben Slytherinlerin olduğu yöne tekrar kafamı çevirdim. Draco gitmemişti. Şaşırtıcıydı. Bir umut onu tek yakalarım diye bekledim. Elim şemsiyedeydi.

Yanında Blaise Zabini ve Theodore Nott vardı. Blaise bir şeyler anlatıyordu. Fakat Theodore dışında kimse -yani Draco- onu dinlemiyordu. Draco düşünceli düşünceli yere bakıyordu.

𝐅𝐨𝐫 𝐚 𝐏𝐨𝐭𝐭𝐞𝐫 𝐆𝐢𝐫𝐥 | 𝐃𝐫𝐚𝐜𝐨 𝐌𝐚𝐥𝐟𝐨𝐲Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin