3 . BÖLÜM

147 17 5
                                    

Bir yerde okumuştum " yaşadığı yerden kaçmak isteyen insan mutsuz insandır " diye yazıyordu. O zamanlar anlamamıştım bu sözün anlamını ama şimdi çok iyi anlıyorum. Burdan kaçmak istiyordum. Bir daha gelmemek üzere kaçmak. Belki de bu yüzden kabul ettim bu evliliği. Buğra ve o kız bahaneydi. Yıllardır bana kucak açmayan bu şehirden kaçıp bilmediğim bir yere yerleşicektim. İçimde kopan fırtınaların rüzgarına kapıldım savruluyorum sağa sola. Bunu ben istemiştim. Sonuçlarına da katlanacaktım.

Son kalan bir kaç parça elbisemi de valizin içine gelişi güzel koydum. Tekrar boşaltacağım valizi özenle onarmak içimden gelmiyordu. Kıyafetlerimin çoğunu burada bırakıyordum. Onlara ihtiyaçım yoktu. Takılarımın başına gittiğimde annemin kolyesini boynuma taktım. Onu burada bırakıp gitmek içime sinmiyordu. Tuvalet masasının üzerinde ki herşeyi valize doldurup valizin ağzını kapattım. Laptopu çantasına koyup odadan çıktım. Melek ve sevde eşyalarımın üzerine örtü örtmüşlerdi. Beni görünce yanıma geldiler. Melek gözyaşlarını silip bana sarıldı.

" daha dönüşün var. Her şey çok geç olmadan dönebilirsin. "
Melek' in umut dolu bakışlarını görmemek için başımı eğdim.

" olmaz meleğim dönemem artık. Böylesi benim için daha hayırlı olucak belki de"

Kendim bile inanmıyordum sözlerime. Sevde sıkıca sarılınca bana kendime gelmiştim.

" biz hep yanındayız. Ne zaman mutsuz hissedersen bizi arayabilirsin. "

" Nesrin teyze ye selam söyleyin. Düğün günü belli olunca size haber veririm. "

Sevde den de ayrılıp kütüphaneme geçtim. Kitaplığım bomboştu. Benim ihtiyaçım olan kıyafetler değil kitaplardı. Ağa bozuntusu o gün beni incittiği için konakta bir kütüphane yaptırdığını söylemişti. Kolumu nasıl sıktıysa morarmıştı. Kızlar morluğu gördüğü için bu evlilik kararıma karşı çıkıyorlardı. O günün üzerinden bir hafta geçmişti ama hatırladıkça bir şey canımı acıtıyordu. Başımı iki yana sallayarak odadan dışarı çıktım alacak bir şeyim kalmamıştı. Salona girdiğimde Melek Sevde ve Tuğra oturuyordu. Salonun kapısının önünde valizim ve laptopum vardı. Tuğra beni salona girince ayağa kalktı.

" hazır mısın? "

Ses tonu ve gözleri hâlâ pişmanlıkla doluydu.

" hazırım. "

dediğimde sıkıntı ile nefes aldı. Başka bir şey söylemeden valizimi ve laptopumu alıp salondan çıktı. Bende kızlarla birlikte peşinden evden çıktık. Ben kızlarla vedalaşırken yanıma geldi. Bir elini belime koyup beni kendine çekti.

" istediğiniz zaman gelebilirsiniz. Konağın kapıları size her zaman açık. Buğlemim ne zaman isterse biz de geliriz zaten. "

diyerek lafa karıştığın da Melek ona karşılık verdi.

" eğer Buğlemin canını yakarsan seni kendi ellerim ile öldürmek için gelirim o konağa. Buğlemi üzme. "

Belimde ki elini omzuma atıp beni kendine çekti.

" asla böyle bir şey olmayacak. "

Başımı omzuna yasladım. Güvenmek istiyordum. Ben başımı yaslayınca daha da sıkı sarıldı. Bir süre sonra ayrılınca gülümseyerek elimi tuttu. Birlikte arabaya bindik. Sabah annemi ziyaret ettiğim için mezarlığa uğramadan dedemin malikânesine gidiyorduk. Yol boyunca Tuğra tuttuğu elimi hiç bırakmadı. Malikâneye geldiğimizde önce arabadan kendisi indi sonra elini bana uzattı. Bu sefer ben tuttum elini. Araçtan inince kapının önünde bizi Hasan beyler yani Tuğra'nın babası ve ailesi bekliyordu. Dedemle ve Cansu hala ile vedalaşıp tekrar yola çıktık. Ama kısa bir süre sonra araba yine durdu. Camdan dışarıya baktığımda mezarlığın önünde olduğumuzu gördüm. Şaşkınlıkla Tuğra'ya döndüm.

KORKMAMAYI ÖĞRET (BUĞLEM)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin