♻Deniz Tekin- Böyle
"Gözlerinin daldığı yerdedir gökyüzün."
2.Bölüm;
Annemin sinirli bakışlarına aldırmadan, yoğun yağmuru önemsemeyip yavaş adımlarla apartmanın kapısına doğru ilerledim.
Ona açıklama yapmak zorunda değildim, bunu biliyordum. Şu ana kadar yaptığımız şeyi yapıp birbirimizi yok sayacaktık yine.
Asansörün düğmesine basıp beklemeye başladım. Kapılar açıldığında karşı komşumuz Rukiye abla asansörden çıkıyordu. Hafifçe gülümseyip bana baktı.
"Nasılsın kızım, iyi misin?" dediğinde onu umursamayıp asansöre bindim ve yedi tuşuna bastım. Ağzı hafif aralık bir şekilde bana bakarken cidden onu umursamıyordum.
Biliyorum, hepiniz yaptığım şeyin yanlış olduğunu söyleyeceksiniz fakat sizi de umursamıyorum.
Kim babasıyla boşanması için annesini dolduran ve annesiyle babasının boşanmasında büyük rol oynayan biriyle konuşurdu ki? Şahsen ben değil.
Asansör kapısının açıldığını belli eden zille kapının önüne geldim. Yağmurda ıslanan fakat arabanın kaloriferi nedeniyle şu an nemli olan çantamın içerisinden anahtarı çıkardım. Şu kapıdan içeri girmek şu an istediğim son şeydi fakat mecbur olmak bir yerde insanı kesinlikle kısıtlıyordu. Kapıyı açıp içeri geçtikten sonra tekrar kapattım.
Anahtarı tekrar çantaya atıp odama doğru yol alacaktım ta ki annem karşıma çıkıp soru soran bakışlarını üzerime dikene kadar.
"Kimdi o arabasından indiğin adam?" Aslında bunun cevabını henüz ben de bilmiyorum o yüzden bu soruyu es geçiyorum. Cevap vermediğimi görünce parmaklarını hafifçe koluma sardı.
"Mavi, bana cevap ver! Kimdi o adam?" Hızlıca kolumda duran elinden silkelenip kurtuldum.
"Sakın! Bir daha bana sakın o şekilde hitap etme! On dokuz yıl boyunca ilgilenmeyip şimdi babamın repliklerini çalıp ilgili anne havaları takılma bana! Duydun mu beni?"
Şaşkın bakışlarını üstüme diktiğinde, koridorda ona cevap vermeden ilerleyip odama girdim.
⚫
Banyodan çıkıp kurulandıktan sonra üzerime gri polarımı ve siyah taytımı geçirip kendimi yatağa attım.
Yorgunluk hissediyordum ama bu kesinlikle bedensel değildi. Ruhen öylesine bitiktim ki diğer şeyleri göz önünde bulunduramıyordum bile.
Karşımdaki duvara göz attığımda yediye geldiğini gördükten sonra yatakta hızlıca doğrulup etrafta telefonumu aramaya başladım.
Nereye koymuştum şu lanet şeyi?
Kirli sepetinin içine attığım kıyafetlerin ceplerine baktım ama yoktu. Hızlıca banyodan çıkıp odaya göz attım.
Komodinin üzeri, çekmeceleri, kitaplığın çekmeceleri, yatağın altı, pikenin altı, tekli koltuğumun altı, çantamın içi. Allah kahretsin! Yok, yok işte.
Gözlerimin dolduğunu hissettiğimde derin bir nefes aldım. Tamam İlay, panik yapma ve sakince düşün. Şimdi ilk önce telefonumu en son nereye koydum?
Kafeden çıkarken montumun cebine koydum.
İyi ama belki de beş kere baktım yoktu orada. Peki hiç cebimden çıkardım mı?
Hayır çıkarmadım.
O zaman nerede bu telefon? Kesin düşürdüm. Ben biliyorum, ben bu kadar aptalken düşürmemem garipti zaten. Tekrar saate baktığımda saat sekize geliyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mavi'nin Kusuru
Romansa❝Bu hayaller seninle kuruldu, bir başkasıyla yaşanır mı?❞ ©Tüm Hakları Saklıdır || Glintbroken
